Gülistan/Sadi Şirazi

pendüender

Talebe
ZALİM BİR SUBAŞININ HİKAYESİ
Baş belası çok zalim bir Subaşı vardı. O Kadar zalimdi ki onun korkusundan erkek aslan dişi aslan olurdu.
Halkın kalbini kıran, fenalıktan başka bir şey bulmaz.
Nitekim bu herif de birgün bir kuyuya düştü. Anladı ki şimdi herkesten acizdir. Bütün gece feryad ve figan edip durdu. O sırada oradan geçen birisi başına bir taş attı ve şöyle dedi:
Sen ne zaman bir kimsenin imdadına yetiştin ki bugün imdat istiyor, kendine yardımcı çağırıyorsun? Daima namertlik tohumu ektin. İşte bak gör, şüphesiz o ektiğin tohumun verdiği mahsulü alıyorsun.
Gönüller senden incinmiş, yürekler sızlamıştır. Kim senin yarana merhem koyar? Sen hep bizim için kuyu kazıyordun. İşte şimdi kazdığın kuyuya kendin düştün.
Dünyada iki çeşit insan kuyu kazar:
Birisi hayır sahibi olan, Ötekisi de fena ad kazanmış olan.
Hayır, sahibi her susayan içsin diye kötü adamda halk oraya düşsün diye, kuyu kazar.

Kötülük ettin iyilik arama. Her ağaçtan üzüm bekleme, sonbaharda arpa eken kimse ürün biçme zamanı buğday elde edemez. Zakkum ağacını canınla beslesen ondan meyve alamazsın. Ne ekersen onun meyvesini bekle.

 
Üst