Cennete ilk girecek kadın

ebrar172

Talebe
kim kimin kahrını çekiyor yahu,, kadın dünyada istekleri bitmiyor adamın canını yiyor bi de cennette mi yiyecek..

30 tane olduğu halde,,, doğru düzgün bi eşarbım yok, bi aydır aynı eteği giyiyorum, neden 7. tuniğim olmasın? alt tarafı 4 çift ayakkabım var bunu da alsak ne olur? bu badi de güzel ama bu da güzel ama şu da çok güzel aşkıııımmmmm hepsini alalımmmmmmm, onların var bizim neden yok, bu alışverişimi neden büyütüyorsunki bunlar makyaj malzemesi tabi pahalı olacak.. ayy bu çanta ne tatlııı alalımm mııııı...

bunu bi de cennette düşün sen, aşkıımmmm şu köşk falancanın mış ne güzel dimi merdivenleri altından, bizimkisi neden gümüşten ? ama ama ama aşkımmmmmm... bak falancanın 5 hurisi var senin neden 7 ? hııı cevap ver...

zavallı erkekler acıyın yahu... Merih nerdesin destek ol bana :)



Tarihci bu bahsini ettiğiniz cinsten kadınlar var evet...fakat kaçta kaç acaba yani büyük bir kısım kadın akşam evlerinde çocuklarına ne yedireceğini düşünürken ,bulduğu her temizlik işine merdiven silmeye v.s giderken...kahvehanelerde ağzında sigara sabahtan akşama oturup..akşam olunca eve eli bomboş gelip (nasıl olursa kahveye hep para bulur bu tipler )
birde evde kadın a elinden gelen zulümü yapan çocuklarını döven sövüp sayan...ailesine dünyadaki hiç kimsenin yapmayacağı zulumü kötülüğü yapan o kadar çok erkek varki maalesef bu ülkede hatta sadece bu ülkede diil bu dünyada...erkekler bir sıkıntı anında evden çeker gider kimi arabasına binip gider kimi yürüyerek fark etmez..kadın evde çocukları ve sıkıntılarla başbaşa kalır..inanın bana 4-5 yıl aynı ayakkabıyla aynı mantoyla gezen kadınlar tanıdım...bunuda geçelim sizin dediğiniz kadın tipi bu gibi şımarıklıkları ancak nişanlıyken veya evlendiktten 2 yıl sonrasına kadar yapabilir ondan sonra sökmez yok aşkım şunu alsak bunu alsak...inanın sökmez..kanıtlanmış birşey bilirsem..erkekler evlendikten sonra % 100 değişirler..hatta kuzenimin eşine birgün demiştim nasıl bu kadar değişebilir insan diye...eniştemiz yani..demiştiki ee o zamanlar tabiiki her sözüne evet diyordum çünkü nişanlıydık...daha bişey dememe gerek yok sanırım..biraz düşünün evde bir sıkıntı olduğunda en çok çırpınan kim..annenizmi yoksa babanızmı...:cool:

kavga çıkarmak değil kastım..:)
şudur anlatmaya çalıştığım insan ın iyisine kötüsüne denk gelmek vardır..kadın erkek her iki cinsinde iyileri vede kötüleri var...her iki cinsinde unutmayın...fakat kadınlar her zaman daha fedakardır..inanın..
 

þualar

Active member
Tarihci bu bahsin i ettiğin iz cinsten kadınlar var evet...fakat kaçta kaç acaba yani büyük bir kısım kadın akşam evlerinde çocuklarına ne yedireceğini düşünürken ,bulduğu her temizlik işine merdiven silmeye v.s giderken...kahvehanelerde ağzında sigara sabahtan akşama oturup..akşam olunca eve eli bomboş gelip (nasıl olursa kahveye hep para bulur bu tipler )
birde evde kadın a elinden gelen zulümü yapan çocuklarını döven sövüp sayan...ailesine dünyadaki hiç kimsenin yapmayacağı zulumü kötülüğü yapan o kadar çok erkek varki maalesef bu ülkede hatta sadece bu ülkede diil bu dünyada...erkekler bir sıkıntı anında evden çeker gider kimi arabasına binip gider kimi yürüyerek fark etmez..kadın evde çocukları ve sıkıntılarla başbaşa kalır..inanın bana 4-5 yıl aynı ayakkabıyla aynı mantoyla gezen kadınlar tanıdım...bunuda geçelim sizin dediğiniz kadın tipi bu gibi şımarıklıkları ancak nişanlıyken veya evlendiktten 2 yıl sonrasına kadar yapabilir ondan sonra sökmez yok aşkım şunu alsak bunu alsak...inanın sökmez..kanıtlanmış birşey bilirsem..erkekler evlendikten sonra % 100 değişirler..hatta kuzenimin eşine birgün demiştim nasıl bu kadar değişebilir insan diye...eniştemiz yani..demiştiki ee o zamanlar tabiiki her sözüne evet diyordum çünkü nişanlıydık...daha bişey dememe gerek yok sanırım..biraz düşünün evde bir sıkıntı olduğunda en çok çırpınan kim..annenizmi yoksa babnızmı...:cool:
;):)İşte bu...
 

Tarihci

Marmara Tarih
bunlara zaten ben de katılıyorum, nasıl ki butun kadınlar böle istekleri bitmeyen türden olmadığı gibi bütün erkekler de kahvede zaman öldürüp evde karısına zulmetmiyor. iki cinsinde elbette iyileri ve kötüleri var. amenna..

daha evvel başka bi konuydu sanırım, ayrılıklarda daha ağır darbe alanın kadın olduğunu söylemiştim.

yukarda tasvir ettiğim tip, uç örneklerden biri elbette tüm kızlar öyle değil. hatta bazen erkek kendini bişeyler almak için kasar kız der gerek yok almayalım. herneyse bu konuda hem fikiriz zaten.

tabi şaka mahiyette yazdım bu kız tipini, hepberaber gülelim diye..

ama nedendir bilinmez bu kızların üstlerine alınma huyları var :) yahu ben en kötüsünden bahsediyorum, sizlerin öyle olmadığını zaten tahmin edebiliyorum. lafım sizlere değil böyle olanlaradır ama nedense kendi üstünüze alınıyorsunuz.. hemen kötü olanları müdafaaya girişiyorsunuz..

bakın ne güzel anlatmışsınız, erkek içkici kahveye takılıyor parayı kahvede oyuna harcıyor eve karısına çocuklarına zulmediyor... vs vs vs.......
bu kötü örneklerden biri..

peki ben size bunun savunmasını yapıyormuyum? hayır çünkü bu doğru ve ben de böyle biri olmadığıma göre üstüme alınıp müdafaaya girişmeme gerek yok :)

ama kızlar bunu beceremiyor mudur yoksa anlatılanlardan bir pay mı çıkarıyorlar kendilerine de kendilerinden demi şüpheleniyorlar :) o yuzden cevap verme ihtiyacı duyuyorlar bilemiyorum.. ;)

evet nişanlıyken erkek henüz kızı elde edememiştir, yani tabir caizse yani köprü gecilmemiştir, o nedenle kız ne derse evet denir ama bu evet ler deftere yazılır, evlendikten yani geri dönülmez yola girdikten sonra yani köprü gecildikten sonra :) deftere yazılanlar bir bir geri ödetilir..

tabi heves bir günde beş günde gecmiyor ebrarın dediğine bakılırsa 2 sene sürüyormuş :) sonrasında ise erkek karısının herşeyine vakıf olmuş sır gizem kalmamıştır, köprü tamamen gecilmiştir.. erkek artık özüne dönüp HAYIRRRR demeye başlar.. :)

biraz acık anlattım ama malesef realite böyle, ah şu erkekler :) topunun köküne kirbit suyu dökmek gerek dimi ebrar :)
 

ebrar172

Talebe
bunlara zaten ben de katılıyorum, nasıl ki butun kadınlar böle istekleri bitmeyen türden olmadığı gibi bütün erkekler de kahvede zaman öldürüp evde karısına zulmetmiyor. iki cinsinde elbette iyileri ve kötüleri var. amenna..

daha evvel başka bi konuydu sanırım, ayrılıklarda daha ağır darbe alanın kadın olduğunu söylemiştim.

yukarda tasvir ettiğim tip, uç örneklerden biri elbette tüm kızlar öyle değil. hatta bazen erkek kendini bişeyler almak için kasar kız der gerek yok almayalım. herneyse bu konuda hem fikiriz zaten.

tabi şaka mahiyette yazdım bu kız tipini, hepberaber gülelim diye..

ama nedendir bilinmez bu kızların üstlerine alınma huyları var :) yahu ben en kötüsünden bahsediyorum, sizlerin öyle olmadığını zaten tahmin edebiliyorum. lafım sizlere değil böyle olanlaradır ama nedense kendi üstünüze alınıyorsunuz.. hemen kötü olanları müdafaaya girişiyorsunuz..

bakın ne güzel anlatmışsınız, erkek içkici kahveye takılıyor parayı kahvede oyuna harcıyor eve karısına çocuklarına zulmediyor... vs vs vs.......
bu kötü örneklerden biri..

peki ben size bunun savunmasını yapıyormuyum? hayır çünkü bu doğru ve ben de böyle biri olmadığıma göre üstüme alınıp müdafaaya girişmeme gerek yok :)

ama kızlar bunu beceremiyor mudur yoksa anlatılanlardan bir pay mı çıkarıyorlar kendilerine de kendilerinden demi şüpheleniyorlar :) o yuzden cevap verme ihtiyacı duyuyorlar bilemiyorum.. ;)

evet nişanlıyken erkek henüz kızı elde edememiştir, yani tabir caizse yani köprü gecilmemiştir, o nedenle kız ne derse evet denir ama bu evet ler deftere yazılır, evlendikten yani geri dönülmez yola girdikten sonra yani köprü gecildikten sonra :) deftere yazılanlar bir bir geri ödetilir..

tabi heves bir günde beş günde gecmiyor ebrarın dediğine bakılırsa 2 sene sürüyormuş :) sonrasında ise erkek karısının herşeyine vakıf olmuş sır gizem kalmamıştır, köprü tamamen gecilmiştir.. erkek artık özüne dönüp HAYIRRRR demeye başlar.. :)

biraz acık anlattım ama malesef realite böyle, ah şu erkekler :) topunun köküne kirbit suyu dökmek gerek dimi ebrar :)

bazılarını aradan alıp diğerlerine evet....:D:D
ama kibrit suyu nedir bilmediğimizden tnt kullanmak daha akıllıca...:p
aradan kurtulan olursa diye molotoflarıda hazır tutmalı...kurtulan olursa intikam falan alırlar mazallah...
 

ziyakarababa

Well-known member
cennete girecek ilk kadın

CENNETE İLK GİREN KADIN

Hazreti Fatımatüzzehra (r.a.) Hazretleri bir gün babası Peygamberimiz (s.a.s.)'e:
-Babacığım cennete ilk önce kadınlardan kim girecek? diye sordu.
Peygamberimiz (s.a.s):
- Falan mahallede bir kadın var. O kadın ilk cennete girecek kadındır, buyurdular.
Hazreti Fatıma çok merak etmişti:
-Benden de mi evvel girecek babacığım? diye sordu.
Hazreti Peygamberimiz:
-Senden de evvel girecek. İstersen git de bir tanış. O zaman sen de neden önce onun gireceğini öğrenirsin, buyurdular.
Hazreti Fatıma'nın o kadın hakkındaki merakı iyice artmıştı. Bir gün kadının evini sora sora buldu, kapısını çaldı. İçerden ihtiyar bir kadın sesi duyuldu:
-Kim o?
Hazreti Fatıma, kendisini tanıtıp görüşmek istediğini söylediğinde kadın:
-Canım sana feda ey Allah(c.c.) Resulünün kızı sizinle çok görüşmek arzu ederdim. Fakat dışarı çıkamadığım için ziyaretinize gelemedim. Kocamdan izin almadan size kapıyı açamayacağım. Sizden çok özür dilerim. Yarın gelirseniz içeri girmeniz için izin alır kapıyı açarım, görüşürüz, dedi.
Hazreti Fatıma geri gitti, kadın da meseleyi anlatıp kocasından izin aldı. İkinci gün kadınla görüşeceğine emin olarak gelen Hazreti Fatıma yanına Hazreti Hasan'ı da alarak geldi. Kadının kapısını çalarak geldiğini bildirdi. Fakat kadın Hazreti Fatıma'nın yanında bir çocuk bulunduğunun farkına varmıştı. Hazreti Fatıma'ya:
-Yanınızda bir de çocuk var. Ben yalnız sizin için izin almıştım. İçeri siz girebilirsiniz, fakat çocuk dışarıda kalır. İsterseniz yarın gelin onun için de izin alayım, beraber içeri girersiniz, dedi.
Hazreti Fatıma ikinci defa içeri giremeden geri döndü. Üçüncü gün yanına Hazreti Hüseyin'i de alarak gitmişti. Kapıda yine aynı durumla karşılaşarak Hüseyin'i içeri alamayınca geri dönmek zorunda kaldı. Üçüncü gün üçü birden gittiklerinde kadın kocasından her üçü içinde izin almıştı. İçeri girdiler. Hazreti Fatıma bir de baktı ki, içerden kendisini karşılayan dışarıda sesinden tanıdığı kadın değil. Genç ve güzel bir kadın... Hayretle sordu:
-Sizinle dışardan konuşurken sesiniz başka idi, şimdi başka, bu nasıl oluyor? dedi.
Kadın:
-Sizinle konuşurken sesim dışarı çıkmakta idi. Ben de sesimi yabancı erkek duyar da günaha girerim diye ağzıma taş parçası alarak konuşuyordum. Şimdi ise o taşı çıkardım, dedi.
Hazreti Fatıma'nın gözleri yaşarmıştı. Babasının neden cennete evvela bu kadının gireceğini söylediğini anladı.
Kadın Hazreti Fatıma (r.a.)'ya:
-Ey Allah(c.c.) Resûlünün kızı! Acaba ben kocama karşı vazifemi ifa etmiş oluyor muyum? Allah(c.c.) beni kocama itaatsizlikten dolayı hesaba çeker diye korkuyorum, dedi.
Hazreti Fatıma babasının müjdesini bildirdi:
-Hayır! Sen bilakis babamın cennete ilk girecek kadın diye müjdelediği birisin. Hiçbir kadın sizin yaptığınızın onda birini bile yapamaz, dedi.
Ve cennete ilk girecek olan kadınla bir hayli sohbet ettikten sonra müsaade isteyerek oradan ayrıldı.
 

akna

Talebe
Cennete girecek ilk kadin..

CENNETE İLK GİRECEK KADIN
Hazreti Fatımatüzzehra (r.a.) Hazretleri bir gün babası Peygamberimiz (s.a.s.)'e:
— Babacığım cennete en önce kadınlardan kim girecek? diye sordu.
Peygamberimiz (s.a.s.):
— Falan mahallede bir kadın var. O kadın ilk cennete girecek kadındır, buyurdular.
Hazreti Fatıma çok merak etmişti:
— Benden de mi evvel girecek babacığım? diye sordu. Hazreti Peygamberimiz:
— Senden de evvel girecek, istersen git de bir tanış. O zaman sen de neden önce onun gireceğini öğrenirsin, buyurdular.
Hazreti Fatıma'nın o kadın hakındaki merakı iyice artmıştı. Bir gün kadının evini sora sora buldu, kapısını çaldı, içerden ihtiyar bir kadın sesi duyuldu:
— Kim o?
Hazreti Fatıma, kendisini tanıtıp görüşmek istediğini söylediğinde kadın:
— Canım sana feda ey Allah Resulünün kızı. Sizinle çok görüşmek arzu ederdim. Fakat dışarı çıkmadığım için ziyaretinize gelemedim. Sizin beni arayıp bulmanız benim için bir lütuftur. Ancak ne var ki ben kocamdan izin almadan size kapıyı açamayacağım. Sizden çok özür dilerim. Yarın gelirseniz içeri girmeniz için izin alır kapıyı açarım, görüşürüz, dedi.
Hazreti Fatıma geri gitti, kadın da meseleyi anlatıp kocasından izin aldı. İkinci gün kadınla görüşeceğine emin olarak gelen Hazreti Fatıma yanına Hazreti Hasan'ı da alarak geldi. Kadının kapısını çalarak geldiğini bildirdi. Fakat kadın Hazreti Fatıma'nın yanında bir çocuk bulunduğunun farkına varmıştı. Hazreti Fatıma'ya:
— Yanınızda bir de çocuk var. Ben yalnız sizin için izin almıştım, içeri siz girebilirsiniz, fakat çocuk dışarda kalır, isterseniz yarın gelin onun için de izin alayım, beraber içeri girersiniz, dedi.
Hazreti Fatıma ikinci defa içeri giremeden geri döndü. Üçüncü gün yanına Hazreti Hüseyin'i de alarak gitmişti.- Kapıda yine aynı durumla karşılaşarak Hüseyin'i içeri alamayınca geri dönmek mecburiyetinde kaldı. Üçüncü gün üçü birden gittiklerinde kadın kocasından her üçü için de izin almıştı, içeri girdiler. Hazreti Fatıma bir de baktı ki, içerde kendisini karşılayan dışarda sesinden tanıdığı kadın değil. Genç ve güzel bir kadın... Hayretle sordu:
— Sizinle dışardan konuşurken sesiniz başka idi, şimdi başka, bu nasıl oluyor? dedi.
Kadın;
— Sizinle konuşurken sesim dışarıya çıkmakta idi. Ben de sesimi yabancı erkek duyar da günaha girerim diye ağzıma taş parçası alarak konuşuyordum. Şimdi ise o taşı çıkardım, dedi.
Hazreti Fatıma'nın gözleri yaşarmıştı. Babasının neden cennete evvelâ bu kadının gireceğini söylediğini anladı.
Kadın Hazreti Fatıma (r.a.)'ya:
— Ey Allah'ın Resulünün kızı! Acaba ben kocama karşı vazifemi ifa etmiş oluyor muyum? "Allah beni kocama itaatsizlikten dolayı hesaba çeker diye korkuyorum, dedi.
Hazreti Fatıma babasının müjdesini bildirdi:
— Hayır! Sen bil'akis babamın cennete ilk girecek kadın diye müjdelediği birisin. Hiçbir kadın sizin yaptığınızın onda - birini bile yapamaz, dedi.
Ve cennete ilk girecek olan kadınla bir hayli sohbet ettikten sonra müsaade isteyerek oradan ayrıldı
 

kýþ meleði

Well-known member
cennette de mi kurtulamayacak adamcağız karısından :) yahu bi hata bi kere işlenir.. :D bırakın orda huri çok karısına ihtiyacı yok ;)

yanlış anlaşılmasını istemem :)

Eşiniz sadece sizin eşiniz

Gözleri eşlerinden başkasını görmeyen
kocalarından başkasının yüzüne bakmayan
kocalarından başkasını görmeyen
daha önce cin ve ins'ten hiç kimse kendilerine dokunmamıştır
Eşlerine düşkün


Hiç düşündünüz mü RABBİM cennet hurilerini anlatırken ısrarla neden hep bu cümleleri kullanıyor.. sadece eşlerine has, gözleri sadece eşlerine bakan, sevgileri sadece eşlerine olan, eşlerinden başkasının kendilerine ne bakabildiği ne dokunabildiği ne de sevebildiği; göz nuru gönül süruru huriler eşler...

Düşünün bir; sevdiğinizi düşünün, bu dünyada size eş olan hanımlarınızı düşünün.. bu dünyada size eş olan kocalarınızı düşünün.. evlerinizi düşünün.. sevginizi düşünün.. nasıl bir sevgiyle sevildiğinizi düşünün..

istemez misiniz eşinizin gözü sizden başkası kimseyi görmesin..
istemez misiniz eşinizin bütün sevgisi son zerresine kadar size ait olsun..
istemez misiniz sevginiz size hem bu dünyada hem ahirette cenneti yaşatsın.. istemez misiniz eşiniz gözünüzün nuru gönlünüzün en güzel süruru olsun..
istemez misiniz eğlenceniz; eviniz eşiniz çocuklarınız olsun..


istemez misiniz dostlar RABBİMİN sizlere en güzel hediye olarak verdiği eşlerinizi hep en güzel bir hediye en güzel bir emanet olarak görmeyi, korumayı, sevmeyi ve bu sevgiyle dünyadaki cenneti yaşayıp bu cennetle ahiretteki cennette koşmayı ve cennette eşlerinizin hurilerden daha güzel bir şekilde yine size eş olarak verilemesini...

Şimdi daha iyi anlıyorum RABBİMİN hurileri anlatırken ısrarla bu kelimeleri kullanmasını

gözleri eşlerinden başkasını görmeyen
kocalarından başkasının yüzüne bakmayan
kocalarından başkasını görmeyen
daha önce cin ve ins'ten hiç kimse kendilerine dokunmamıştır
Eşlerine düşkün



Eşinizin sadece sizi sevmesi
Sadece size ait olması
Size en güzel güveni vermesi
Size verdiği sözü en güzeliyle tutması kadar insana huzur veren bir şey var mı şu dünyada..

Eşiniz sadece sizin eşiniz...
Sevgisi sadece size

İşte sizin huriniz.. işte sizin cennetiniz işte sizin eşinizi ama sadece sizin.. Kimsenin değil sadece sizin...

Ve eşinize sözünüz ve onun size sözü
İşte size sadece dünyada ki değil ahirette ki cennetti de bulduracak sözünüz

Eşinize hitaben ve ondan size hitaben

RABBİMDEN BAŞKASINA KUL
RASULUNDEN BAŞKASINA ÜMMET
SENDEN BAŞKASINA EŞ OLMAYACAĞIM


RABBİM tüm mü'min ve mü'minelere sadece eşlerine eş olmayı sevgilerini sadece eşlerine ve RABLERİNE hasretmeyi ve bu sevgiyle hem bu dünyada hem de ahirette cenneti yaşamayı nasip etsin.

-alıntı-
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Şu düşüncedeki inceliğe bakar mısınız?

Hazreti Fatımatüzzehra (r.a.) Hazretleri bir gün babası Peygamberimiz (s.a.s.)'e:
Babacığım cennete en önce kadınlardan kim girecek? diye sordu.
Peygamberimiz (s.a.s.):
Falan mahallede bir kadın var. O kadın ilk cennete girecek kadındır, buyurdular.
Hazreti Fatıma çok merak etmişti:
Benden de mi evvel girecek babacığım? diye sordu. Hazreti Peygamberimiz:
Senden de evvel girecek, istersen git de bir tanış. O zaman sen de neden önce onun gireceğini öğrenirsin, buyurdular.
Hazreti Fatıma'nın o kadın hakındaki merakı iyice artmıştı. Bir gün kadının evini sora sora buldu, kapısını çaldı, içerden ihtiyar bir kadın sesi duyuldu:
Kim o?
Hazreti Fatıma, kendisini tanıtıp görüşmek istediğini söylediğinde kadın:

Canım sana feda ey Allah Resulünün kızı. Sizinle çok görüşmek arzu ederdim. Fakat dışarı çıkmadığım için ziyaretinize gelemedim. Sizin beni arayıp bulmanız benim için bir lütuftur. Ancak ne var ki ben kocamdan izin almadan size kapıyı açamayacağım. Sizden çok özür dilerim. Yarın gelirseniz içeri girmeniz için izin alır kapıyı açarım, görüşürüz, dedi.

Hazreti Fatıma geri gitti, kadın da meseleyi anlatıp kocasından izin aldı. ıkinci gün kadınla görüşeceğine emin olarak gelen Hazreti Fatıma yanına Hazreti Hasan'ı da alarak geldi. Kadının kapısını çalarak geldiğini bildirdi. Fakat kadın Hazreti Fatıma'nın yanında bir çocuk bulunduğunun farkına varmıştı. Hazreti Fatıma'ya:

Yanınızda bir de çocuk var. Ben yalnız sizin için izin almıştım, içeri siz girebilirsiniz, fakat çocuk dışarda kalır, isterseniz yarın gelin onun için de izin alayım, beraber içeri girersiniz, dedi.

Hazreti Fatıma ikinci defa içeri giremeden geri döndü. Üçüncü gün yanına Hazreti Hüseyin'i de alarak gitmişti.- Kapıda yine aynı durumla karşılaşarak Hüseyin'i içeri alamayınca geri dönmek mecburiyetinde kaldı. Üçüncü gün üçü birden gittiklerinde kadın kocasından her üçü için de izin almıştı, içeri girdiler. Hazreti Fatıma bir de baktı ki, içerde kendisini karşılayan dışarda sesinden tanıdığı kadın değil. Genç ve güzel bir kadın... Hayretle sordu:

Sizinle dışardan konuşurken sesiniz başka idi, şimdi başka, bu nasıl oluyor? dedi.

Kadın;

Sizinle konuşurken sesim dışarıya çıkmakta idi. Ben de sesimi yabancı erkek duyar da günaha girerim diye ağzıma taş parçası alarak konuşuyordum. şimdi ise o taşı çıkardım, dedi.

Hazreti Fatıma'nın gözleri yaşarmıştı. Babasının neden cennete evvelâ bu kadının gireceğini söylediğini anladı.

Kadın Hazreti Fatıma (r.a.)'ya:

Ey Allah'ın Resulünün kızı! Acaba ben kocama karşı vazifemi ifa etmiş oluyor muyum? "Allah beni kocama itaatsizlikten dolayı hesaba çeker diye korkuyorum, dedi.

Hazreti Fatıma babasının müjdesini bildirdi:

Hayır! Sen bil'akis babamın cennete ilk girecek kadın diye müjdelediği birisin. Hiçbir kadın sizin yaptığınızın onda - birini bile yapamaz, dedi.

Ve cennete ilk girecek olan kadınla bir hayli sohbet ettikten sonra müsaade isteyerek oradan ayrıldı...

Alıntı..
 
Üst