Çekirdek Aile !..

TeFaNi1

Talebe
Çekirdek aile, dünya çapında bir aile nasıl olur?


Hekimoğlu İsmail

Bir arkadaşla sohbet ediyorduk. Dedim ki: "Arkadaşlar arsa, daire aldıkça çoluk çocuğunu haberdar ediyorlar.

Onları sevindirmek istiyorlar. Yaş ilerliyor, mal artıyor... Ahiret yolculuğu başlıyor. Hiç değilse malımdan bir kısmını hayır işlerine vereyim dediği an, kıyametler kopuyor. Çocuklar büyümüş, hepsi düğün parası, sermaye vs. istiyor. Hepsinin arabaya, yazlığa ihtiyacı var. Hepsi konfor içinde yüzmek niyetinde. Kaç kişi hayra hasenata razı olur? Adamcağız da bu yaşta kavgayı gürültüyü göze alamaz. Dolayısıyla kendi malını dilediği yerde kullanamaz. Anlar ki, esirim..."

Yanımdaki arkadaş dedi ki: "Ağabey, ben senin anlattığın gibiyim. Beş kuruşumu bir yere veremiyorum."
İçimden asrî köleler ibaresi geçti. Pek çok kimse kasada can veren zengine benziyor. Kimisi maddeten kimisi manen ölüyor.

Minyeli Abdullah romanı çıktıktan sonra Mahir İz hocam bana bir mektup yazıp göndermişti. Mektupta şöyle diyordu: "Minyeli Abdullah hamallığa devam edemez, sosyal seviyesini yükseltmek zorundadır. Apartmanlara karşı çıkılamaz. Parası olan apartman yapsın, mobilyalar alsın, bunların zekatını versin."
Hocamın mektubu doktorun attığı neşter gibiydi; acıttı amma şifa oldu...
Para bir alettir, kullanıldığı yere göre değer alır.

Para kazanıldığı yere ve harcandığı yere göre değer alır. Materyalistlerin putlaştırdığı parayı Müslümanlar esir alıp İslam'ın emrine sokacak...

Aile çerçevesi içinde kalmak... Ev, mobilya, araba, yazlık, arsa, servet... Komünistler, din düşmanları, masonlar, dünya çapında aile olmaya çalışırken, Müslümanlar çoluk çocuğun arasında kayboluyor... Misafirlik denilen evcilik oyunlarını da hizmet sanıyorlar. Halbuki "kimin himmeti milleti ise, o tek başına bir millettir."

Ziyafetler ziyareti öldürdü. Bir arkadaşı ziyarete gideceğiz, düşünüyoruz, ziyaretimiz öğleye akşama denk gelmesin. Çünkü yemek zamanı gidersek, arkadaş kalkıp pirzola, tatlı, yoğurt alacak ki bize yedirsin. Şahane bir sofra hazırlıyorlar, yiyoruz içiyoruz, kalkıp eve dönüyoruz. Biz gidince, evin hanımı bulaşıkları yıkıyor, evi derleyip topluyor. Kocasına diyor ki: "Bir daha kimseyi çağırma!" Kocası da diyor ki: "Bu hizmettir, böyle devam edecek!" O da, "Devam etmez!" diyor, başlıyorlar inatlaşmaya... Sonra da dargınlık.

Müslüman aile İslam'ın derdini kendine dert edinirse dünya çapında aile olur. Bir insan ulvi dertleri kendine dert edinmiyorsa, süfli dertler kendisine müptela olacaktır!.. En büyük meselemiz, imanımızı kurtarmaktır...
Bediüzzaman Hazretleri, "Karşımda bir yangın var, içinde evladım yanıyor." derken, Müslümanların evinde kaybolması anormalliktir.

"Ne baş yedi, ne kan içti bu meydan...

Bu meydan âşıktan canını ister...." (Necip Fazıl)
 

akna

Talebe
Allah cc razı olsun kardeşim
çok ehemmiyetli ve güncel bir probleme değinilmiş
çok da güzel ifade ettirilmiş elhamdülillah
aklıma Abdullah Yeğin Ağabey ile ilgili okuduğum bir hatıra geldi
aklımda kaldığınca paylaşmaya çalışayım
şöyle anlatıyor kendisi:
"Üstadı yeni tanıdığım zamanlardı, o zamanlar lise talebesiydim
bir yere iftara çağırmışlardı birlikte gittik
sofrada o kadar israfa kaçılmıştı ki Üstad Hz. oturmadı
bende gencim tabii onun gibi düşünmedim
oturdum bir güzel karnımı doyurdum
oradan ayrıldıktan Üstad Hz. beni öyle fırçalamıştı ki anlatamam" diyor
O günden sonra Abdullah Yeğin Ağabey az yemesi ile bilinmiş..

Kişinin değeri değer verdiği şey kadardır
hepimizin takkemizi önümüze koyup düşünmemiz lazım
neye ne kadar değer veriyoruz
bizim değerimiz ne kadar?
 

LEVLAK

Talebe
Allah razı olsun TeFaNi kardeş çok güzel bir paylaşımdı. Özellikle şu misafire ikram konusu benim de çok dertli olduğum bir konu (yanlış anlaşılmasın ikram etmekten dertli değilim, ziyarete gittiğim evin sahibine sıkıntı vermekten ve bu sebepden dolayı da herkesi gönül rahatlığıyla ziyaret edememekten şikayetciyim.) misafire evinde olanların en güzelleriyle ikram edilmeli (israfa girmeden) elbette, ama ziyaret için gittiği evin sahibini ikram ettikleriyle değerlendirenler var. Ahh nerede o eski ziyaretler diyecem, ama onlarıda yaşamadımki :D anlatılanlardan biliyorum sadece. Mesela günler öncesinden haber verilmezmiş (şimdiki gibi) ev sahibine rahatsızlık verilmesin diye. Aynı mahallede oturanlar hergün birinin bahçesinde toplanırlar ve ince düşünceli olan o insanlar aralarında durumu iyi olmayanlarıda düşünerek çayını, şekerini vs yanlarında götürürlermiş ve sadece durumu iyi olmayanlara değil herkese götürürlermiş ki o insan içlerinde utanmasın. Şimdi de bu tür durumlarda yük olmayayım düşüncesini taşıyanlar var, ama eskisi gibi yardım etmeyi değil, o insanla görüşmemeyi tercih ediyorlar. Neyse uzattım galiba çok üzülürümde ben öyle insanlara :029:konuyu görünce dayanamadım.
 
Üst