Doç.Dr Nihat Hatipoğlu Sonsuz Salat ve Selam Sevgililer Sevgilisine Olsun Ve O'nun Sahabesine Kain

harp

Well-known member
Doç.Dr Nihat Hatipoğlu Sonsuz Salat ve Selam Sevgililer Sevgilisine Olsun Ve O'nun Sahabesine Kain

<img style="border-width: 0px;" alt="Doç.Dr Nihat Hatipoğlu" height="130" width="500">

Sonsuz Salat ve Selam Sevgililer Sevgilisine Olsun <img alt="" height="5" width="5"><img alt="" height="5" width="5"><img alt="" height="5" width="5">
Ve O'nun Sahabesine Kainat Dolusunca Selam Olsun<img alt="" height="5" width="5"><img alt="" height="5" width="5"><img alt="" height="5" width="5">

<img height="33" width="402">
http://NihatHatipoglu.com
<img height="250" width="381" border="0">


​
Siz gerçek Müslüman gördünüz mü?​
MÜSLÜMAN olmak bir nimettir. Bir imtiyaz ve ayrıcalıktır. Ama aynı zamanda bir külfettir.

Sorumluluktur. Görev yüklenmektir. Örnek olmaktır. Son vahyi temsil etmektir. Muhammedi bir ahlakla ahlaklanmaktır. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmaktır.

Toleranslı olmaktır. Başkasının hatasını çok görmemektir. Çok olan hatasını abartmamaktır. Öz çocuğuna gösterdiği toleransı başkasının evladına da göstermektir.

Beyefendi olmaktır. Kaba, haşin, sert ve incitici olmamaktır. Gerektiğinde bir gül kadar narin ve nazik ve yine gerektiğinde bir cam vazo kadar kırılgan olmaktır.

Bencil olmamaktır. Her şeyi kendisine yontanın ahlakı, Makyavelist, egoist ve çıkarcı bir çizgi çizer. Bu çizgi Müslüman'la aynı karede buluşamaz. Nefsin bencil arzularına gem vuramayan Müslüman, Kuran'ın deyimiyle "şeytanına kelepçelenmiştir".

Anlayışlı olmaktır. En basit örneğiyle, otobüste seyahat ederken, uçakta yolculuk yaparken kahkahayla gülmemeli, bağırmamalı, başkasını rahatsız etmemeli, etrafa nefret hissi vermemeli, başkasını tiksindirecek hiçbir tavır içinde olmamalıdır.

Adil olmaktır. Müslüman kendisi için istediğini başkasına da istemelidir. Kendisine uygun görmediğini başkasına reva görmemelidir. Hz. Ömer adaletini gözetmektir. Yanlış yapan, dolandırıcılık yapan kendi öz evladı bile olsa özel muamele gösterilmemelidir. Ayrıcalık tanınmamalıdır.

Düşmanın da hukukunu gözetmektir. Sevmediğini, tutmadığını, düşman gördüğünü meşru-gayri meşru her yolla sindirmemelidir. Düşmanı kendisinden emin olmayan Müslüman, El-Emin olan peygamberi temsil edemez. Müslüman, düşmanına karşı da adil olmalıdır. Onun hukukunu da korumalıdır.

Haram kazanmamaktır. Helal düşünmek, helal kazanmak, helal harcamak ticarette kuşanılması gereken İslam ahlakıdır. Müslüman, kamuya, devlete veya garibana ait malı hile ve hurda yolla ucuza mal edemez. Ederse bu haram kazanç olur. Herhangi bir ihalede, mal alışverişinde, daha iyi ve temiz iş yapan insanların önünü kesmek için plan ve program yapamaz.

Sorumluluktur. Makamın hakkını vermektir. Makam, mevki ve sorumluluğu başkasının haksız kazancına merdiven yapmamaktır. Belki din, idarecilerin miras bırakmasına engel olmuyor ama bunu sınırlayacak işaretler verip işi vicdana bırakıyor.
Hz. Peygamber miras bırakmamıştır. "Peygamberler miras bırakamazlar" diyerek idareciler ile sermaye ve mal biriktirme arasına (mücbir olmayan-şart olmayan) perde germiştir.

Temizliktir. İlk emirlerden biri "elbiseni temizle" olan bir dinin mensupları dışlarını, içlerini, kafalarını, hınçlarını, bencilliklerini, niyetlerini temizlemeliler. Şehirlerini, köylerini, evlerini, bahçelerini temizlemeliler. Bu kadar basit şeyler önemli mi? Evet hem de çok önemli. Çünkü dış görüntümüz, iç görüntümüzü ele veriyor. Şehirleşmemizde, altyapımızda ileri ülkeleri geçebiliyor muyuz? Hayır, çok gerideyiz. Peki niye, eksikliğimiz nerede! Onlardan daha az zeki değiliz herhalde.

Halkla eşit şartları paylaşmaktır. Halkı yoksul olan Müslüman idareciler lüks, şatafat ve debdebe içinde yaşamaz. Yaşarsa zalim bir idareci olmuş olur. Hz. Ömer, Mısır'a vali yaptığı Hz. Amr bin As'ın yaptırdığı görkemli köşkü yıktırmıştır. Bir adama tokat atan eski kabile reisi Cebele'ye kısas uygulamak istemiş ve gariban köylünün Cebele'ye tokat atmasını emretmiştir.

Medine halkının maddi yönden darboğazda olduğu kıtlık yıllarında halk yemek bulamıyor diye kuru ekmeğe talim etmiştir. Bir gün sofrasında zeytinyağı bulunduran Hz. Ömer, bir vatandaşın biz bu yağı da bulamıyoruz sözü üzerine zeytinyağını kendisine yasaklamıştır.

Müslümanlık hakkaniyet, adalet, temiz ahlak ve Kurani teraziye uymaksa bunları uygulamadan kámil Müslümanlık olamaz. Çünkü
Müslümanlık başkasına vaaz ederken kendi kulağına pamuk tıkamak değildir. Kulaklar nasihat dinlemek için yaratıldı, iyi şeyler duymak için, dil iyi şeyler konuşmak için, göz iyi ve doğruyu görmek için. Ayak iyi ve temiz yola gitmek için ve nihayet eller temiz ve şaibesiz sermayeye, mazlum olan düşküne, mağdura uzanmak için yaratıldı. Hani bu organları bu amaçla kullanan, hani kulaklarının, gözünün, dilinin, ayak ve ellerinin hakkını verenler.

* * * * * * * * * * * *


Hani Ya Rabbi, bu hayattan beni harama bulaştırmadan al diyen Müslüman, hani arkasını döndüğünde, en inatçı düşmanının-rakibinin arkasından gözyaşı döktüğü Müslüman. Hani eliyle, diliyle, kalbiyle, başkasına buğz-nefret etmeyen Müslüman. Ya Rabbi, bir göz açıp kapatacak bir süre zarfında bile nefsimin kucağına atma beni diyen Müslüman.

Hani Hz. Ebu Bekir sadakati, hani Hz. Ömer adaleti, hani Hz. Osman edebi, hani Hz. Ali cesareti, hani Hz. Bilal sevgisi, hani Ebu Zerr zarafeti, Hz. Aişe zekásı, hani Hz. Zeynep'in masumluğu. Hani nerede! O Müslüman'ı gösterin de arkasından koşayım. Peygamberimiz çağından mı geldin diyeyim de, başımı omzuna yaslayıp kokusunu içime çekeyim.
​
​
​
<img height="27" width="240" border="0">
SORALIM ÖĞRENELİM
​
Soru:
Cenaze namazının abdestsiz kılınabileceğini söyleyenler var. Siz ne düşünüyorsunuz?

Cevap:
​
Cenaze namazı da şartları itibarıyla diğer namazlar gibidir. Namazlarda aranan hadesten ve necasetten taharet (yani abdestli ve gusüllü olmak ile elbisenin temiz olması), kıbleye dönmek, avret bölgesinin kapalı olması ve niyet gibi farzlar cenaze namazında da farzdır. Bu nedenle cenaze namazı abdestsiz kılınmaz.
​
Soru:
Sadece farz namazlarını kılsam yeterli mi?

Cevap:
​
Namazların sadece farzını kılan kişi namazı eda etmiş olur. Ancak farzdan önce, öğle ve akşam namazlarının sünneti ile yatsının son sünneti güçlü sünnetlerdendir.

Soru:
​
Allah dostu kavramını açıklar mısınız?

Cevap:
​
Allah dostu kavramını, Allah'ın emir ve yasaklarını doğru bir şekilde öğrenip gerçek anlamda hayatına uygulayan Müslüman için kullanırız. Ayet bunu şöyle açıklar: "Bilesiniz ki Allah dostlarına (evliyalarına) korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar iman etmiş ve takvaya ermiş olanlardır." (Yunus, 62, 63)
​
Soru:
Peygamberimiz ve dostları için "Hazret" kelimesini kullanıyoruz. Bu ne demektir?

Cevap:
Hazret, bir övgü ifadesidir. Yüce Allah için, peygamberler ve büyük álimler için bu ifadeyi kullanmak uygun olur.


Soru:
Regl günlerinde hanımıma yaklaşamaz mıyım? Böyle bir şey olsa ne yapmam lazım.

Cevap
Muayyen günlerde cinsel ilişki günah sayılmıştır (Bakara, 222). Böyle bir hata yapan kişi tövbe ve istiğfar etmelidir. Ayrıca en az 5 gram değerinde sadaka dağıtılmalıdır.

Soru:
​
Teyze ve hala çocukları evlenebilir mi?

Cevap
Kuran-ı Kerim’de kimlerle evlenilmeyeceği açıklanır (Nisa 4/24). Ayetin devamında bunların dışında kalanlar helaldir denir. Kuzenler (hala, teyze, amca, dayı çocukları) de helal olanlarıdır. Ama evlenmeden önce gerekli tıbbi testlerin yapılması uygun olur. Bilindiği gibi Peygamberimiz, kızını amca çocuğu olan Hz. Ali’yle evlendirmiştir.

Soru:
​
Hz. Peygamberimiz ve Hz. Ali’nin resimleri yapılmış mıdır?

Cevap
Peygamberimizin veya herhangi bir sahabesinin resmi yapılmamıştır. Elimizde böyle bir resim yoktur. Hz. Ali’nin gerçek resmi yoktur. Hz. Ali’nin elde bulunan resmi, gönülden geçen çizgilerin káğıda yansıtılmış halidir.

Soru:
​
Kocamdan habersiz sadaka verebilir miyim?

Cevap
Hz. Peygamber’e gelen Hayr ismindeki bir kadın, sadaka için mücevher getirir. Peygamberimiz, eşinin haberi var mı anlamında kocası Kab’a sorar. O da haberim var deyince kabul eder. Ve fakirlere dağıtır (İbn Mac’e, Hibad 7). İslam álimleri, ufak tefek bağışlar hariç ciddi bir bağış-hayır konusunda eşin haberinin olması gerektiğini belirtmişlerdir. En güzeli bu konuyu eşinizle paylaşmanızdır.
​
Soru:​
Bir kadın ölen eşini yıkayabilir mi?

Cevap
Bilindiği gibi kocası ölen kadın dört ay on gün boyunca iddet gün sayar. Bu süre içinde başka bir erkekle evlenemez. İşte bu olay ölen erkekle hanımı arasında bir bağın henüz devam ettiğini gösterir. Bu nedenle de kadın ölen kocasını yıkayabilir.
​
Soru:
Annem kendisine kefen satın aldı. Bu doğru mu?

Cevap:
Annenizin kefen satın almasında bir sakınca yoktur. Çünkü neticede bu kefene ihtiyaç olacaktır.
​
Soru:
Mezar yeri satın almak dinen sakıncalımıdır.

Cevap:
Mezar yeriyle ilgili bir problem varsa mezar için toprak satın alınmasında bir sakınca yoktur. Ancak sırası gelen yeri satın almak yerine başkasının elinden güzel yeri satın almak suretiyle bir ayrımcılık yapmak haram olur. Bir de Hz. Ebubekir’in bir sözünü iletelim.
Elinde kazma kendisine mezar hazırlamaya giden birine Hz. Ebubekir şöyle demişti: "Kendine mezar hazırlayacağına, kendini mezara hazırla."​
​
​
​
Soru:
Cinlerden peygamber gelmiş midir?

Cevap:
Álimlerimizin çoğunluğuna göre cinlerden peygamber gelmemiştir. İnsanlardan gelen peygamberlere uymak cinler için de farzdı. Álimlerden sadece Kelbi ve Vahidi’nin ilettikleri bir rivayette şöyle denir: Hz. Ádem’den önce cinlere onlardan Yusuf isimli bir peygamber geldi ve cinler bu peygamberi öldürdüler. (Bedrüddin Şibli, Ahkamül Cán,54). Bu konuyla ilgili Enam Suresi’nin 130. Ayeti’ne bakılabilir.
​
Soru:
Cennette uyku var mıdır?

Cevap:
Kesin bir bilgi olmamakla beraber "Cennette ölüm ve uyku yoktur" (Keşfül hafa, 2/2868) şeklindeki rivayetten esinlenerek cennette uyku olmadığı söylenmiştir. Çünkü uyku, yorgunluk ve bir ihtiyaçtan dolayıdır. Cennette ise böyle bir ihtiyaç olmayacaktır.
​
Soru:
Kocam, annem ve babama uğramamı yasaklıyor. Buna hakkı var mı?

Cevap:
Eşinizin, baba ve annenize uğramanıza engel olma hakkı yoktur. Zira akrabalarla bağı kesmek yasaklanmıştır. Kuran, baba ve anneyi iyiliği emreder. Bu emre engel olmak büyük günahlardandır.
​
Soru:
Ölüler mezar başındaki sözlerimizi duyarlar mı?
​
Cevap:
Peygamberimiz, Bedir Savaşı’nda ölen müşriklerin başında durup, "Siz Rabb’inizin dediğinin doğruluğunu işte şimdi gördünüz" buyurdu. Sahabe, sizi duyuyorlar mı diye sorunca da şöyle cevap verdi: "Onlar, sizden daha az duyuyor değiller." Bundan dolayı álimler, ölülerin mezar başında konuşulanları duyduklarını söylerler. Sadece Hz. Ayşe bu rivayeti tartışır ve "Peygamberimiz kabirdekiler duyuyorlar demedi; biliyorlar dedi. Hadisi rivayet eden İbn Ömer yanlış duydu" der ve delil olarak Neml Suresi’nin 80. Ayeti’ni okur.

​

​
Sizden Gelenler Bölümü (PPS)​
<img height="15" width="35" border="0"> Her Şey ONU Zikrediyor <img height="15" width="35" border="0"> Hadis-i Şerifler Annemizin Kıymetini
Biliyor muyuz ?
Beş Vakit
Namaz
40 Hadis içeren bir Slaytı İMDADA YETİŞEN AYETLER
Güzel bir slayt
Namaz Nasıl Kılınıyor ?
Farklı görüntüler
​
<img border="0">​
Dünyadan
Esmaül Hüsna 1
Dünyadan
Esmaül Hüsna 2
Esmaül Hüsna
izle
<img alt="*" height="18" width="18" border="0"><img alt="*" height="18" width="18" border="0"><img alt="*" height="18" width="18" border="0">
Alttaki Flash dosyası gözükmüyorsa burayı tıklayınız
​
<img alt="*" height="18" width="18" border="0"><img alt="*" height="18" width="18" border="0"><img alt="*" height="18" width="18" border="0"><img alt="*" height="18" width="18" border="0"><img alt="*" height="18" width="18" border="0"><img alt="*" height="18" width="18" border="0">​
 
Üst