Eğitimli kardeşim!
Kur'an hakkında söylediklerin doğrudur, fakat hangi Kur'an? Cahillerin elindeki teberrük Kur'an mı? Cinayet mızraklarının ucuna sancak olarak takılan Kur'an mı? Yoska çöldeki bedevî, dağınık ve göçebe kabileleri çeyrek asırdan daha az bir zaman içinde dünyanın istikametini değiştiren bir güç haline getiren ve bir asırdan daha az bir zaman içinde yepyeni inkilabî bir medeniyet kuran Kur'an mı?
Kur'an Allah adıyla başlıyor, insan adıyla bitiyor. Kur'an semavî bir kitaptır fakat içerik bakımından -günümüz Müslümanları ve din karşıtlarının zannettiklerinin aksine- daha çok doğa, hayat, bilgi, onur, güç, ilerleme ve cihadla ilgilidir. Kur'an surelerinin yetmişten fazlasının adı insanî, otuzdan fazlasının adı ise maddi konularla ilgilidir. Sadece iki surenin adı ibadetle ilgilidir...
Kur'an, kitap ve imanın ne demek olduğunu bilmeyen ümmî bir peygambere nazil olan bir kitap olduğu halde kaleme ve yazıya yemin eder!("Nûn.. Kaleme ve yazıya yemin olsun!"<Kalem/1>) Cihadla ilgili ayetlerinin sayısı, ibadetle ilgili ayetlerinin sayısı ile kıyaslanmayacak kadar çok olan bir kitap. İlk sözü okumak olan bir kitap. Müellifinin iftihar vesilesi, insanlara kalemle öğretmek olan bir kitap. ("Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki, kalemle yazmayı öğretti.<Alak/1-4>) Üstelik bütün bu mesajlar, kitap, kalem, okuma ve yazma bilmeyen bedevî kabilelerden oluşan bir topluma yönelikti.
Kapakları, düşmanın hilesi ve dostun cehaletinden dolayı kapatıldığı günden beri bu kitabın cildi kıymetlendi, metni ve manası ise terk edildi. O zamandan bu yana, aslında okumak manasına gelen Kur'an, okunmaz oldu ve kutsama, teberrük ve menfaat sağlama aracı haline geldi. Kendisinden fikrî, ruhî ve ictimaî çareler ve ilaçlar alınmaya başlandığı günden beri bedensel hastalıklar için bir şifa kaynağı halini aldı. Uyanıkken kendisinden istifade edilmeyince, iyi bir uyku için başucuna konulur oldu. Gördüğün gibi, bugün ise ölülerin hizmetinde kullanılıyor, ölenlerin ruhuna hediye etmek için okunuyor. Bundan dolayıdır ki, mezarlıklardan Kur'an sesleri gelmektedir....
İşte eğitimli kardeşim, meseleye bir anlam verememenin nedeni budur! Çünkü Kur'an'ı hayattan koparmak, cihad meydanındaki sedasını kısmak ve ictihad halkalarındaki sesini susturmak için neler yaptıklarını bilmiyorsun!
Bazıları, "Kur'an" kelimesini, okumak manasına gelen"k-r-e" kökünden değil, birliktelik anlamına gelen "k-r-n" kökünden türetildiğini söylemektedirler. Bu görüşün vardığı sonuç, Kur'an'ın bir okuma kitabı değil, 'bulundurma' ve 'kendine iliştirme' kitabı olduğudur. Bunlar şöyle derler: 'Bismillah' ifadesinin başında yer alan 'be' harfinde o kadar çok mana vardır ki, bir kişi onu tefsir etmeye kalkışsa ömrü kifayet etmez! Kur'an'ın yetmiş batını(iç mana) vardır, her batının da yetmiş batını vardır ve bu böyle devam eder!
Bu doğrudur! Fakat bunu Kur'an'a yaklaşılmaması şeklinde anlamlandırmışlardır.
Yani Kur'an'ı açan, okuyan, düşünen ve ondan birşeyler anlayıp çıkarmaya çalışan yanlış yapmış olur ve anladıklarına şüphe ile bakılarak reddedilir!
Sonuçta şu görüş benimsenir olmuştur: "Kur'an sırlarla dolu muamma bir kitap olup, insanların anlayamayacağı bir kitaptır."
İslam düşmanları, kaynağı kurutmak için nasıl da uyanıkça çalışmışlar! Bu tür görüşleriyle onlar, Kur'an'ı insanlara kapatmak, onun sesini susturmak, manasını bilinmez hale getirmek, dışını ve lafzını öne çıkarmak istediler. Zira birgün gelir, bu hilelerin farkında olan şuurlu Müslümanların, Kur'an'ı okuyup anlayarak fikrî dağınıklığı, itikadî anlaşmazlıkları ve mezhepçi ihtilafları bir tarafa bırakarak, 'Allah'ın ipine' sıkı sıkıya bağlanmaları tehlikesi vardı! Yine İslam'ı, Kur'an pınarından öğrenme, cansız, hastalıklı, cahil, müşrik, putperest, parçalanmış ve geri kalmış toplumun, yeniden birleşmesi, hayat bulması, harekete geçmesi, bilgilenmesi ve nutkunun açılması tehlikesi vardı!
İşte bundan dolayı bu fecaati ortaya attılar, İslam'ın ve Müslümanların yok edilmesi demek olan Kur'an hakkındaki bu iddiayı yaymak için çaba harcadılar! Öyle ki, büyük alimlerden bazısına bile bu düşünceyi kabul ettirip önemli ve meşhur kitaplarda da yer alması hususunda başarılı oldular. Hatta bunu, bazı gruplara bile benimsettiler. Allahtan ki, büyük alimlerimiz geri durmayıp bu tuzağı bütünüyle etkisiz hale getirdiler!
Tahsilli dostum!
Bütün bunlar, düşmanın, Kur'an'dan korktuğunu göstermiyor mu? Düşmanın bu korkusu, Kur'an'ın hayattaki rolü, insanları kurtarma ve uyandırmadaki etkisi konusunda seni tatmin etmiyor mu?
Görüyorsun, neler yapmışlar neler!
Okuma, düşünme, anlama, aydınlanma, doğru yolu bulma ve bilinçlenme kitabı olan Kur'an'ı mübarek ve kutsal bir meta haline getirdiler. Bu Kur'an anlayışının, kendi mensuplarına verdiği hidayet, çözüm ve sorumluluk reçetesi sadece 'istihare'dir. Bu anlayışa göre Kur'an tabilerine düşen tek görev, ona saygı ve tazimde bulunmak, abdestsiz dokunmamak, onu öpmek ve kılıfın içine koyup aynanın yanına asmaktır! Kundağın, düğün sofrasının, yeni evin ve misafirin başucuna koymak... Cinleri defetmek, romatizmayı iyileştirmek, emzikli kadınların ve sağılan ineklerin sütlerinin artması için efsun bağlamak amacıyla büyülü sözler gibi Kur'an'dan bazı ayet ve sureler okumak!
Biri şöyle diyor: Çok dindar yetmiş kişinin bulunduğu siyasi bir hapishanede bir konuya bakmak için Kur'an aradım, fakat kimsede bulamadım. Oysa her ebattan ve baskıdan yüz tane dua kitabı vardı!
Aydın kardeşim, hangi Kur'an'dan söz ediyorsun? Hocalar, öğrenciler, mütercimler, yazarlar, sanatçılar ve ey toplumun geri kalması, donuk fikirli olması ve bilgi eksikliğinden rahatsız olan özgürlükçü; hangi Kur'an'dan söz ediyorsunuz? Yoksa herkes, ister muhalif ister taraftar olsun, bildiği ve tanıdığı Kur'an hakkında mı yargıda bulunuyor? Cahil ve bağnaz bir insanın, okumadan, tanımadan ve anlamadan Kur'an'ı kabul etme ve ona inanma hakkı olabilir. Fakat senin ey insaflı aydın, Kur'an'ı okuyup anlamadan reddetme ve ona inanmama hakkın yoktur! Zannettiğin gibi değildir; Kur'an'ın mesajı, tabilerine ulaşma yolu kesildikten ve Müslümanlar, onun özünü, manasını ve mesajını bırakıp lafzına ve bedenine tutundukları andan itibaren hurafe, sosyal zaaf, fikrî donukluk, dinî yobazlık, ilmî, ekonomik ve siyasî yıkım içine düştüler!
(devam edecek inşAllah...)
alintidir..
Kur'an hakkında söylediklerin doğrudur, fakat hangi Kur'an? Cahillerin elindeki teberrük Kur'an mı? Cinayet mızraklarının ucuna sancak olarak takılan Kur'an mı? Yoska çöldeki bedevî, dağınık ve göçebe kabileleri çeyrek asırdan daha az bir zaman içinde dünyanın istikametini değiştiren bir güç haline getiren ve bir asırdan daha az bir zaman içinde yepyeni inkilabî bir medeniyet kuran Kur'an mı?
Kur'an Allah adıyla başlıyor, insan adıyla bitiyor. Kur'an semavî bir kitaptır fakat içerik bakımından -günümüz Müslümanları ve din karşıtlarının zannettiklerinin aksine- daha çok doğa, hayat, bilgi, onur, güç, ilerleme ve cihadla ilgilidir. Kur'an surelerinin yetmişten fazlasının adı insanî, otuzdan fazlasının adı ise maddi konularla ilgilidir. Sadece iki surenin adı ibadetle ilgilidir...
Kur'an, kitap ve imanın ne demek olduğunu bilmeyen ümmî bir peygambere nazil olan bir kitap olduğu halde kaleme ve yazıya yemin eder!("Nûn.. Kaleme ve yazıya yemin olsun!"<Kalem/1>) Cihadla ilgili ayetlerinin sayısı, ibadetle ilgili ayetlerinin sayısı ile kıyaslanmayacak kadar çok olan bir kitap. İlk sözü okumak olan bir kitap. Müellifinin iftihar vesilesi, insanlara kalemle öğretmek olan bir kitap. ("Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki, kalemle yazmayı öğretti.<Alak/1-4>) Üstelik bütün bu mesajlar, kitap, kalem, okuma ve yazma bilmeyen bedevî kabilelerden oluşan bir topluma yönelikti.
Kapakları, düşmanın hilesi ve dostun cehaletinden dolayı kapatıldığı günden beri bu kitabın cildi kıymetlendi, metni ve manası ise terk edildi. O zamandan bu yana, aslında okumak manasına gelen Kur'an, okunmaz oldu ve kutsama, teberrük ve menfaat sağlama aracı haline geldi. Kendisinden fikrî, ruhî ve ictimaî çareler ve ilaçlar alınmaya başlandığı günden beri bedensel hastalıklar için bir şifa kaynağı halini aldı. Uyanıkken kendisinden istifade edilmeyince, iyi bir uyku için başucuna konulur oldu. Gördüğün gibi, bugün ise ölülerin hizmetinde kullanılıyor, ölenlerin ruhuna hediye etmek için okunuyor. Bundan dolayıdır ki, mezarlıklardan Kur'an sesleri gelmektedir....
İşte eğitimli kardeşim, meseleye bir anlam verememenin nedeni budur! Çünkü Kur'an'ı hayattan koparmak, cihad meydanındaki sedasını kısmak ve ictihad halkalarındaki sesini susturmak için neler yaptıklarını bilmiyorsun!
Bazıları, "Kur'an" kelimesini, okumak manasına gelen"k-r-e" kökünden değil, birliktelik anlamına gelen "k-r-n" kökünden türetildiğini söylemektedirler. Bu görüşün vardığı sonuç, Kur'an'ın bir okuma kitabı değil, 'bulundurma' ve 'kendine iliştirme' kitabı olduğudur. Bunlar şöyle derler: 'Bismillah' ifadesinin başında yer alan 'be' harfinde o kadar çok mana vardır ki, bir kişi onu tefsir etmeye kalkışsa ömrü kifayet etmez! Kur'an'ın yetmiş batını(iç mana) vardır, her batının da yetmiş batını vardır ve bu böyle devam eder!
Bu doğrudur! Fakat bunu Kur'an'a yaklaşılmaması şeklinde anlamlandırmışlardır.
Yani Kur'an'ı açan, okuyan, düşünen ve ondan birşeyler anlayıp çıkarmaya çalışan yanlış yapmış olur ve anladıklarına şüphe ile bakılarak reddedilir!
Sonuçta şu görüş benimsenir olmuştur: "Kur'an sırlarla dolu muamma bir kitap olup, insanların anlayamayacağı bir kitaptır."
İslam düşmanları, kaynağı kurutmak için nasıl da uyanıkça çalışmışlar! Bu tür görüşleriyle onlar, Kur'an'ı insanlara kapatmak, onun sesini susturmak, manasını bilinmez hale getirmek, dışını ve lafzını öne çıkarmak istediler. Zira birgün gelir, bu hilelerin farkında olan şuurlu Müslümanların, Kur'an'ı okuyup anlayarak fikrî dağınıklığı, itikadî anlaşmazlıkları ve mezhepçi ihtilafları bir tarafa bırakarak, 'Allah'ın ipine' sıkı sıkıya bağlanmaları tehlikesi vardı! Yine İslam'ı, Kur'an pınarından öğrenme, cansız, hastalıklı, cahil, müşrik, putperest, parçalanmış ve geri kalmış toplumun, yeniden birleşmesi, hayat bulması, harekete geçmesi, bilgilenmesi ve nutkunun açılması tehlikesi vardı!
İşte bundan dolayı bu fecaati ortaya attılar, İslam'ın ve Müslümanların yok edilmesi demek olan Kur'an hakkındaki bu iddiayı yaymak için çaba harcadılar! Öyle ki, büyük alimlerden bazısına bile bu düşünceyi kabul ettirip önemli ve meşhur kitaplarda da yer alması hususunda başarılı oldular. Hatta bunu, bazı gruplara bile benimsettiler. Allahtan ki, büyük alimlerimiz geri durmayıp bu tuzağı bütünüyle etkisiz hale getirdiler!
Tahsilli dostum!
Bütün bunlar, düşmanın, Kur'an'dan korktuğunu göstermiyor mu? Düşmanın bu korkusu, Kur'an'ın hayattaki rolü, insanları kurtarma ve uyandırmadaki etkisi konusunda seni tatmin etmiyor mu?
Görüyorsun, neler yapmışlar neler!
Okuma, düşünme, anlama, aydınlanma, doğru yolu bulma ve bilinçlenme kitabı olan Kur'an'ı mübarek ve kutsal bir meta haline getirdiler. Bu Kur'an anlayışının, kendi mensuplarına verdiği hidayet, çözüm ve sorumluluk reçetesi sadece 'istihare'dir. Bu anlayışa göre Kur'an tabilerine düşen tek görev, ona saygı ve tazimde bulunmak, abdestsiz dokunmamak, onu öpmek ve kılıfın içine koyup aynanın yanına asmaktır! Kundağın, düğün sofrasının, yeni evin ve misafirin başucuna koymak... Cinleri defetmek, romatizmayı iyileştirmek, emzikli kadınların ve sağılan ineklerin sütlerinin artması için efsun bağlamak amacıyla büyülü sözler gibi Kur'an'dan bazı ayet ve sureler okumak!
Biri şöyle diyor: Çok dindar yetmiş kişinin bulunduğu siyasi bir hapishanede bir konuya bakmak için Kur'an aradım, fakat kimsede bulamadım. Oysa her ebattan ve baskıdan yüz tane dua kitabı vardı!
Aydın kardeşim, hangi Kur'an'dan söz ediyorsun? Hocalar, öğrenciler, mütercimler, yazarlar, sanatçılar ve ey toplumun geri kalması, donuk fikirli olması ve bilgi eksikliğinden rahatsız olan özgürlükçü; hangi Kur'an'dan söz ediyorsunuz? Yoksa herkes, ister muhalif ister taraftar olsun, bildiği ve tanıdığı Kur'an hakkında mı yargıda bulunuyor? Cahil ve bağnaz bir insanın, okumadan, tanımadan ve anlamadan Kur'an'ı kabul etme ve ona inanma hakkı olabilir. Fakat senin ey insaflı aydın, Kur'an'ı okuyup anlamadan reddetme ve ona inanmama hakkın yoktur! Zannettiğin gibi değildir; Kur'an'ın mesajı, tabilerine ulaşma yolu kesildikten ve Müslümanlar, onun özünü, manasını ve mesajını bırakıp lafzına ve bedenine tutundukları andan itibaren hurafe, sosyal zaaf, fikrî donukluk, dinî yobazlık, ilmî, ekonomik ve siyasî yıkım içine düştüler!
(devam edecek inşAllah...)
alintidir..