Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Garip Ana
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 25498" data-attributes="member: 857"><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Allah razi olsun, bende bir zamanlar zafer dergisinde okudugum bir yaziyi paylasayim musadenle mihrimah kardesim <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite1" alt=":)" title="Smile :)" loading="lazy" data-shortname=":)" /></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">ALLAH BUYURDU: “Rahmetim herşeyi kuşatsın.” </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Ve bardaktan boşanırcasına yağdı rahmet yeryüzüne. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Ezelî ve sınırsız rahmetin bir parıltısı, dağları ve denizleri kuşattı. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Annelerin ve babaların yüreğine aktı, sinelerinden fışkırdı. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Yavru kuşlar ve yavru balinalar beraberce beslendiler o pınardan. Okyanuslar ve karalar o rahmetin neş’esiyle şenlendi. Yumurtalar o neş’eyle çatladı, memeler o neş’eyle dolup dolup boşaldı. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Anne ayı ve baba penguen, o neş’eyle yemek yemeyi unuttu. Üç ay boyunca biri yumurtayı beklerken, diğeri yavrusunu emzirdi. Baba balık, ağzındaki yumurtaların başına birşey gelmesin diye 80 gün boyunca aç dolaştı. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Hepsi de yalnız rahmetle beslendiler. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Yumurtasının kabuğunu kırıp bilmediği bir dünyaya gözünü açan kuş, rahmeti başucunda kanat çırparken buldu. Kanguru yavrusunun elinde harita vardı; o da tırmanıp anneciğinin kesesinde rahmetin sıcaklığıyla kucaklaştı. Yavru fil çayırın üzerine düştüğü zaman anne ve teyzeler şeklinde tecessüm etmiş bir rahmet halkasıyla karşılaştı. Yavru balina ağzını açtığında, mikroskopik planktonları günde 700 kilo süte çeviren rahmetin denizaltında bir şelâle gibi coştuğunu gördü. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Milyonlarca türden sayısız yavruların o rahmeti alkışlayan çığlıkları, gökyüzünden yüz milyar kere yüz milyar gözlerle dünyayı seyreden âlemlerde yankılandı. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Yıldızlar bir Cennete baktı, bir yeryüzüne. Ve bir cilvesinden bir Cennet çıkan rahmetin, bu minik gezegenin dağlarından, ormanlarından, çöllerinden, çalılıklarından, ırmaklarından ve denizlerinden rengârenk çağlayışını seyretti. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">DÜNYAYI anlamak istiyorsanız eğer, hayata bakın. Hayatı anlamak istiyorsanız, annelere ve babalara bakın. Çünkü bir canlı ekseriyetle ya anne olmak için doğar, ya da baba olmak için. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Dünyanın niçin göklere denk bir kıymet aldığını ancak o zaman anlarsınız. Kendisini sayısız aynalarda birden seyretmek isteyen bir güzelliğin merhamet ve şefkat suretine büründüğünü gözünüzle görürsünüz. Bir parıltısıyla canlılar dünyasını birbirine bağlayan bir muhabbet deryasında yaşadığınızı bilirsiniz. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Ve bu minik gezegene gözlerini dikmiş milyarlarca yıldızla beraber, dünyanın simasında “Rahmetim herşeyi kuşatmıştır” âyetini okursunuz. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Fakat bir yavruda bütün yavruları, bir annede bütün anneleri görmek şartıyla. Yoksa tek bir annenin yüreği, kâinatı kuşatan bir rahmeti size nasıl anlatsın? </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">BİR SELİMİYE, o muhteşem zarafetinin lisanıyla, “Benim mimarım ancak Süleymaniye’nin mimarı olabilir” der. Çünkü ikisinde de aynı sanatkârın fiili görünür. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Kanatlarının altındaki yavrularıyla birlikte poz veren anne kuşun bakışında da aynı ifade vardır: “Bütün annelerin ve bütün yavruların Rabbinden başkası bize rab olamaz.” </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Çünkü annelerde ve yavrularda hükmeden fiiller dünyanın her yerinde birdir. Öyleyse bütün bunların tek bir faili olabilir. İşte: </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">1.Bütün annelerin hizmeti, yavrunun mutlak ihtiyaç içinde bulunduğu bir sırada, tam zamanında gelir. Herşeyden âciz bir şekilde, hiç bilmediği bir dünyaya gözünü açtığı dakikada bir yavrunun başucunda bir anne görmesi ve sadece kendisi için özel olarak hazırlanmış rızkını ya onun gagasında, ya da sinesinde bulması, bütün canlılar dünyasını kuşatan tek bir fiildir. Bu fiilin faili hem vardır, hem birdir, hem de bütün yavruları kuşatan bir rahmet ve şefkatin yegâne sahibidir. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">2. Denize açılan bir kanalizasyon borusunun ortasından bembeyaz bir süt fışkırdığını görsek bile inanmayız. Bir de anne vücudunda, sütün üretildiği yere bakın: kan ve fışkının tam ortası! Bu iki pisliğin içinden özel arıtma tesisleriyle süzülen, inceden inceye elenerek ölçülüp biçilen ve sadece o yavrunun ihtiyaçlarına göre terkip edilerek proteini, kreması, tuzu, şekeri en hassas terazilerle tartılan tertemiz bir gıdanın, yüz binlerce memeli türüne mensup sayısız annelerde birden aynı özenle üretilerek bulanmadan ve kirlenmeden yavrunun ağzına akıtılabileceğine kim ihtimal verebilir? Halbuki bu fiil vardır ve denizin dibinden dağın başına kadar dünyanın her yerinde birdir. Öyleyse bu fiilin faili de birdir; üstelik bütün yavruların bütün ihtiyaçlarını en ince ayrıntılarına kadar bilen bir ilmin ve bu ihtiyaçları en umulmadık bir yerden, hiç akla gelmeyen bir tarzda ve en mükemmel şekilde gönderen bir hikmet ve rahmetin sahibidir. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">3. Bir annenin veya babanın bütün gayreti, yavrunun yaratılışındaki en mükemmel noktaya ulaşmasına hizmet etmekten ibarettir. Herşeyden âciz bir şekilde dünyaya gelen yavru, kendisinin her ihtiyacını karşılamak için çırpınan, kendisini besleyen ve büyüten bir anne ile baba sayesinde yetişir, olgunlaşır ve kendisinden beklenen fonksiyonları yerine getirecek mükemmel bir seviyeye ulaşır. Bütün yavruların birden bu şekilde merhametle ve ihtimamla yetiştirilmelerine baktığınız zaman, bütün canlılar dünyasına hükmeden bir “terbiye” fiili de bütün parlaklığıyla karşınızda beliriverir. Madem ki bu fiil vardır ve birdir; öyleyse herşeyi kuşatan bir rubûbiyetin eseridir. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">4. Bir annenin fedâkârlığı sınır tanımaz. Yavrusunu korumak için eğer kendisini fedâ etmek gerekiyorsa eder. Bu öyle bir sırdır ki, en canavar bir hayvanı kendi yavrusu karşısında uysallaştırırken, en uysal ve çekingen bir hayvandan da yavrusunu savunma ânında bütün dünyayı karşısına alabilecek kahraman bir muharip çıkarır. Tehlikeyi sezdiği anda yavrularını çalılığın ardına saklayıp düşmanı kendi peşine takarak oradan uzaklaşan anne keklik, bu davranışıyla, “Ne pahasına olursa olsun yavrular korunacak” emrine hayatı pahasına uyan anneler ordusundan bir fert olduğunu gösterir. Aynı anda, her yerde, bütün yavrular üzerinde cereyan eden bu “koruma” fiili ise, bütün yavruları kuşatan bir rahmet ve hafîziyetin ve bütün anneleri birden emri altında tutan bir irade ve kudretin habercisidir. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">5. Anne ile yavru doğum ânında tanışırlar. Daha evvel yumurtasının veya karnının içindekini hiçbir anne bilemez. Fakat tanıştıkları anda, bir dakika evvel mevcut olmayan yavru ile anne arasında âdetâ “hiçten” ortaya çıkan bağ, dünyada hiçbir şeyin koparamayacağı kuvvettedir. Her an yeryüzünde böyle nice bağlar kurulur. Yumurtalardan ve rahimlerden çıkan milyonlarca yavru ilk defa gördüğü annesine, milyonlarca anne de ilk defa gördüğü yavrusuna, sanki ezelden gelen bir beraberlikleri varmış gibi bağlanır. Hiçbir saniye yoktur ki, dünyanın karaları ve denizleri, böyle sayısız kucaklaşmalara şahit olmasın. Her yerde, her an görülen bu fiil de madem ki vardır ve tektir; öyleyse rahimlerde olanı bilen ve yeryüzünü mütemadiyen muhabbet ve şefkatle çalkalayıp yoğuran bir Fâil de vardır. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">6. Annenin hizmeti karşılıksızdır. Yavrusunu besler, büyütür, yetiştirir; sonra yavrular uçar, gider. Sonra yeni yavrular gelir. Birbiri ardınca gelip giden yavrular uğruna çırpınan, zahmet çeken, tahammülü imkânsız açlıklara katlanan, gerekirse hayatını fedâ eden anne, bütün bunları hiçbir karşılık beklemeden ve görmeden yapar. Bunu yaptıran ise, aşkın da ötesinde bir iştir; çünkü âşık sevdiğinden karşılık ister. Öyleyse, bütün annelerin kalplerini birden tek bir kalp gibi kuşatan ve dolduran, saf ve katıksız bir şefkat var ki, maddî sebepler, “hiçten” ortaya çıkan bu şefkati açıklamaktan âcizdir. Her an, her yerde, bütün annelerde birden eserini gösteren bu şefkat de dünyayı kuşatan bir rahmete sahip tek bir Fâil ister. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">BİR KUŞUN yumurtasında proteinlerin ve tüylerin programını bulabilirsiniz—gerçi bunlar da bir fâil ister. Fakat anne kalbindeki şefkat, nükleik asitlerin işi değildir. Oysa açıkça görülüyor ki, başlangıçta mevcut olmayan şey, neticede vardır. Bir yumurta hücresi bir anne olduğu zaman tepeden tırnağa şefkatle dolar. Peki, nereden gelir, nereden akar bu şefkat annenin yüreğine? </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Hiçbir şey yoktan var olmaz” diyenler, bütün canlılar dünyasını kuşatan bir şefkati açıklamak için, hiç yoktan bir “içgüdü” icad ettiler. Fakat dünyanın her köşesinde her an hükmünü sürdüren fiillerdeki birliği göremediler, yahut görmek istemediler. Bu yüzden, ilmi, kudreti, iradesi, hikmeti, rubûbiyeti, hafîziyeti ve rahmeti herşeyi kuşatan tek bir Yaratıcının vasıflarını, anneler sayısınca içgüdülerde aramak zorunda kaldılar. Lâkin hiçbiri de bu “içgüdünün” nasıl birşey olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, kime nasıl hüküm geçirdiğini ve nasıl işlediğini açıklayamadı. Çünkü ellerindeki malzeme, tek bir hayvana bir içgüdü yaratmaya yetmedi. Gerçekte onlar birşey icad etmediler; sadece bâtıl inançlarına bir isim takmış oldular. Kendilerini de herşeyi kuşatan bir rahmetten ebediyen mahrum ettiler. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Onlar böylece avunadursunlar. Bacalarımızın üzerinde gagalarını takırdatarak annelerinin dönüşünü kutlayan leylek yavruları, o bacanın altındaki insanın gevezeliğine aldırmadan, kendi âlemini kuşatan bir rahmeti alkışlamaya devam ediyor. Kuş yuvalarındaki çığlıkların balina şarkılarıyla, kedi mırmırlarının kuzu melemeleriyle karıştığı şu günlerde bahar, tıpkı çok sesli bir koro gibi, o rahmeti terennüm ediyor. Sayısız sinelerden oluk oluk fışkıran sütler, tükenmez gayb hazinelerinden dünyaya her an tonlarca rahmet boşaltıyor. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Çünkü Allah, “Rahmetim herşeyi kuşatsın” buyurdu. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Ve bardaktan boşanırcasına yağdı rahmet yeryüzüne. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Dağları ve denizleri kuşattı. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Annelerin kalbinde şefkat, yavruların dilinde şükür çiçekleri açtı. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Her zerresi rahmetle yoğrulan dünya, o şevkle kanat açtı ve uçtu. Işık saçan yıldızlara bedel, her zerresinden şükür çığlıkları saçtı fezaya. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Ve o çığlıkların arasında, Kâinat Yolcusunun Arşta yankılanan sesini yıldızlar ve kehkeşanlar birlikte dinledi: </span></span></span></p><p></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">“Bütün zîhayatların hayatlarıyla gösterdikleri tesbihât-ı hayatiye ve Sânilerine takdim ettikleri fıtrî hediyeler, ey Rabbim, Sana mahsustur. Ben dahi bütün onları tasavvurumla ve imanımla Sana takdim ediyorum</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 25498, member: 857"] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red]Allah razi olsun, bende bir zamanlar zafer dergisinde okudugum bir yaziyi paylasayim musadenle mihrimah kardesim :)[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]ALLAH BUYURDU: “Rahmetim herşeyi kuşatsın.” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Ve bardaktan boşanırcasına yağdı rahmet yeryüzüne. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Ezelî ve sınırsız rahmetin bir parıltısı, dağları ve denizleri kuşattı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Annelerin ve babaların yüreğine aktı, sinelerinden fışkırdı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Yavru kuşlar ve yavru balinalar beraberce beslendiler o pınardan. Okyanuslar ve karalar o rahmetin neş’esiyle şenlendi. Yumurtalar o neş’eyle çatladı, memeler o neş’eyle dolup dolup boşaldı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Anne ayı ve baba penguen, o neş’eyle yemek yemeyi unuttu. Üç ay boyunca biri yumurtayı beklerken, diğeri yavrusunu emzirdi. Baba balık, ağzındaki yumurtaların başına birşey gelmesin diye 80 gün boyunca aç dolaştı. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Hepsi de yalnız rahmetle beslendiler. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Yumurtasının kabuğunu kırıp bilmediği bir dünyaya gözünü açan kuş, rahmeti başucunda kanat çırparken buldu. Kanguru yavrusunun elinde harita vardı; o da tırmanıp anneciğinin kesesinde rahmetin sıcaklığıyla kucaklaştı. Yavru fil çayırın üzerine düştüğü zaman anne ve teyzeler şeklinde tecessüm etmiş bir rahmet halkasıyla karşılaştı. Yavru balina ağzını açtığında, mikroskopik planktonları günde 700 kilo süte çeviren rahmetin denizaltında bir şelâle gibi coştuğunu gördü. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Milyonlarca türden sayısız yavruların o rahmeti alkışlayan çığlıkları, gökyüzünden yüz milyar kere yüz milyar gözlerle dünyayı seyreden âlemlerde yankılandı. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Yıldızlar bir Cennete baktı, bir yeryüzüne. Ve bir cilvesinden bir Cennet çıkan rahmetin, bu minik gezegenin dağlarından, ormanlarından, çöllerinden, çalılıklarından, ırmaklarından ve denizlerinden rengârenk çağlayışını seyretti. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]DÜNYAYI anlamak istiyorsanız eğer, hayata bakın. Hayatı anlamak istiyorsanız, annelere ve babalara bakın. Çünkü bir canlı ekseriyetle ya anne olmak için doğar, ya da baba olmak için. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Dünyanın niçin göklere denk bir kıymet aldığını ancak o zaman anlarsınız. Kendisini sayısız aynalarda birden seyretmek isteyen bir güzelliğin merhamet ve şefkat suretine büründüğünü gözünüzle görürsünüz. Bir parıltısıyla canlılar dünyasını birbirine bağlayan bir muhabbet deryasında yaşadığınızı bilirsiniz. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Ve bu minik gezegene gözlerini dikmiş milyarlarca yıldızla beraber, dünyanın simasında “Rahmetim herşeyi kuşatmıştır” âyetini okursunuz. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Fakat bir yavruda bütün yavruları, bir annede bütün anneleri görmek şartıyla. Yoksa tek bir annenin yüreği, kâinatı kuşatan bir rahmeti size nasıl anlatsın? [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]BİR SELİMİYE, o muhteşem zarafetinin lisanıyla, “Benim mimarım ancak Süleymaniye’nin mimarı olabilir” der. Çünkü ikisinde de aynı sanatkârın fiili görünür. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Kanatlarının altındaki yavrularıyla birlikte poz veren anne kuşun bakışında da aynı ifade vardır: “Bütün annelerin ve bütün yavruların Rabbinden başkası bize rab olamaz.” [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Çünkü annelerde ve yavrularda hükmeden fiiller dünyanın her yerinde birdir. Öyleyse bütün bunların tek bir faili olabilir. İşte: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]1.Bütün annelerin hizmeti, yavrunun mutlak ihtiyaç içinde bulunduğu bir sırada, tam zamanında gelir. Herşeyden âciz bir şekilde, hiç bilmediği bir dünyaya gözünü açtığı dakikada bir yavrunun başucunda bir anne görmesi ve sadece kendisi için özel olarak hazırlanmış rızkını ya onun gagasında, ya da sinesinde bulması, bütün canlılar dünyasını kuşatan tek bir fiildir. Bu fiilin faili hem vardır, hem birdir, hem de bütün yavruları kuşatan bir rahmet ve şefkatin yegâne sahibidir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]2. Denize açılan bir kanalizasyon borusunun ortasından bembeyaz bir süt fışkırdığını görsek bile inanmayız. Bir de anne vücudunda, sütün üretildiği yere bakın: kan ve fışkının tam ortası! Bu iki pisliğin içinden özel arıtma tesisleriyle süzülen, inceden inceye elenerek ölçülüp biçilen ve sadece o yavrunun ihtiyaçlarına göre terkip edilerek proteini, kreması, tuzu, şekeri en hassas terazilerle tartılan tertemiz bir gıdanın, yüz binlerce memeli türüne mensup sayısız annelerde birden aynı özenle üretilerek bulanmadan ve kirlenmeden yavrunun ağzına akıtılabileceğine kim ihtimal verebilir? Halbuki bu fiil vardır ve denizin dibinden dağın başına kadar dünyanın her yerinde birdir. Öyleyse bu fiilin faili de birdir; üstelik bütün yavruların bütün ihtiyaçlarını en ince ayrıntılarına kadar bilen bir ilmin ve bu ihtiyaçları en umulmadık bir yerden, hiç akla gelmeyen bir tarzda ve en mükemmel şekilde gönderen bir hikmet ve rahmetin sahibidir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]3. Bir annenin veya babanın bütün gayreti, yavrunun yaratılışındaki en mükemmel noktaya ulaşmasına hizmet etmekten ibarettir. Herşeyden âciz bir şekilde dünyaya gelen yavru, kendisinin her ihtiyacını karşılamak için çırpınan, kendisini besleyen ve büyüten bir anne ile baba sayesinde yetişir, olgunlaşır ve kendisinden beklenen fonksiyonları yerine getirecek mükemmel bir seviyeye ulaşır. Bütün yavruların birden bu şekilde merhametle ve ihtimamla yetiştirilmelerine baktığınız zaman, bütün canlılar dünyasına hükmeden bir “terbiye” fiili de bütün parlaklığıyla karşınızda beliriverir. Madem ki bu fiil vardır ve birdir; öyleyse herşeyi kuşatan bir rubûbiyetin eseridir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]4. Bir annenin fedâkârlığı sınır tanımaz. Yavrusunu korumak için eğer kendisini fedâ etmek gerekiyorsa eder. Bu öyle bir sırdır ki, en canavar bir hayvanı kendi yavrusu karşısında uysallaştırırken, en uysal ve çekingen bir hayvandan da yavrusunu savunma ânında bütün dünyayı karşısına alabilecek kahraman bir muharip çıkarır. Tehlikeyi sezdiği anda yavrularını çalılığın ardına saklayıp düşmanı kendi peşine takarak oradan uzaklaşan anne keklik, bu davranışıyla, “Ne pahasına olursa olsun yavrular korunacak” emrine hayatı pahasına uyan anneler ordusundan bir fert olduğunu gösterir. Aynı anda, her yerde, bütün yavrular üzerinde cereyan eden bu “koruma” fiili ise, bütün yavruları kuşatan bir rahmet ve hafîziyetin ve bütün anneleri birden emri altında tutan bir irade ve kudretin habercisidir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]5. Anne ile yavru doğum ânında tanışırlar. Daha evvel yumurtasının veya karnının içindekini hiçbir anne bilemez. Fakat tanıştıkları anda, bir dakika evvel mevcut olmayan yavru ile anne arasında âdetâ “hiçten” ortaya çıkan bağ, dünyada hiçbir şeyin koparamayacağı kuvvettedir. Her an yeryüzünde böyle nice bağlar kurulur. Yumurtalardan ve rahimlerden çıkan milyonlarca yavru ilk defa gördüğü annesine, milyonlarca anne de ilk defa gördüğü yavrusuna, sanki ezelden gelen bir beraberlikleri varmış gibi bağlanır. Hiçbir saniye yoktur ki, dünyanın karaları ve denizleri, böyle sayısız kucaklaşmalara şahit olmasın. Her yerde, her an görülen bu fiil de madem ki vardır ve tektir; öyleyse rahimlerde olanı bilen ve yeryüzünü mütemadiyen muhabbet ve şefkatle çalkalayıp yoğuran bir Fâil de vardır. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]6. Annenin hizmeti karşılıksızdır. Yavrusunu besler, büyütür, yetiştirir; sonra yavrular uçar, gider. Sonra yeni yavrular gelir. Birbiri ardınca gelip giden yavrular uğruna çırpınan, zahmet çeken, tahammülü imkânsız açlıklara katlanan, gerekirse hayatını fedâ eden anne, bütün bunları hiçbir karşılık beklemeden ve görmeden yapar. Bunu yaptıran ise, aşkın da ötesinde bir iştir; çünkü âşık sevdiğinden karşılık ister. Öyleyse, bütün annelerin kalplerini birden tek bir kalp gibi kuşatan ve dolduran, saf ve katıksız bir şefkat var ki, maddî sebepler, “hiçten” ortaya çıkan bu şefkati açıklamaktan âcizdir. Her an, her yerde, bütün annelerde birden eserini gösteren bu şefkat de dünyayı kuşatan bir rahmete sahip tek bir Fâil ister. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]BİR KUŞUN yumurtasında proteinlerin ve tüylerin programını bulabilirsiniz—gerçi bunlar da bir fâil ister. Fakat anne kalbindeki şefkat, nükleik asitlerin işi değildir. Oysa açıkça görülüyor ki, başlangıçta mevcut olmayan şey, neticede vardır. Bir yumurta hücresi bir anne olduğu zaman tepeden tırnağa şefkatle dolar. Peki, nereden gelir, nereden akar bu şefkat annenin yüreğine? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]“Hiçbir şey yoktan var olmaz” diyenler, bütün canlılar dünyasını kuşatan bir şefkati açıklamak için, hiç yoktan bir “içgüdü” icad ettiler. Fakat dünyanın her köşesinde her an hükmünü sürdüren fiillerdeki birliği göremediler, yahut görmek istemediler. Bu yüzden, ilmi, kudreti, iradesi, hikmeti, rubûbiyeti, hafîziyeti ve rahmeti herşeyi kuşatan tek bir Yaratıcının vasıflarını, anneler sayısınca içgüdülerde aramak zorunda kaldılar. Lâkin hiçbiri de bu “içgüdünün” nasıl birşey olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, kime nasıl hüküm geçirdiğini ve nasıl işlediğini açıklayamadı. Çünkü ellerindeki malzeme, tek bir hayvana bir içgüdü yaratmaya yetmedi. Gerçekte onlar birşey icad etmediler; sadece bâtıl inançlarına bir isim takmış oldular. Kendilerini de herşeyi kuşatan bir rahmetten ebediyen mahrum ettiler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Onlar böylece avunadursunlar. Bacalarımızın üzerinde gagalarını takırdatarak annelerinin dönüşünü kutlayan leylek yavruları, o bacanın altındaki insanın gevezeliğine aldırmadan, kendi âlemini kuşatan bir rahmeti alkışlamaya devam ediyor. Kuş yuvalarındaki çığlıkların balina şarkılarıyla, kedi mırmırlarının kuzu melemeleriyle karıştığı şu günlerde bahar, tıpkı çok sesli bir koro gibi, o rahmeti terennüm ediyor. Sayısız sinelerden oluk oluk fışkıran sütler, tükenmez gayb hazinelerinden dünyaya her an tonlarca rahmet boşaltıyor. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Çünkü Allah, “Rahmetim herşeyi kuşatsın” buyurdu. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Ve bardaktan boşanırcasına yağdı rahmet yeryüzüne. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Dağları ve denizleri kuşattı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Annelerin kalbinde şefkat, yavruların dilinde şükür çiçekleri açtı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Her zerresi rahmetle yoğrulan dünya, o şevkle kanat açtı ve uçtu. Işık saçan yıldızlara bedel, her zerresinden şükür çığlıkları saçtı fezaya. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]Ve o çığlıkların arasında, Kâinat Yolcusunun Arşta yankılanan sesini yıldızlar ve kehkeşanlar birlikte dinledi: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=darkred]“Bütün zîhayatların hayatlarıyla gösterdikleri tesbihât-ı hayatiye ve Sânilerine takdim ettikleri fıtrî hediyeler, ey Rabbim, Sana mahsustur. Ben dahi bütün onları tasavvurumla ve imanımla Sana takdim ediyorum[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Garip Ana
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst