Kýrýk Testi
Well-known member
"Ya şimdi bir fesad koptu cihanda
Hevayı nefse düştü nas bu anda
Tefsir, hadis, fıkıh kaldı nihanda
Fesad vakti çıkıp hakka gidelim
Cemali ba kemali seyredelim...
Mustafa İsmet Garibullah hazretleri Risale–i Kudsiyesinde zamanımızın halinden bahsediyor. Yüz elli sene evvel bizim zamanımızı görmüş gibi, halimizi bildiriyor. "Ya şimdi bir fesad koptu cihanda..." Şimdi dünyada bir fesad koptu diyor. Dünyada bir fesad koptu ne demek? Yani insanlar İslam'dan uzaklaşıyorlar demek. Fesad İslam'dan uzaklaşmaktır...
Fitne fesad dediğimiz şey budur. İnsanlar yıllarca önce başlamış ellerini İslam'dan çekmeye...
İslam'dan uzaklaşmaya...
Biz bu hale bir anda gelmedik ki... Bütün bunlar beş, on senede olmadı. Yüz elli sene belki de iki yüz senede geldik bu duruma. Yıkıla yıkıla, taviz vere vere, o zarar vermez, bu zarar vermez, onu yapmasak olur, bunu da yapmasak olur... Diye diye bu hallere geldik.
Farz değil, vacip değil... Yarın yaparız, sonra yaparız diye diye, terk ede, terk ede bir şey kalmadı. Ondan sonra yolunmuş kaza döndü millet. Şimdi farzlarda kalmadı, onlarda gitti.
Ülkemizin yetmiş milyonu aşan nüfusu var. Araştırmalara göre beş vakit namazı kılanların oranı oldukça düşük. Üç beş milyon Müslüman'ın namaz kıldığı tahmin ediliyor.
Görüyor musunuz bir Müslüman ülke ne duruma geldi.
* * *
"Hevayı nefse düştü nas bu anda..."
İnsanlar nefislerinin bitmek tükenmek bilmeyen isteklerine teslim oldular. Sadece insanlar mı? abidler de, âlimler de nefislerinin peşine takıldı. Herkes nefsinin peşinden gider oldu. Nefse esir olduk hepimiz. Âlimlerden de var, sabaha kadar namaz kılan abidlerden de var. Abid çok ibadet eden demek ya...
* * *
"Tefsir, hadis, fıkıh kaldı nihanda..."
Tefsir, hadis, fıkıh kenarda kaldı bakan yok, ilgilenen yok. Niçin bakmazlar bilir misiniz? Onlara baktıklarında, kendilerinin kapkara olduklarını görecekler. Kitapların kapağını kaldırdığımızda, nelerin günah olduğunu göreceğiz. Bir de bakacağız ki, kitapların günah dediği, yapılmasını yasakladığı şeylerin hepsini yapıyoruz.
İşlenmeyen günah bir tane yok. Ne oldu? Kapkara olduk. İşimiz bitti.
Bazı hastalar var, doktora gitmek istemez. Ona "neden doktora gitmiyorsun?" diye sorulunca, derki "bir sürü hastalığım var, doktor hepsini söyleyecek, moralim bozulacak, olan olsun, iş inceldiği yerden kopsun, öleceksem öleyim." Hastanın böyle davranmasının sebebi gerçeklerle karşı karşıya gelmemek içindir. Olumsuz şeyler duymak istemiyor. Bizim insanımız da okumak öğrenmek istemiyor. Ne diyor? Okursam, rezilliğimi göreceğim, orada okuduklarımı da uygulamam lazım, uygulamayacağıma göre niye okuyayım... Onun için okumuyoruz.
Adam günah bataklığına batmış, kendini hala günahsız zannediyor. Bir de biz ne yapıyoruz ki canım diyorlar. Zamanı boş ve lüzumsuz şeylerle geçir, televizyona bak, dizileri talip et, şarkı türlü dinle... Namaz vakti geldi, namaz yok, niyaz yok...
Sonra da ne yapıyoruz ki canım?
Daha ne yapacaktın ki?
Gaflet var, körlük var, cehalet var, iman zafiyeti var. İman zayıflığı var. Çaresi ne? Kelime–i tevhid (La ilahe illallah) eğitimi görmek.
İçimizde var mı bunu yapan?
Sahabe bu eğitimi on üç yıl gördü.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz sahabelerine, 13 yıl lailaheillallah anlattı. Dile kolay on üç yıl. Kâinatın Efendisi, kendisinden sonra İslam tarihine damgasını vuracak dev şahsiyetleri, lailaheillallah okulunda, on üç yıl eğitime tabı tuttu. Bu kelimenin manası çok ama çok büyüktür, öyle söylenildiği gibi, yazıldığı gibi kolay değil.
Önce Lailaheillah öğrendiler, ondan sonra namazı, orucu, cihadı, zekâtı ve hacca öğrendiler.
Kelime–i tevhit eğitimi görmeyen bir insanın namaz kılmasına mümkün değil. Ne demektir bu? Köksüz ağaçtır, ayakta durabilir mi? Bu eğitime çocuk yaşta başlamak lazım. Ana kucağında başlamalı. Ana bilmiyor ki çocuğa öğretsin. İlkokul, lise, boş…
Millet namaz kılmıyor. Kılmaz tabı, temel yok ki kılsın. Sahabe–i kiram, on üç yıl kelime–i tevhit eğitimi gördü, sonra namaz emri gelince "vallahi" dediler, “değil beş vakit, elli beş vakit namaz emredilmiş olsaydı, kılardık."
Onlarda iman coşmuş, sığmıyor hiçbir yere... Tevhit eğitim görmedikçe, öyle bir imana sahip olmaya imkân yok.
Kelime–i tevhidin anlamları bilinmediği için milletimizi atmışa, yetmişe böldüler böyle bölük pörçük ettiler.
"Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır." (3/104–105)
Resulullah Efendimiz buyuruyor ki:
"Siz benim sünnetime bağlı kaldığınız sürece, düşmanlarınıza karşı Allah size yardım edecektir. Siz sünnetimden ayrıldığınız sürece Allah sizi birileriyle korkutacak. Ve bu korku siz sünnetime dönünceye kadar devam edecek."
* * *
Efendi Hazretleri buyuruyor ki:
"Cenab–ı Hakk'ın koyduğu şeriatından noksanlık yapmaktan tir tir titremek lazım." Yani Allah'a asi olma korkusuyla, O'nun emirlerinde noksanlık yapma korkusuyla tir tir titremek lazım. Bunun için de iman lazım. Bu zayıf imanla olacak iş değil. Altı hastalık var, birincisi iman zayıflığı. Bu iman zayıflığı giderilmeden olmaz, imanı kuvvetliyse titrer.
* * *
Fesad vakti çıkıp
hakka gidelim
Cemali ba kemale
seyredelim...
Bu zamanda insanların işi zor… Efendi Babamız yanında nefislerine güvenerek konuşma yapanlara şöyle demişti:
"Herkes melek oldu da, ben mi kaldım sadece beşer?"
Bu söz bana dokunuyor da size niye dokunmuyor? "Harama bakmak, namahreme bakmak şeytanın zehirli oklarından bir oktur" buyuruyor Peygamber efendimiz. Kim ki Allah'tan korktuğu için namahreme bakmayı terk ederse, Allah onun kalbine imanın tadını yerleştirir.
Bizler böyle imtihan oluyoruz. İmanın tadı kalbine akmaya başlar. İman tadı kalbe akmadığı için insanımız ibadetten lezzet almıyor. Haramlara bakmaktan, haram konuşmaktan, haram dinlemekten kalplerimizi kaskatı ettik. Namazı huzurlu kılamıyorum diyorlar sonrada. Ne yapmalı? Gözünü, dilini, kulağını kollayacaksın. Haramdan kaçacaksın. Ne yapayım demeyin. Ne yapacağınız apaçık bellidir
Hevayı nefse düştü nas bu anda
Tefsir, hadis, fıkıh kaldı nihanda
Fesad vakti çıkıp hakka gidelim
Cemali ba kemali seyredelim...
Mustafa İsmet Garibullah hazretleri Risale–i Kudsiyesinde zamanımızın halinden bahsediyor. Yüz elli sene evvel bizim zamanımızı görmüş gibi, halimizi bildiriyor. "Ya şimdi bir fesad koptu cihanda..." Şimdi dünyada bir fesad koptu diyor. Dünyada bir fesad koptu ne demek? Yani insanlar İslam'dan uzaklaşıyorlar demek. Fesad İslam'dan uzaklaşmaktır...
Fitne fesad dediğimiz şey budur. İnsanlar yıllarca önce başlamış ellerini İslam'dan çekmeye...
İslam'dan uzaklaşmaya...
Biz bu hale bir anda gelmedik ki... Bütün bunlar beş, on senede olmadı. Yüz elli sene belki de iki yüz senede geldik bu duruma. Yıkıla yıkıla, taviz vere vere, o zarar vermez, bu zarar vermez, onu yapmasak olur, bunu da yapmasak olur... Diye diye bu hallere geldik.
Farz değil, vacip değil... Yarın yaparız, sonra yaparız diye diye, terk ede, terk ede bir şey kalmadı. Ondan sonra yolunmuş kaza döndü millet. Şimdi farzlarda kalmadı, onlarda gitti.
Ülkemizin yetmiş milyonu aşan nüfusu var. Araştırmalara göre beş vakit namazı kılanların oranı oldukça düşük. Üç beş milyon Müslüman'ın namaz kıldığı tahmin ediliyor.
Görüyor musunuz bir Müslüman ülke ne duruma geldi.
* * *
"Hevayı nefse düştü nas bu anda..."
İnsanlar nefislerinin bitmek tükenmek bilmeyen isteklerine teslim oldular. Sadece insanlar mı? abidler de, âlimler de nefislerinin peşine takıldı. Herkes nefsinin peşinden gider oldu. Nefse esir olduk hepimiz. Âlimlerden de var, sabaha kadar namaz kılan abidlerden de var. Abid çok ibadet eden demek ya...
* * *
"Tefsir, hadis, fıkıh kaldı nihanda..."
Tefsir, hadis, fıkıh kenarda kaldı bakan yok, ilgilenen yok. Niçin bakmazlar bilir misiniz? Onlara baktıklarında, kendilerinin kapkara olduklarını görecekler. Kitapların kapağını kaldırdığımızda, nelerin günah olduğunu göreceğiz. Bir de bakacağız ki, kitapların günah dediği, yapılmasını yasakladığı şeylerin hepsini yapıyoruz.
İşlenmeyen günah bir tane yok. Ne oldu? Kapkara olduk. İşimiz bitti.
Bazı hastalar var, doktora gitmek istemez. Ona "neden doktora gitmiyorsun?" diye sorulunca, derki "bir sürü hastalığım var, doktor hepsini söyleyecek, moralim bozulacak, olan olsun, iş inceldiği yerden kopsun, öleceksem öleyim." Hastanın böyle davranmasının sebebi gerçeklerle karşı karşıya gelmemek içindir. Olumsuz şeyler duymak istemiyor. Bizim insanımız da okumak öğrenmek istemiyor. Ne diyor? Okursam, rezilliğimi göreceğim, orada okuduklarımı da uygulamam lazım, uygulamayacağıma göre niye okuyayım... Onun için okumuyoruz.
Adam günah bataklığına batmış, kendini hala günahsız zannediyor. Bir de biz ne yapıyoruz ki canım diyorlar. Zamanı boş ve lüzumsuz şeylerle geçir, televizyona bak, dizileri talip et, şarkı türlü dinle... Namaz vakti geldi, namaz yok, niyaz yok...
Sonra da ne yapıyoruz ki canım?
Daha ne yapacaktın ki?
Gaflet var, körlük var, cehalet var, iman zafiyeti var. İman zayıflığı var. Çaresi ne? Kelime–i tevhid (La ilahe illallah) eğitimi görmek.
İçimizde var mı bunu yapan?
Sahabe bu eğitimi on üç yıl gördü.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz sahabelerine, 13 yıl lailaheillallah anlattı. Dile kolay on üç yıl. Kâinatın Efendisi, kendisinden sonra İslam tarihine damgasını vuracak dev şahsiyetleri, lailaheillallah okulunda, on üç yıl eğitime tabı tuttu. Bu kelimenin manası çok ama çok büyüktür, öyle söylenildiği gibi, yazıldığı gibi kolay değil.
Önce Lailaheillah öğrendiler, ondan sonra namazı, orucu, cihadı, zekâtı ve hacca öğrendiler.
Kelime–i tevhit eğitimi görmeyen bir insanın namaz kılmasına mümkün değil. Ne demektir bu? Köksüz ağaçtır, ayakta durabilir mi? Bu eğitime çocuk yaşta başlamak lazım. Ana kucağında başlamalı. Ana bilmiyor ki çocuğa öğretsin. İlkokul, lise, boş…
Millet namaz kılmıyor. Kılmaz tabı, temel yok ki kılsın. Sahabe–i kiram, on üç yıl kelime–i tevhit eğitimi gördü, sonra namaz emri gelince "vallahi" dediler, “değil beş vakit, elli beş vakit namaz emredilmiş olsaydı, kılardık."
Onlarda iman coşmuş, sığmıyor hiçbir yere... Tevhit eğitim görmedikçe, öyle bir imana sahip olmaya imkân yok.
Kelime–i tevhidin anlamları bilinmediği için milletimizi atmışa, yetmişe böldüler böyle bölük pörçük ettiler.
"Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır." (3/104–105)
Resulullah Efendimiz buyuruyor ki:
"Siz benim sünnetime bağlı kaldığınız sürece, düşmanlarınıza karşı Allah size yardım edecektir. Siz sünnetimden ayrıldığınız sürece Allah sizi birileriyle korkutacak. Ve bu korku siz sünnetime dönünceye kadar devam edecek."
* * *
Efendi Hazretleri buyuruyor ki:
"Cenab–ı Hakk'ın koyduğu şeriatından noksanlık yapmaktan tir tir titremek lazım." Yani Allah'a asi olma korkusuyla, O'nun emirlerinde noksanlık yapma korkusuyla tir tir titremek lazım. Bunun için de iman lazım. Bu zayıf imanla olacak iş değil. Altı hastalık var, birincisi iman zayıflığı. Bu iman zayıflığı giderilmeden olmaz, imanı kuvvetliyse titrer.
* * *
Fesad vakti çıkıp
hakka gidelim
Cemali ba kemale
seyredelim...
Bu zamanda insanların işi zor… Efendi Babamız yanında nefislerine güvenerek konuşma yapanlara şöyle demişti:
"Herkes melek oldu da, ben mi kaldım sadece beşer?"
Bu söz bana dokunuyor da size niye dokunmuyor? "Harama bakmak, namahreme bakmak şeytanın zehirli oklarından bir oktur" buyuruyor Peygamber efendimiz. Kim ki Allah'tan korktuğu için namahreme bakmayı terk ederse, Allah onun kalbine imanın tadını yerleştirir.
Bizler böyle imtihan oluyoruz. İmanın tadı kalbine akmaya başlar. İman tadı kalbe akmadığı için insanımız ibadetten lezzet almıyor. Haramlara bakmaktan, haram konuşmaktan, haram dinlemekten kalplerimizi kaskatı ettik. Namazı huzurlu kılamıyorum diyorlar sonrada. Ne yapmalı? Gözünü, dilini, kulağını kollayacaksın. Haramdan kaçacaksın. Ne yapayım demeyin. Ne yapacağınız apaçık bellidir