Günün Risale-i Nur Dersi

harp

Well-known member
ayrıntılar 09:52 (1 saat önce)

TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ
8.45.EMİRDAĞ HAYATI(DEVAMI)
Bu sıkıntılı zamanda nefsim sabırsızlıkla beni tâciz ederken, bu fıkra onu tam susturdu, şükrettirdi. Size de fâidesi olur diye leffen takdim edilen bu fıkra, başımın yanında asılı duruyor.
1. Ey nefsim! Yetmiş üç sene, yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı.

2. Sen, âni ve fâni zevklerin bekasını arıyorsun. Onun için, onun zevaliyle ağlamaya başlıyorsun. Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin. Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.

3. Senin başına gelen zulümler ve musibetlerin altında kaderin adaleti var. İnsanlar, senin yapmadığın bir işle sana zulmediyorlar. Fakat kader, senin gizli hatâlarına binaen, o musibet eliyle seni hem terbiye, hem hatâna kefaret ediyor.

4. Hem yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim, kat’î kanaatin gelmiş ki, zahirî musibetler altında ve neticesinde inayet-i İlâhiyenin çok tatlı neticeleri var.

1عَسٰىاَنْتَكْرَهُواشَيْئًاوَهُوَخَيْرٌلَكُمْ çok kat’î bir hakikatı ders veriyor. O dersi daima hatıra getir.

Hem, feleğin çarkını çeviren kanun-u İlâhî, senin hatırın için o pek geniş kanun-u kaderî değiştirilmez.

5. 2مَنْاٰمَنَبِالْقَدَرِاَمِنَمِنَالْكَدَرِ kudsî düsturunu kendine rehber et. Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma. Düşün ki, fâni zevkler, sana mânevî elemler, teessüfler bırakıyor. Sıkıntılar, elemler ise, bilâkis, mânevî lezzetler ve uhrevî sevaplar veriyor. Sen divane olmazsan, muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zaten lezzetler şükür için verilmiş.
Said Nursî
Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
1: “Belki sevmediğiniz şey hakkınızda hayırlıdır.” Bakara Sûresi, 2:216.
2: Kadere iman eden, kederden emin olur.
Lügatler :

avâm : halk tabakası, sıradan insanlar
bedel : karşılık
beka : devamlılık ve kalıcılık, sonsuzluk
bilâkis : aksine, tersine
binaen : dayanarak, dolayı
divane : akılsız, deli
düstur : kural, prensip
elem : acı, keder, sıkıntı
fâni : gelip geçici
felek : âlem yörünge, gök
fıkra : bölüm; kısa yazı
hakikat : gerçek
hissiyat : duygular, hisler
imtiyaz : ayrıcalık
inayet-i İlâhiye : Allah’ın inâyeti, yardımı
kaide : düstur, prensip
kanaati gelmek : tatmin olmak, bir hükme varmak
kanun-u İlâhî : Allah’ın koyduğu kanun
kanun-u kaderî : Allah’ın takdiri ile tespit edilmiş kader kanunu
kat’î : kesin olarak
kefaret : günahın bağışlanmasına vesile olan şey
kudsî : kutsal, mukaddes, yüce
leffen : ekli, bitişik
musibet : belâ, dert, felâket
muvakkat : geçici
nefis : bir kimsenin kendisi; insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
şükür : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme
tâciz etmek : rahatsız etmek
takdim edilen : sunulan
teessüf : hayıflanma, üzülme
uhrevî : âhirete dair
zahirî : görünürde olan
zeval : geçip gitme, sona erme



--
 
Üst