kýþ meleði
Well-known member
Hz.Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İnsanoğlunun herbiri hatakârdır. Ancak hatakârların en hayırlısı tevbekâr olanlarıdır." [Tirmizî Kıyâmet 50 (2501); İbnu Mâce Zühd 30 (4251).
AÇIKLAMA:
Burada hatakârlık bütün insanlara teşmil edilmiştir. Şu halde beşerî fıtratta asıl olan hatakârlıktır. Masumiyet asıl değildir. Alimler peygamberleri de bu hükme dâhil ederek kaziyeyi onlar hakkında: "küçük günah" diye kayıtlamışlardır. Onlardan sâdır olduğu rivayet edilen bazı "zellât" ise Allah'a isyân kasdı olmaksızın husule gelen hata ve nisyan (unutma) olarak değerlendirilmiştir. Hatakârlık beşerin umumi vasfı olunca hadis "insanların en hayırlısı tevbe ile masiyetten kaçarak ibadet ile Allah'a iltica edenlerdir" demiş olmaktadır.
Peygamberler dışında hiç kimsenin ma'sumiyet yani hatalara ve günahlara karşı korunmuş olma iddiasının kabul edilemiyeceğine bu hadis delil olmaktadır.
Bu hadiste ifade edilen hatakârlıkla Hıristiyanların aslî günah inancını karıştırmamak gerekir. Bu hadisin gayesi kişiyi kibirden ücubdan koruyup kulluğa tevbeye sevketmektir tevbenin ehemmiyetini ifade etmektir ve de insanın fıtraten hata yapmaya olan meyil ve zaafına dikkat çekmektir. Hıristiyanlar ise Hz. Adem'den tevarüs edilen mevrus bir günaha inanırlar. Kişi Hıristiyan olmadıkça vaftiz olmadıkça bu günahtan kurtulamaz.
AÇIKLAMA:
Burada hatakârlık bütün insanlara teşmil edilmiştir. Şu halde beşerî fıtratta asıl olan hatakârlıktır. Masumiyet asıl değildir. Alimler peygamberleri de bu hükme dâhil ederek kaziyeyi onlar hakkında: "küçük günah" diye kayıtlamışlardır. Onlardan sâdır olduğu rivayet edilen bazı "zellât" ise Allah'a isyân kasdı olmaksızın husule gelen hata ve nisyan (unutma) olarak değerlendirilmiştir. Hatakârlık beşerin umumi vasfı olunca hadis "insanların en hayırlısı tevbe ile masiyetten kaçarak ibadet ile Allah'a iltica edenlerdir" demiş olmaktadır.
Peygamberler dışında hiç kimsenin ma'sumiyet yani hatalara ve günahlara karşı korunmuş olma iddiasının kabul edilemiyeceğine bu hadis delil olmaktadır.
Bu hadiste ifade edilen hatakârlıkla Hıristiyanların aslî günah inancını karıştırmamak gerekir. Bu hadisin gayesi kişiyi kibirden ücubdan koruyup kulluğa tevbeye sevketmektir tevbenin ehemmiyetini ifade etmektir ve de insanın fıtraten hata yapmaya olan meyil ve zaafına dikkat çekmektir. Hıristiyanlar ise Hz. Adem'den tevarüs edilen mevrus bir günaha inanırlar. Kişi Hıristiyan olmadıkça vaftiz olmadıkça bu günahtan kurtulamaz.