Livza
Well-known member
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla”
“Ve gene Allah inananlara Firavun’un karısını örnek getirmede;hani rabbim demişti,bana cennette bir ev kur ve beni kurtar Firavun’dan ve yaptığı şeyden ve beni kurtar zalim topluluktan”
TAHRİM/11
Bu duasıyla canını teslim eden,Hz.Asiye acaba batıl karşısındaki hakkaniyetini nasıl ispatlamıştı ki ,Allah müminlere onu örnek göstermişti.Hz.Asiye örnek almamız gereken ve takva sahibi nitelikli kadınlardan biridir.Kendisini “ilah”diye tanıtan şirk ve küfür bataklığında yaşayan Firavun gibi bir erkekle evli olmasına rağmen Allah’a gönülden bağlı olmak ve yaradanına güvenmek onun seçtiği yoldu.Hz.Asiye cesaretli olmayı yüreğinde barındırmıştı ki,büyük bir gizlilik içerisinde ibadetlerini yerine getiriyordu.O asalet,dürüstlük ve iffet timsaliydi.Firavun’un sarayını,malını,mülkünü ve saltanatını elinin tersiyle bir köşeye iterek rabbinin katındaki zenginliği seçmişti.Firavun gibi bir zalimle aynı ortamı teneffus etmesine rağmen o zalimin huyundan suyundan hiç kapmamıştı ,tam tersine o kadar zillet arasında izzetli olmanın tadını keşfetmişti.
Hz.Asiye çektiği sıkıntılar karşısında hem cenneti hem de Hz.Musa’ya manevi anne olma makamını kazanmıştı.Çünkü o bütün erkek çocukların eşinin emriyle öldürüldüğü bir zamanda nübüvvet gülüne kucak açmıştı.Kelimullah gibi tebliğ ağacına bahçıvanlık yaparak büyük bir sabırla meyve alacağı günü beklemişti.Tabi ki kolay değildi,Firavun’a eş olup ona katlanmak.Demek ki bu hanımı farklı kılanda buydu.Firavun’un sarayında Allah için ibadet etmek,kendi eliyle Musa(a.s)’ı büyütmek,yetiştirmek ve zamanı geldiğinde zalim eşine baş kaldırmak ona cenneti kazandırmıştı.
Hz.Asiye Alemlerin rabbinin isminin yasaklandığı bir hanede, zalim eşinin karşısına geçerek, haykırdığı ilahi aşk ile Firavun’un yüreğinde dinmeyen fırtınalar estirmişti.O zulüm çemberinin ortasında kalmasına rağmen rabbini bir an bile unutmamıştı.Dünya tarlasında musibetlere maruz kaldığı günlerde sabrederek ahiretini kazanmıştı.Acaba biz kadınlar bu duruşun neresindeyiz?Allah korusun eşlerimiz ki Firavun değil,peki bizler zamanın Asiye’si olabilir miyiz? Zaman zaman eşlerimizle sorunlar yaşayabiliriz.Böyle durumlarda sabrı ve sukutu seçerek sevap kazanabiliriz.Evlilik binamızın duvarlarını takva ile örmek ,sütunlarını sabırla inşa etmek ve çatısını ihlas ile kapatmak zor değil aslında Meşakkatli olsa bile sonu mutluluktur.Eşleri dindar olmayan kadınlar veya erkekler tebliğlerine ilk önce kendi evlerinden başlamalılar.Kötü alışkanlıkları terk etmek ibadet ise ilk önce karşı tarafta arayacağımız kusurun kendimizde olup olmadığına bakmalıyız.Ayrıca şartlar ve sıkıntılar bizleri ibadetten alıkoyan bahaneler olmamalıdır.Zulme uğramak ve kötü bir eşle evli olmak ,ibadetlerimizi yapmamıza engel olabilir mi?Eğer Hz.Asiye’nin zalim kocasına karşı verdiği sabır mücadelesinden bir şeyler öğrenip hayatımıza geçiremezsek kazancımız sadece SIFIR olur.Allah’a tevekkül edip sabredersek her ortamda dinimizi yaşayabiliriz.
Bazı kardeşlerimizde şöyle diyor;”Ben başörtümü takmak istiyorum ama eşim izin vermiyor.”İnandığın davan ve Allah’ın emrettiği bir şey için ne kadar mücadele verdin ve ne kadar sıkıntılara göğüs gerdin?Ya da sorununun giderilmesi için ne kadar Allah’a yalvardın?Bu sorulara cevap bulmadan bu lafın arkasına sığınmak sadece kolaycılıktır.
Mümin sıfatını kendine yakıştıran bir kadın dünyanın parlaklığına kapılıp,eşini incitecek dünyevi isteklerde bulunmamalıdır.Mal,mülk,eşya ziynet vs…Çoğu erkek ister ki hanımı rahat etsin,elini sıcak sudan soğuk suya sokmasın ama bunlar imkan ve bütçe meselesi…Eşlerimizden bu gereksiz ve üzücü istekleri yerine getirmesini isteyeceğimize ilim talep etmeliyiz.Allah’ın bizler için hayır kıldığı yol üzerinde engellere takılmadan yürümesini öğrenmeliyiz.Gerçekten temiz bir kalp, halis niyet ile yaptığımız ibadetler bizleri terbiye eder.Hz. Asiye’nin sabırla birlikte akıttığı gözyaşlarını yüreğimizde hissedersek yuvamızdan, bereket ve hayır eksik olmaz.
“Selam olsun Asiye’ye ve onu kalbine nakış edip işleyenlere…”
Hasret Rızaoğlu
“Ve gene Allah inananlara Firavun’un karısını örnek getirmede;hani rabbim demişti,bana cennette bir ev kur ve beni kurtar Firavun’dan ve yaptığı şeyden ve beni kurtar zalim topluluktan”
TAHRİM/11
Bu duasıyla canını teslim eden,Hz.Asiye acaba batıl karşısındaki hakkaniyetini nasıl ispatlamıştı ki ,Allah müminlere onu örnek göstermişti.Hz.Asiye örnek almamız gereken ve takva sahibi nitelikli kadınlardan biridir.Kendisini “ilah”diye tanıtan şirk ve küfür bataklığında yaşayan Firavun gibi bir erkekle evli olmasına rağmen Allah’a gönülden bağlı olmak ve yaradanına güvenmek onun seçtiği yoldu.Hz.Asiye cesaretli olmayı yüreğinde barındırmıştı ki,büyük bir gizlilik içerisinde ibadetlerini yerine getiriyordu.O asalet,dürüstlük ve iffet timsaliydi.Firavun’un sarayını,malını,mülkünü ve saltanatını elinin tersiyle bir köşeye iterek rabbinin katındaki zenginliği seçmişti.Firavun gibi bir zalimle aynı ortamı teneffus etmesine rağmen o zalimin huyundan suyundan hiç kapmamıştı ,tam tersine o kadar zillet arasında izzetli olmanın tadını keşfetmişti.
Hz.Asiye çektiği sıkıntılar karşısında hem cenneti hem de Hz.Musa’ya manevi anne olma makamını kazanmıştı.Çünkü o bütün erkek çocukların eşinin emriyle öldürüldüğü bir zamanda nübüvvet gülüne kucak açmıştı.Kelimullah gibi tebliğ ağacına bahçıvanlık yaparak büyük bir sabırla meyve alacağı günü beklemişti.Tabi ki kolay değildi,Firavun’a eş olup ona katlanmak.Demek ki bu hanımı farklı kılanda buydu.Firavun’un sarayında Allah için ibadet etmek,kendi eliyle Musa(a.s)’ı büyütmek,yetiştirmek ve zamanı geldiğinde zalim eşine baş kaldırmak ona cenneti kazandırmıştı.
Hz.Asiye Alemlerin rabbinin isminin yasaklandığı bir hanede, zalim eşinin karşısına geçerek, haykırdığı ilahi aşk ile Firavun’un yüreğinde dinmeyen fırtınalar estirmişti.O zulüm çemberinin ortasında kalmasına rağmen rabbini bir an bile unutmamıştı.Dünya tarlasında musibetlere maruz kaldığı günlerde sabrederek ahiretini kazanmıştı.Acaba biz kadınlar bu duruşun neresindeyiz?Allah korusun eşlerimiz ki Firavun değil,peki bizler zamanın Asiye’si olabilir miyiz? Zaman zaman eşlerimizle sorunlar yaşayabiliriz.Böyle durumlarda sabrı ve sukutu seçerek sevap kazanabiliriz.Evlilik binamızın duvarlarını takva ile örmek ,sütunlarını sabırla inşa etmek ve çatısını ihlas ile kapatmak zor değil aslında Meşakkatli olsa bile sonu mutluluktur.Eşleri dindar olmayan kadınlar veya erkekler tebliğlerine ilk önce kendi evlerinden başlamalılar.Kötü alışkanlıkları terk etmek ibadet ise ilk önce karşı tarafta arayacağımız kusurun kendimizde olup olmadığına bakmalıyız.Ayrıca şartlar ve sıkıntılar bizleri ibadetten alıkoyan bahaneler olmamalıdır.Zulme uğramak ve kötü bir eşle evli olmak ,ibadetlerimizi yapmamıza engel olabilir mi?Eğer Hz.Asiye’nin zalim kocasına karşı verdiği sabır mücadelesinden bir şeyler öğrenip hayatımıza geçiremezsek kazancımız sadece SIFIR olur.Allah’a tevekkül edip sabredersek her ortamda dinimizi yaşayabiliriz.
Bazı kardeşlerimizde şöyle diyor;”Ben başörtümü takmak istiyorum ama eşim izin vermiyor.”İnandığın davan ve Allah’ın emrettiği bir şey için ne kadar mücadele verdin ve ne kadar sıkıntılara göğüs gerdin?Ya da sorununun giderilmesi için ne kadar Allah’a yalvardın?Bu sorulara cevap bulmadan bu lafın arkasına sığınmak sadece kolaycılıktır.
Mümin sıfatını kendine yakıştıran bir kadın dünyanın parlaklığına kapılıp,eşini incitecek dünyevi isteklerde bulunmamalıdır.Mal,mülk,eşya ziynet vs…Çoğu erkek ister ki hanımı rahat etsin,elini sıcak sudan soğuk suya sokmasın ama bunlar imkan ve bütçe meselesi…Eşlerimizden bu gereksiz ve üzücü istekleri yerine getirmesini isteyeceğimize ilim talep etmeliyiz.Allah’ın bizler için hayır kıldığı yol üzerinde engellere takılmadan yürümesini öğrenmeliyiz.Gerçekten temiz bir kalp, halis niyet ile yaptığımız ibadetler bizleri terbiye eder.Hz. Asiye’nin sabırla birlikte akıttığı gözyaşlarını yüreğimizde hissedersek yuvamızdan, bereket ve hayır eksik olmaz.
“Selam olsun Asiye’ye ve onu kalbine nakış edip işleyenlere…”
Hasret Rızaoğlu