Cevap: Eğer güneşin mertebe-i aslisine yanaşmak ve bizzat güneşin zatı ile görüşmek istersen..
Muhterem kardeşim; akrebiyet,kurbiyet mes'elesiyle mevzu daha iyi vuzuha kavuşacağını düşünüyorum.
.... Cenab-ı Hak bize akrebdir ve herşeyden daha ziyade yakındır. Biz ise, ondan nihayetsiz uzağız. Onun kurbiyetini kazanmak iki suretle olur. Birisi: Akrebiyetin inkişafıyladır ki, nübüvvetteki kurbiyet ona bakar ve nübüvvet veraseti ve sohbeti cihetiyle sahabeler o sırra mazhardırlar. İkinci suret: Bu'diyetimiz noktasında kat'-ı meratib edip bir derece kurbiyete müşerref olmaktır ki, ekser seyr ü sülûk-ü velayet ona göre ve seyr-i enfüsî ve seyr-i âfâkî bu suretle cereyan ediyor. İşte birinci suret sırf vehbîdir, kesbî değil; incizabdır, cezb-i Rahmanîdir ve mahbubiyettir. Yol kısadır, fakat çok metin ve çok yüksektir ve çok hâlistir ve gölgesizdir. Diğeri; kesbîdir, uzundur, gölgelidir. Acaib hârikaları çok ise de; kıymetçe kurbiyetçe evvelkisine yetişemez.
Meselâ: Güneş bize yakındır; çünki ziyası, harareti ve misali âyinemizde ve elimizdedir. Fakat biz ondan uzağız. Eğer biz nuraniyet noktasında onun akrebiyetini hissetsek, âyinemizdeki misalî olan timsaline münasebetimizi anlasak, o vasıta ile onu tanısak; ziyası harareti, heyeti ne olduğunu bilsek, onun akrebiyeti bize inkişaf eder ve yakınımızda onu tanıyıp münasebetdar oluruz. Eğer biz bu'diyetimiz nokta-i nazarından ona yakınlaşmak ve tanımak istesek, pek çok seyr-i fikrîye ve sülûk-u aklîye mecbur oluruz ki; kavanin-i fenniye ile fikren semavata çıkıp semadaki güneşi tasavvur ederek, sonra mahiyetindeki ziya ve harareti ve ziyasındaki elvan-ı seb'ayı uzun uzadıya tedkikat-ı fenniye ile anladıktan sonra, birinci adamın kendi âyinesinde az bir tefekkürle elde ettiği kurbiyet-i maneviyeyi ancak elde edebiliriz.
İşte şu temsil gibi, nübüvvet ve veraset-i nübüvvetteki velayet, sırr-ı akrebiyetin inkişafına bakar. Velayet-i saire ise, ekseri kurbiyet esası üzerine gider. Bir çok meratibde seyr ü sülûke mecbur olur.
Mektubat ( 51 )
Risale-i nur'un mesleği sahabe mesleği olduğunu ifade eden üstadımız talebelerinin önüne velayet-i kübra yolu olan tefekkür-ü imaniyeden gelen lemaat ile huzur-u daimiyi kazanma yani; enfusi ve afaki dairede bütün mevcudat ve hadisatı bir ayna olarak, üzerindeki nakışlar ise çoooook uzak olduğumuz O Zat-ı akdesi bize yakınlaştıran manalar olduğunu gösterir.
Mesela;biz kendi şahşiyet aynamızda O'na ait tecellileri görüp, hissedip önce marifeti sonra kurbiyeti, inşaallah lezzet-i ruhaniyeyi
lutfu ilahi ile elde edbiliriz. Bu iş için evvelen eneyi tesettür toprağından çıkarıp vahid-i kıyasi vazifesiyle daim meşgul edip katı
haldeki eneyi öce mayi sonrada buhar haline dönüştürerek hüveye kavuşma nimet-i uzmasına nail olma yolunda izni ilahi lutfu rabbani ile devam edebiliriz inşaallallahü teaala.