Hakiki, büyük ve ebedî bayram ...

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Hakiki, büyük ve ebedî bayram


Hakikî, ebedî ve büyük bayram; her şeyi Yaratıcısının emaneti gören, O’nun izni dairesinde bir hayat felsefesi olan, O’nun dışında her şeye tebeî olarak bakmayı, kalben terk etmeyi başarmış, sırat-ı müstakîmde keyifle yaşamayı ilke edinmişlerindir.

Bayram
; Kur’ân’nın, Sünnetin ve onların yorumları olan Nurlu Eserlerin ölçüleriyle hayatını şekillendirenlerin; Sünnet-i Seniyye’yi, yaşayışının değişmez ve mükemmel temel rehberi görenlerindir.

Bayram; “Hazırlanınız, başka, daimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nispeten bir zindan hükmündedir” fikri ile “Programımız budur ki; dünya bir misafirhanedir, insan ise onda az duracaktır; ve vazifesi çok bir misafirdir” fikirlerini, hayatının temel prensipleri olarak gören, ahireti ve ona ait olanları en öne alan, paradigmalarının en üstüne ahireti yerleştirebilenlerindir.

Bayram; dünyaya, kulluk için geldiğinin idraki içinde olanların; iyiliği anlatmak, kötülüğü men etmekte vazifeli olduğunu hiç unutmayanlarındır.

Mü’minleri ve hatta bütün insanları, sahil-i selâmete taşıyan bir faaliyette bir hademe olduğunu kabul edip, bu vazifenin düsturlarına uyanlarındır.

Bayram; aklının ona yüksek maksatlar ve bâki meyveler göstermesine karşılık, elinin, ömrünün, iktidarının, sabrının kısa olduğunu çok iyi bilen bir ruh sahibi olarak; bir Kadîr-i Zülcelâlin, bir Rahîm-i Zülcemâlin dergâhına, namaz ve niyazla müracaat edip; başına gelecek, beline yüklenecek işleri, vazifeleri tahammül için yardım isteyenlerin, halini arz etmesini bilenlerindir.

Bayram; aşığın maşukunu beklediği gibi, Allah’ın huzuruna kabul edilmek olarak idrak ettiği namazı, hasret ve heyecanla bekleyip vaktin evvelinde kılabilenlerindir.

Bayram; Rabbi dışında, âzam mahlûkata da ibadete tenezzül etmeyip; Cennet gibi âzam menfaat olan bir şeyi dahi gaye-i ibadet görmeyenlerindir.

Bayram; dünyayı ve ona ait bütün işleri, mülk âlemine has âdetullaha riayet ederek değerlendiren, yapılan fiillerin değişik bir duâ hali olduğunu düşünüp, duâyı, bir sırr-ı ubudiyet olarak görebilenlerindir.

Bayram; nokta-i istinad olarak, kuvvete bedel “hakkı” kabul eden; hayatta mücadeleyi değil, yardımlaşmayı düstur olarak alan, bunları günlük hayatında ve bütün hadiselerde uygulayabilenlerindir.

Bayram; düşmanı, nefs-i emmâresi ile birlikte cehalet, zaruret ve ihtilaf olarak gören; bunlara karşı sadece sanat, marifet, ittifak silahıyla mücadeleyi şiâr edinenlerindir.

Bayram; bu asırda muhakkak cemaat olunmasının gerektiğine inanan; ekip çalışmasının ruhuna uygun hareket eden ve bunu zarûrî gören; dâvâ arkadaşlarıyla dostluk ve muhabbetin zedelenmemesi, bozulmaması için her fedakârlığı göze alan, onların kusurlarına gözünü yumabilen, tükürüklerini misk-ü amber telakki edip bin haysiyeti olsa, onlar için fedaya hazır olan; mümin kardeşlerine asla adavet etmeyenlerin, hatta onlar hasta olduğunda, şifa bulmaları için, onlar yerine hasta olmayı isteyip, yatağa girebilecek ruh ve sevgiye sahip bulunanlarındır.

Bayram; ittifak, tesanüd, teâvün, uhuvvet ve incizabı karakteri; nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemâlâta kamçılamakla serbest bırakmayı hedefi haline getirebilenlerindir.

Bayram; arkadaşlarını kendinden üstün görebilen, onların özellikleriyle iftihar eden, onlarla çalışırken, tâbî olmayı tercih edip, imamlık şerefini onlara verebilenlerindir.

Bayram; ittihadın cehl ile olmadığını bilen, İman ve İslâm’ı Kâbe hürmetinde, Cebel-i Uhud azametinde kabul ederek hayatının bütün değer ölçülerini buna göre belirleyebilenlerindir.

Bayram; hayatı, yaşamayı; İman ve İslâm’la sanata dönüştürebilen; dünya hayatıyla ilgili kaybettiğine üzülmeyen, kazandığına sevinmeyen; gücü dahilinde olan şeylerde acze; gücünü aşanlarda cezâa sarılmayan; kendi bulunduğu boyutun gereklerini yapıp sonuçlara şükrederek hakîkî tevekkül sahibi olabilen, kanaatkâr olup Yaratıcısına itimat edenlerindir.

Bayram; Rabb-i Rahîm’in marzîsine, kitabına, gönderdiği Yâver-i Ekrem’ine (asm), tereddütsüz ve zevkle ittibâ eden; her şeye mânâ-yı harfiyle, O’nun hesabına bakarak, bu şekildeki bir tefekkürle hayatı zevkli hale dönüştürebilenlerindir.

Bayram; hastalık ve belâları, O’ndan gelen, sevap kazandıran, olgunlaştıran, idrakini artıran ikazlar gibi görebilen; sadece Hz. Eyyûb gibi, kulluğuna, zikrine mani olacak seviyeye gelince; ve sadece O’na şikâyet edebilenlerindir.

Bayram;
mevti, vazife paydosu, terhis oluş, ücret almaya gidiş, melekût âlemine geçiş, dostlara kavuşma, şeb-i arûs görebilen; Bismillah’la o âleme girip, rahatla kabirde yatabilen; sûr-u İsrafil’le, Allâhü Ekber diyerek kalkabilecek olanlarındır.

Bayram; Esmâ-i Hüsnâya âyinelik yapmanın üstünlüğüne inanan, “İki günü eşit olan zarardadır” hadisine ittibâ ederek daima gayretli olanlarındır.

Bayram; bütün bunlarla; insanlığın iki cihanda da mesut olması için, farklılığa saygılı olan; durumun gerektirdiği medenî usul ve iletişim imkânlarını kullanan; ortak olan maddî ve manevî değerleri, doğru bir İslâmî anlayışla yorumlayarak; nefsin hevesâtına ve tecavüzâtına sed çekip, ruhu ulvî şeylere teşvik ve ulvî hissiyâtını tatmin ederek; kendini ve diğer insanları kemâlâta sevk eden, onları üstün insanlar haline getirmeyi, bu âlemde de mükemmel bir medeniyet ortaya çıkarmayı, yaratılış gayesi olarak gören; ona ulaşmaya azimle çalışan; gözü yaşlı müminlerin, nurun halis talebelerinindir...

***

Netice olarak bayram;

Allah’tan korkmaktır;

Günahları terk etmektir;

Sünnet-i Seniyyeye ittibâdır,

Takva ile bezenmektir;

Yakîn hasıl etmektir;

Sıratı geçmektir;

Amel defterini sağdan alabilmektir;

Mahkeme-i kübrâda berat senedini elde etmektir;

Vatan-ı aslîmiz olan cennete ebedî kalmak üzere kavuşmaktır;

Rahman’ı temâşâdır;

Ebedî âlemlerde de bayram yapabilmektir;

Saadet-i dareyne mazhariyettir.

Allah, hepimize, evlâd-ı iyalimizle, akraba-i taallukatımızla, bütün kardeşlerimizle, bütün iyi insanlarla beraber, inşallah, bu keyfiyette bayramlar nasip etsin.

Halil KÖĞRÜCÜOĞLU



http://www.yeniasya.com.tr
 
Üst