Washington'un etkili düşünce kuruluşlarından Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi (CSIS) Türkiye Programı Direktörü Dr. Bülent Alirıza'nın ev sahipliğinde 'Gülen Hareketi' konulu bir toplantı düzenlendi. Konuşmacı olarak ABD'deki Gülen Enstitüsü'nün yönetim kurulu üyelerinden Dr. Yüksel Alp Aslandoğan'ın konuk edildiği yuvarlak masa tarzı toplantıda, hareket birçok yönüyle masaya yatırıldı.
Toplantıya ABD hükümeti, düşünce kuruluşları ve farklı çevrelerden yoğun katılım olduğu gözlendi.
Aslandoğan, Fethullah Gülen'in fikir babalığını ve manevi önderliğini yaptığı sivil toplum hareketinin 1960'ların sonlarında kuruluşunu ve günümüze dek gelişimini anlattı. Yaklaşık kırk yıl zarfında hızla büyüyen ve Türkiye sınırlarını aşarak dünyaya yayılan hareketin başarısının altında yatan faktörlere değindi. Hareketin temel felsefesini 'Allah'a hizmet etmek için insanlara hizmet' şeklinde özetleyen Aslandoğan'a göre özellikle genç nesillere cazip gelen faktörlerin başında 'iman, ruhaniyat ve bilim'in birbiriyle bağdaşabildiğini görmeleri geliyor. Aslandoğan, hareketin tüm toplumsal, etnik ve dinî kesimlere açık olduğunu da vurguladı.
Katılımcıların en merak ettiği konulardan biri, hareketin siyasetle ilişkisi oldu. Aslandoğan, hareketin tüm siyasi partilere 'eşit yakınlıkta' olduğunu ve siyasi tercihlerini parti bazında değil 'konular, değerler ve tavırlar'a endeksli yaptığına işaret etti. Hareketin mensuplarının önem verdiği ve siyasi partilerde görmek istediği 'değerler' cümlesinden 'yolsuzluk karşıtlığı', 'demokratik toplum' ve 'siyasi gücün istismar edilmemesi'ni ön plana çıkardı.
Gülen'in sorumlu vatandaşlar olarak öteden beri herkesi oy vermeye, siyasetçi ve idarecilere taleplerini iletmeye teşvik ettiğini anlatan Aslandoğan, ancak adı hareketle özdeşleşmiş kimselerin aktif siyasete girmesine sıcak bakılmadığını ve 'hiçbir zaman' siyasi parti kurulmayacağını kaydetti. Aslandoğan'a göre, 'gönüllüler hareketi' herhangi bir parti veya siyasi görüşle özdeşleşir ya da parti kurarsa, alanını daraltarak 'herkese ulaşma' hedefini kaybedebilir. Aslandoğan, bağlı olduğu değerler, gerçekleştirmeye çalıştığı toplum yararına projeler ve büyüme hızı nazar-ı itibara alındığında, hareketin bir gün Türkiye'nin tamamınca benimsenme 'potansiyeli' taşıdığına işaret etti.
HEDEF AÇIK VE DEMOKRATİK TOPLUM
Aslandoğan'a hareketin 'nihai amacı'nın ne olduğu da soruldu. Buna cevaben Aslandoğan, bireysel seviyede 'sosyal aktivitelerle Allah'ın rızasını kazanmak', kurumsal seviyede 'spesifik profesyonel hedeflere ulaşmak', sosyal seviyede ise 'açık ve demokratik toplum' hedeflerinin güdüldüğünü söyledi. Bir başka ilgi çeken konu ise hareketin finansmanı idi. Gülen'in Türk milletinin özünde var olan başkasına 'verme' (fedakarlık) kültürünü teşvik ettiğini, bu çerçevede zengin olsun fakir olsun hareketin her mensubunun gelirinin ortalama yüzde 10 gibi bir miktarını topluma yapılan çeşitli 'hizmet'lere bağışladığını anlattı. Özellikle Ramazan aylarında yapılan 'himmet' adı verilen toplantılarda katılımcılardan bağış taahhütlerinin alındığını, sene içinde peyderpey tahsil edildiğini kaydetti. Bağış mekanizmalarının lokal bazda olduğuna ve ihtiyaca binaen yapıldığına işaret eden Aslandoğan, hareketin kurumlarının çok çeşitli ve yaygın olmasından dolayı toplam bir rakam ortaya çıkarmanın özel bir araştırma gerektireceğine dikkat çekti.
'Gelecekte Fethullah Gülen vefat ederse, harekete ne olur?' sorusuna karşılık ise Aslandoğan, hareket mensuplarına böyle bir soru yöneltildiğinde genelde şu tür bir cevap verdiklerini kaydetti: 'Bu, şahıslara endeksli bir hareket değil. Mevlânâ Celaleddin Rumi vefat ettikten sonra etkisine ne oldu? Öğretileri ve misyonu başarıya ulaştı.'
Bir Türk gazetecinin 'Ordu bu hareketten neden hoşlanmıyor?' sorusuna karşılık Aslandoğan, böyle bir genelleme yapmanın yanlış olacağını, bazı generallerin emekli olduktan sonra hareketle ilgili olumlu şeyler söylediğini, bunu muvazzafken yapmamalarının ise Türkiye'deki birtakım özel şartlardan kaynaklandığını ifade etti. Aslandoğan, Gülen'in son belge tartışmasına ilişkin ordunun yıpratılmaması, saygı duyulması, muhtemel münferit hataların kurumun tamamına mal edilmemesi yönündeki açıklamalarına dikkat çekti.
Toplantıya ABD hükümeti, düşünce kuruluşları ve farklı çevrelerden yoğun katılım olduğu gözlendi.
Aslandoğan, Fethullah Gülen'in fikir babalığını ve manevi önderliğini yaptığı sivil toplum hareketinin 1960'ların sonlarında kuruluşunu ve günümüze dek gelişimini anlattı. Yaklaşık kırk yıl zarfında hızla büyüyen ve Türkiye sınırlarını aşarak dünyaya yayılan hareketin başarısının altında yatan faktörlere değindi. Hareketin temel felsefesini 'Allah'a hizmet etmek için insanlara hizmet' şeklinde özetleyen Aslandoğan'a göre özellikle genç nesillere cazip gelen faktörlerin başında 'iman, ruhaniyat ve bilim'in birbiriyle bağdaşabildiğini görmeleri geliyor. Aslandoğan, hareketin tüm toplumsal, etnik ve dinî kesimlere açık olduğunu da vurguladı.
Katılımcıların en merak ettiği konulardan biri, hareketin siyasetle ilişkisi oldu. Aslandoğan, hareketin tüm siyasi partilere 'eşit yakınlıkta' olduğunu ve siyasi tercihlerini parti bazında değil 'konular, değerler ve tavırlar'a endeksli yaptığına işaret etti. Hareketin mensuplarının önem verdiği ve siyasi partilerde görmek istediği 'değerler' cümlesinden 'yolsuzluk karşıtlığı', 'demokratik toplum' ve 'siyasi gücün istismar edilmemesi'ni ön plana çıkardı.
Gülen'in sorumlu vatandaşlar olarak öteden beri herkesi oy vermeye, siyasetçi ve idarecilere taleplerini iletmeye teşvik ettiğini anlatan Aslandoğan, ancak adı hareketle özdeşleşmiş kimselerin aktif siyasete girmesine sıcak bakılmadığını ve 'hiçbir zaman' siyasi parti kurulmayacağını kaydetti. Aslandoğan'a göre, 'gönüllüler hareketi' herhangi bir parti veya siyasi görüşle özdeşleşir ya da parti kurarsa, alanını daraltarak 'herkese ulaşma' hedefini kaybedebilir. Aslandoğan, bağlı olduğu değerler, gerçekleştirmeye çalıştığı toplum yararına projeler ve büyüme hızı nazar-ı itibara alındığında, hareketin bir gün Türkiye'nin tamamınca benimsenme 'potansiyeli' taşıdığına işaret etti.
HEDEF AÇIK VE DEMOKRATİK TOPLUM
Aslandoğan'a hareketin 'nihai amacı'nın ne olduğu da soruldu. Buna cevaben Aslandoğan, bireysel seviyede 'sosyal aktivitelerle Allah'ın rızasını kazanmak', kurumsal seviyede 'spesifik profesyonel hedeflere ulaşmak', sosyal seviyede ise 'açık ve demokratik toplum' hedeflerinin güdüldüğünü söyledi. Bir başka ilgi çeken konu ise hareketin finansmanı idi. Gülen'in Türk milletinin özünde var olan başkasına 'verme' (fedakarlık) kültürünü teşvik ettiğini, bu çerçevede zengin olsun fakir olsun hareketin her mensubunun gelirinin ortalama yüzde 10 gibi bir miktarını topluma yapılan çeşitli 'hizmet'lere bağışladığını anlattı. Özellikle Ramazan aylarında yapılan 'himmet' adı verilen toplantılarda katılımcılardan bağış taahhütlerinin alındığını, sene içinde peyderpey tahsil edildiğini kaydetti. Bağış mekanizmalarının lokal bazda olduğuna ve ihtiyaca binaen yapıldığına işaret eden Aslandoğan, hareketin kurumlarının çok çeşitli ve yaygın olmasından dolayı toplam bir rakam ortaya çıkarmanın özel bir araştırma gerektireceğine dikkat çekti.
'Gelecekte Fethullah Gülen vefat ederse, harekete ne olur?' sorusuna karşılık ise Aslandoğan, hareket mensuplarına böyle bir soru yöneltildiğinde genelde şu tür bir cevap verdiklerini kaydetti: 'Bu, şahıslara endeksli bir hareket değil. Mevlânâ Celaleddin Rumi vefat ettikten sonra etkisine ne oldu? Öğretileri ve misyonu başarıya ulaştı.'
Bir Türk gazetecinin 'Ordu bu hareketten neden hoşlanmıyor?' sorusuna karşılık Aslandoğan, böyle bir genelleme yapmanın yanlış olacağını, bazı generallerin emekli olduktan sonra hareketle ilgili olumlu şeyler söylediğini, bunu muvazzafken yapmamalarının ise Türkiye'deki birtakım özel şartlardan kaynaklandığını ifade etti. Aslandoğan, Gülen'in son belge tartışmasına ilişkin ordunun yıpratılmaması, saygı duyulması, muhtemel münferit hataların kurumun tamamına mal edilmemesi yönündeki açıklamalarına dikkat çekti.