Dün Senirkent'te öğle namazını müteakip kılınan Cenaze Namazından sonra defnedilen Bediüzzaman Said

harp

Well-known member
Dün Senirkent'te öğle namazını müteakip kılınan Cenaze Namazından sonra defnedilen Bediüzzaman Said

Dün Senirkent'te öğle namazını müteakip kılınan Cenaze Namazından sonra defnedilen Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Ali İhsan Tola'ya ait bazı hatıralar...



Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Talebelerinden Ali İhsan Tola 82 yaşında 13/5/2009 Çarşamba günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Uzun bir süreden bu yana yaşadığı sağlık sebebiyle dışarıya çıkamayan Ali İhsan Tola ağbey, Türkiye'nin dört bir yanından gelen
ziyaretçileriyle evinde görüşüyordu.

Kaynak: www.bediuzzaman.net

Yanına gelenlere hep müspet hareket ve sabrı tavsiye eden Ali İhsan Tola ağabeyin vefat haberini alan talebeleri ve sevenleri, Senirkent ilçesine akın etti.

1927 yılında Senirkent ilçesinde doğan Ali İhsan Tola Ağabeyin 3 kız ve 1 erkek olmak üzere 4 evladı bulunuyor.

Risale-i Nur'a hizmetkar olmuş ilk dönem Nur talebelerinin hayat ve hatıralarını "Ağabeyler Anlatıyor" başlıklı iki eserinde aktaran Ömer Özcan, Ali Osman Tola ağabeyle olan görüşmesini ilk kitabında şöyle aktarıyor:

Isparta-Senirkent'li olan Ali İhsan Tola ağabeyin Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile müteaddid defalar görüştüğünü biliyoruz. Ancak çok defalar ziyaretine gittiğimiz hâlde muhterem ağabeyimizden bu hâtıralarını dinleyemedim. Emekli orman mühendisi olan Ali İhsan ağabey Bediüzzamanla yakın teması olan Isparta eski meb'usu Dr. Tahsin Tola ile Hala-Dayı çocuklarıdırlar. Ali İhsan ağabey mânevî keşif sahibi olduğu gibi bitkilerle tedavî hususunda da mütehassısdır.

Isparta "Senirkent"te meskûn "Ali İhsan Tola" ağabeyimizi ilk defa 1980'li yılların ortalarında ziyaret etmiştim. "Koca Yusuf" ağabeylerle İzmir den gelmiş ve Ali İhsan ağabeyi de alarak traktörle "Çam Dağı"na çıkmıştık. Kaderin bir cilvesi olarak son ziyaretimiz de yine Yusuf
Ağabeyle beraber "Çam Dağı"ndaki ağaçların katledilmesi ile alâkalı oldu...

2000 yılının son günlerinde hâin ellerce kesilen, Azîz Üstad'ımızın hatıraları bu ağaçların kat'li kalbimizi yandırdı. Ama bir iki hafta sonra Ali İhsan ağabeyi dinleyince, hâdiseye başka bir şekilde bakmaya başladık. 06/01/2001 tarihindeki ziyaretimizde anlattıkları:

Ben 55 senedir kuru katran ağacını o şekilde hatırlıyorum, Üstad zamanında da öyle kuru imiş. Çam ağacı ise en tepeden; bir taraftan boğaza bakar, diğer taraftan denize. Bunlara daha önce kaç kere balta vurdular, yıkamadılar. Görmüşsünüzdür bellerinde balta izleri vardır.
Devlete "Çam Dağı" nın milli park olması için kaç kere müracaat ettik, kabül etmediler.

Bu ağaçların katli hususunda; kader cihetine bakmak lâzım. Kimin kestiğini ben düğmelerine kadar târif edebilirim. Demek ki kâinattaki fıtrî kanunlar böyle iktiza ediyordu. Yoksa bu ağaçlar lânettain kesilemez. Kader âdalet etti, kadere fetva verdirildi demek ki.

Ben hukukçulara ders yaptığım zaman başka hiç kimseyi almam. Bir gün böyle bir ders
esnasında sorular soruldu adâlet hususunda. Tam o anda kapı çaldı, ben de hilâf-ı âdet geleni içeriye aldım. Baktık adamın kolu kesik. Helâllik isteyerek nasıl olduğunu anlatmasını söyledim. Adam anlattı:
"Bir kumaş fabrikasında çalışırdım. Çok kıymetli kumaşlar geçerken mahsus üstlerine yağ damlatır, sonra da özürlü diye onları, çok ucuza satın alırdık. İşte bir gün makina kolumu kaptı ve bu hâle geldim" diye anlattı, bana sorulan sualede canlı bir cevap gelmişti, kader adâlet etmişti.

Kesilen ağaçlarda da insanlar hangi hareketleri ile kadere fetva verdirdiler onu düşünmek lâzım. Belki de bilen bilmeyen geliyordu, o ağaçlara kutsallık vermeye başlanmıştı..
 
Üst