EVLİLER!Siz Hiç Eşinizle Yarıştınızmı?

hulusi

Well-known member
Amin yüreği güzel kardeşlerim amin..Ebrar kardeşim yazdıklarınız okuyunca aklıma sizlerinde bilgidi hz.suheyb geldi afınıza sığınırak tekrar edeyim..
ŞÜKREDENLER VE SABREDENLER

Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser.
Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.
Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları; vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah'ın rızasını diler. Ama taliplerin ardı arkası kesilmez.
Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi eşiğine cevahirler döker...
Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı? Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp

"Ey Allah'ın Resûlü" der, "bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene." Doğrusu o, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) 'gündüzleri oruç tut' ya da 'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyede

bulunacağını sanır ama Server-i Kâinat "Önce evlenmen lâzım" buyururlar "zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve "siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der.

Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de "özel" olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar.
Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur "yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.
Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.
Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.

Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler. Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer. Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir. Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.
Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine götür."Suheyb Radıyallahu anh ellerini çaresizlikle iki yana açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var.
" Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der.
Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler. süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) "Cennette yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular. Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler. Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?" Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "Allahın Resulü en iyisini bilir" cevabını verir.

Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "İkiniz de cennetliksiniz" buyururlar, "... ve Allahü teâlâyı göreceksiniz!"

Süheyb derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!" Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar. Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır. İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.
Birine "şükredenlerden Suheyb" yazarlar, öbürüne "sabredenlerden Hifa!"
RABBİM SABREDENLER VE ŞÜKREDENLERDEN EYLESİN BİZİ.Ama inş siz ve eşiniz burdan görünüyor ki şükredenlerdesınız Rabbim dunya ahiret beraber eylesin sizleri..İbrahım varı bi şekilde Rabbim benı be neslimi namaz kılanlardan eyle duası ailenızde kabul görmüş maşallah..
 

zuhur

Member
Hâdiseyi bize Sad b. Ebî Vakkas, Hz. Ömer den naklediyor. Hz. Ömer diyor ki: Bir gün Allah Resûlü nün huzuruna girdim. Baktım, Allah Resûlü durmadan tebessüm ediyor: Allah seni ebediyen güldürsün, ya Resûlallah, niçin gülüyorsunuz? dedim. Yine tebessümle şu cevabı verdi: Şu kadınların hâline gülüyorum. Oturmuş benim yanımda konuşuyorlardı. Senin sesini duyunca her biri bir yere saklandı. Allah Resûlü nün bu cevabı üzerine sesimi yükselttim ve, Ey kendi öz canlarının düşmanları! Demek benden korkuyorsunuz; Allah Resûlün den korkmuyor ve O nun yanında saygısızlık yapıyorsunuz, öyle mi? dedim. Bana cevap verdiler: Sen katı ve şiddetlisin

Aslında Hz. Ömer de hiddetli ve şiddetli davranmıyordu. O da kadınlara karşı inceydi. Ancak en güzel insan, nasıl Hz. Yusuf a kıyas edildiğinde çirkinleşir, öyle de Hz. Ömer in incelik ve zerafeti de, Allah Resûlü nün incelik ve zerafetine kıyas edildiğinde, hiddet ve şiddet şeklinde görünüyordu. Bu izafî hüküm, Ömer i, Allah Resûlü ne kıyas etmekten kaynaklanıyordu. Hâlbuki, hiç kimseyi O na kıyas etmek mümkün değildi...
Allah Razı Olsun hepinizden..
 
T

Tarihci19

Misafir
zuhur ' Alıntı:
Hâdiseyi bize Sad b. Ebî Vakkas, Hz. Ömer den naklediyor. Hz. Ömer diyor ki: Bir gün Allah Resûlü nün huzuruna girdim. Baktım, Allah Resûlü durmadan tebessüm ediyor: Allah seni ebediyen güldürsün, ya Resûlallah, niçin gülüyorsunuz? dedim. Yine tebessümle şu cevabı verdi: Şu kadınların hâline gülüyorum. Oturmuş benim yanımda konuşuyorlardı. Senin sesini duyunca her biri bir yere saklandı. Allah Resûlü nün bu cevabı üzerine sesimi yükselttim ve, Ey kendi öz canlarının düşmanları! Demek benden korkuyorsunuz; Allah Resûlün den korkmuyor ve O nun yanında saygısızlık yapıyorsunuz, öyle mi? dedim. Bana cevap verdiler: Sen katı ve şiddetlisin

Aslında Hz. Ömer de hiddetli ve şiddetli davranmıyordu. O da kadınlara karşı inceydi. Ancak en güzel insan, nasıl Hz. Yusuf a kıyas edildiğinde çirkinleşir, öyle de Hz. Ömer in incelik ve zerafeti de, Allah Resûlü nün incelik ve zerafetine kıyas edildiğinde, hiddet ve şiddet şeklinde görünüyordu. Bu izafî hüküm, Ömer i, Allah Resûlü ne kıyas etmekten kaynaklanıyordu. Hâlbuki, hiç kimseyi O na kıyas etmek mümkün değildi...
Allah Razı Olsun hepinizden..

ecmain olsun, katkınız için teşekkürler
 

Sungurlu

Member
zuhur ' Alıntı:
Hâdiseyi bize Sad b. Ebî Vakkas, Hz. Ömer den naklediyor. Hz. Ömer diyor ki: Bir gün Allah Resûlü nün huzuruna girdim. Baktım, Allah Resûlü durmadan tebessüm ediyor: Allah seni ebediyen güldürsün, ya Resûlallah, niçin gülüyorsunuz? dedim. Yine tebessümle şu cevabı verdi: Şu kadınların hâline gülüyorum. Oturmuş benim yanımda konuşuyorlardı. Senin sesini duyunca her biri bir yere saklandı. Allah Resûlü nün bu cevabı üzerine sesimi yükselttim ve, Ey kendi öz canlarının düşmanları! Demek benden korkuyorsunuz; Allah Resûlün den korkmuyor ve O nun yanında saygısızlık yapıyorsunuz, öyle mi? dedim. Bana cevap verdiler: Sen katı ve şiddetlisin

Aslında Hz. Ömer de hiddetli ve şiddetli davranmıyordu. O da kadınlara karşı inceydi. Ancak en güzel insan, nasıl Hz. Yusuf a kıyas edildiğinde çirkinleşir, öyle de Hz. Ömer in incelik ve zerafeti de, Allah Resûlü nün incelik ve zerafetine kıyas edildiğinde, hiddet ve şiddet şeklinde görünüyordu. Bu izafî hüküm, Ömer i, Allah Resûlü ne kıyas etmekten kaynaklanıyordu. Hâlbuki, hiç kimseyi O na kıyas etmek mümkün değildi...
Allah Razı Olsun hepinizden..
:) Bir gün yine böyle Hz.Ömer (ra) görünce şeytan yolunu değiştirmiş. Efendiler Efendisi (asm) demiş ya Ömer seni gördü yolunu değiştirdi.
Eşi ise bir tartışmada kendisine biraz sert çıkışınca "Sen kim oluyorsunda bana böyle çıkışıyorsun"deyince hanımı
O da birşeymi ResulAllahın eşleri bile ona karşı çıkıyor.hatta elleri ile itiyorlar bile diye cevap verir.
:) Şeytan yolunu değiştiriyor :) :) Hanımlar pek oralı olmuyor.
Ne dersiniz? :)
 

Yaakarii

Member
Hz ÖMER in boyun büktügü şey ikincisinde ayrı herhalde.Sert mizaçlı olarak bilinen Hz ÖMER bir o kadar ,hak söze karşı teslimiyetçi gösterdiginden öyle oluyor.Mesela mescidde bir sahabe emir-ül mümininden hesab sorabiliyor.Yeterki hak oldugunu düşündügü bir söze dayansın.
 

ebrar172

Talebe
Amin akif kardeşim Rabbim bütün müslüman kardeşlerime hep huzur duyacakları hep mutlu kalıp birbirlerini incitmekten korkacakları bir yuva nasip eylesin bekar kardeşlerimize..fakat evli kardeşlerimizin çoğunun yaptığı hata şudurki hep ene denizinde boğuluyorlar..yani hep ben hep benim isteklerim benim fikirlerim derse kişi karşısındaki insandan ne bekleyebilirki...bir kere denesinler sonuç kesin evalallah hep eşinizi ön plana alın onu siz gibi düşünün bakın o zaman neler oluyor...oda her daim sizi düşünüp hep önce eşim diyecektir Allah 'ın izniyle...sabır ve sevgi her şeye ilaçtır...selam ve dua ile..
 

hulusi

Well-known member
ebrar172 ' Alıntı:
Amin akif kardeşim Rabbim bütün müslüman kardeşlerime hep huzur duyacakları hep mutlu kalıp birbirlerini incitmekten korkacakları bir yuva nasip eylesin bekar kardeşlerimize..fakat evli kardeşlerimizin çoğunun yaptığı hata şudurki hep ene denizinde boğuluyorlar..yani hep ben hep benim isteklerim benim fikirlerim derse kişi karşısındaki insandan ne bekleyebilirki...bir kere denesinler sonuç kesin evalallah hep eşinizi ön plana alın onu siz gibi düşünün bakın o zaman neler oluyor...oda her daim sizi düşünüp hep önce eşim diyecektir Allah 'ın izniyle...sabır ve sevgi her şeye ilaçtır...selam ve dua ile..
Allah razı olsun kardeşim..çok mutlu ve ihtiyar bi abiye soruyorlar nasıl mutlu ve huzurlu bi evliliginiz var bunca zamandır..abi ben her zaman eşimi mutlu etmeye çalıştım ve oda bunun karşılığında beni mutlu etmeye çalıştı..yani benlik yok ..Allah onlardanda sizlerdende razı olsun..ene ene
 

ebrar172

Talebe
Amin hulusi kardeşim..Rabbim cümlemizden razı olsun inşaallah..o dedemizin sırrını farkında olmadan yakalamışız ne mutlu...biraz bişeyler yazmak istiyorum..sakın evli kişiler alınmasın sadece fikir beyanıdır..bir düşünün hayatınız boyunca sürekli dışardaki yaşantınızda yani okulda,işyerinde,devlet dairelerinde aklınıza gelen heryerde müdür patron işte herneyse herkes sizi ezer sesiniz çıkmaz ...fakat eşiniz en ufak bir şey söylese kadın erkek eşitliği,ve yahut sen beni ezmeyemi çalışıyorsun diye saldırıya geçer ekseri hanımlar...dinleyinki karşınızdakini sizide dinlesinler..
eşitlik diye birşey yoktur..elmayla armut ,pırlantayla yakut aynı kefede tartılmaz..bu kötü birşeymidir yani eşit olmamak hayır aksine her iki cinsin hayran olunacak özellikleri vardır...ve her ikiside kendi nezdinde çok kıymetli vede elzemdir...illaki eşit olacağım demeyi bırakalım artık çünki eşit olalım derken o hayran olunacak fıtrı ve cismi özelliklerimizdende oluyoruz..yani kısaca dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım..ha bu arada bulgurda pirinç kadar degerli bir bakliyattır.. :)
 

hulusi

Well-known member
Allah razı olsun ebrar kardeşim..eşler bi elmanın aynısı değil yarısıdır..eşit olunca zaten olmaz değilmi tamamlıyıcı olmalıyız..ve tesbitleriniz malesef doğru..Bir bi iş yerinde bi genç kardeşim tlf görüşmesi yapıyordum..aman efendım canım efendım uslup böyle yani takdire şayandı..bi kaç dakika sonra tlf yine çaldı,bu defa kardeşimin uslubu sert ve baştan savıcı bi şekildeydi..sağ olsun abilerini severler gönül koymazlar dedim kardeşim ikinci telefondaki eşinmiydi.Dedi evt nerden bildiniz abi ....ve gerekini bilidiğimiz kadarıyla acizane anlatmaya çalıştık..Rabbim hayatımızın her alanında islamı dini yaşatanlaran eylesin bizi dua ile_________________________________________________
fezapilotu ' Alıntı:
amin amin ,ilk once hulusi abiye ins :)
Ya Hu utandırdınız beni..abiniz ihtiyar dua ile
 

Eyvàh!

Talebe
Sungurlu ' Alıntı:
:) Bir gün yine böyle Hz.Ömer (ra) görünce şeytan yolunu değiştirmiş. Efendiler Efendisi (asm) demiş ya Ömer seni gördü yolunu değiştirdi.
Eşi ise bir tartışmada kendisine biraz sert çıkışınca "Sen kim oluyorsunda bana böyle çıkışıyorsun"deyince hanımı
O da birşeymi ResulAllahın eşleri bile ona karşı çıkıyor.hatta elleri ile itiyorlar bile diye cevap verir.
:) Şeytan yolunu değiştiriyor :) :) Hanımlar pek oralı olmuyor.
Ne dersiniz? :)

derim simdi bir sey ama yine tartisma cikar die susuyorum ;D
 
Üst