Her Yere Garkad Ağacı Diksinler

İlim-irfan

Well-known member
HİÇBİR Müslüman, Filistin konusunda hiçbir tâviz (ödün) veremez. Filistinliler bile... Çünkü Kudüs'ü, Mescid-i Aksa'yı, Kubbetü's-Sahra'yı, Halilürrahman'ı barındıran Filistin sadece Filistinlilerin vatanı değildir, bütün Müslümanların toprağıdır.

Filistinli Hıristiyanlar, İslâm Barışını kabul ettikleri taktirde İslâm'ın ve Müslümanların himayesi altındadır.

Filistin'de gerçek bir barış ancak Naturei Karta Yahudilerinin tezini kabul etmekle sağlanır. Onların tezinin esas maddeleri şunlardır:

1. Siyonizm, Musevîliğe göre bir küfür ideolojidir.

2. İsrail devleti, Allah'ın emirlerine ve Tevrat'a aykırı olarak kurulmuştur.

3. Filistin Filistinlilerindir.

4. Filistin gerçek sahipleri olan Filistinlilere terk edilmelidir.

5. Oradaki Yahudileri kabul edip etmemek, kabul ederlerse ne kadarının ülkede kalmasına karar vermek Filistinlilerin bileceği bir şeydir.

Şu anda Filistin meselesinin çözümü var mıdır? Bence maalesef yoktur.

Peki nereye gidiyoruz?

Üçüncü dünya savaşına... Bu, bir nükleer savaş olacaktır. Melhame-i Kübra mı dersiniz, Armageddon mu?

Bu savaşı İsrail kazanabilir mi?

Kazanmayacağına dair sahih haberler vardır.

Bugün bebekleri katlediyorlar, fosfor ve misket bombası kullanıyorlar; kadınları, ihtiyarları, yaralıları vahşice öldürüyorlar. Yarın aynı şeylerin kendi başlarına geleceğini düşünmüyorlar.

Hakimiyetleri altında bulunan her yere garkad ağacı dikmeleri gerekir. Garkad ağacı nedir? Bilmeyenler bilenlere sorup öğrensin.

Müslüman Bir Toplum Nasıl Çöker?

1. Halkın faydalı, değerli, gerekli bilgi ve kültüre sahip olmaması, cahillik karanlıklarının her yeri sarması.

2. Toplumu aydınlatacak, ona öğüt verecek gerçek alimlerin olmaması. Gerçek alimler yerine; sahte, sapık ve saptıran alim taslaklarının çoğalması.

3. Bilenlerin susması, bilmeyenlerin konuşup yazması.

4. Ümmet birliğinin ortadan kalkması, Müslümanların yüzlerce, binlerce birbirinden kopuk fırkaya, hizbe, cemaate ayrılması ve bunların büyük kısmının birbirleriyle çekişmesi. Ehl-i imanın çoğunun gıybet etmesi.

5. Müslümanların korkaklaşması, gerektiği yerde şeci' ve cesur olmaması.

6. İyiliği desteklemek, kötülüğü kösteklemek ve engellemek farzının tamamen veya çok büyük ölçüde terki.

7. Aile düzeninin bozulup kadınların ve çocukların evin erkeğinin tepesine çıkmaları, onu bir tür köle haline getirmeleri.

8. Namaz kılan anne ve babaların çocuklarının namaz kılmaması.

9. İhtiyaçların alabildiğine artması ve bu yüzden, kanaat edilse yetecek aile bütçesinin kâfi gelmemesi, bereketin ortadan kalkması.

10. Lüksün, israfın, gösterişin, aşırı tüketimin, gurur ve kibrin, sefahatin, saçıp savurmanın topluma hakim olması.

11. Zenginler bolluk, israf ve debdebe içinde yaşarken fakirlerin ve miskinlerin sürünüp ezilmesi.

12. Rüşvetin, ihalelere fesat karıştırmanın, her türlü yolsuzluğun yaygın hale gelmesi.

13. Haram yemenin genelleşmesi.

14. Müslüman halkın büyük kısmının, sabah namazlarında leşler ve ölüler gibi uyumaları.

15. Cuma ezanı okunduktan sonra büyük şehirlerde sokakların, cadde ve meydanların, taşıtların, dükkanların, lokanta ve kahvelerin insanlarla dolu olması.

16. Okumuş, mektebe ve üniversiteye gitmiş Müslümanların, atalarının mezar taşlarını okuyamayacak kadar cahilleşmiş olması.

17. Bir dinsiz ve kafirin kuyuya attığı bir taşı bin Müslümanın çıkarmaktan aciz kalması.

18. Dindar geçinen birtakım Müslümanların kafirleri dost ve velî edinmeleri, salih Müslüman kardeşlerini dışlamaları.

19. Fetva vermeye ehliyeti olmayan cühelanın müctehidlik taslayıp Kitabullah'a, Resul'ün Sünnetine, icmâ-i ümmete aykırı saçma sapan görüşler yumurtlamaları.

20. Dindarların futbol kulübü tutar gibi parti, hizip, fırka, tarikat, cemaat tutmaları, bu sahada taassup sergilemeleri.

21. Ümmet-i Muhammed'in başsız, emîrülmü'minînsiz, imam-ı kebirsiz kalması. Böylece karanlık gecede çobansız kalmış, yağmura tutulmuş, kurtların hücumuna uğramış perişan bir koyun sürü haline gelmesi.

22. Kur'ân'ın, Sünnet'in, Şeriat'ın, ahlâkın yasak ve haram kıldığı bütün azgınlıkların ve rezilliklerin toplumda yaygın hale gelmesi.

23. Haramların helal, helallerin haram görülmesi.

24. Bir cebbar dinsizin ve fâcirin bin korkak, cesaretsiz ve ödlek Müslümanı koyun gibi gütmesi.

25. Erkeklerin kadınlaşması, kadınların erkekleşmesi.

26. Hikmete değer verilmemesi.

27. Birtakım ruhbanların, sözde büyüklerin, baronların erbab (rabler) haline getirilip putlaştırılması.

28. Gerçek tasavvufun yerine Şeriata aykırı bozuk sahte tasavvufun yaygın hale gelmesi. Gerçek mutasavvıf ve dervişlerin çok azalması.

29. Komşuluk ilişkilerinin zayıflaması, komşuluk hak ve vazifelerinin unutulması.

30. Büyüklere hürmet edilmemesi, küçüklere şefkat ve merhametin kalkması.

31. Zararlı bid'atlerin yaygın hale gelmesi.

32. Paranın en büyük değer olması, putlaşması.

33. Zekatın Kur'ân'a, Sünnet'e, fıkha, Şeriat'a göre ödenmemesi, birtakım haşaratın zekatlara göz dikmesi, bu yüzden fakir ve miskinlerin sürünmesi.

34. İstikametin, doğruluğun, dürüstlüğün ortadan kalkması, yamukluğun yaygınlaşması.

35. Bir çocuk yerde bir cüzdan bulsa, içindeki adresten sahibi öğrenilip ona geri verilse, bu normal hareketin büyük fazilet sanılması ve çocuğa ödül verilmesi.

36. İslâm'ın kanaat ve tasarruf emrinin hükümden kalkması.

37. Her türlü zinanın (göz zinası dahil) yaygınlaşması.

38. Müslümanların büyük ölçüde faiz ve ribaya bulaşmaları.

39. Müslüman halka büyük ölçüde domuz, yaban domuzu, eşek eti yedirilmesi. Buna karşı tedbir alınmaması, buna dikkat edilmemesi.

40. Toplumda iyilerin korkak, pısırık, aciz; kötülerin cesur, gözü kara, atılgan ve çetin olmaları.

41. Müslüman halkın büyük kısmının günlük farz namazları terk etmesi, her türlü şehvetlere uyması.


M. Şevket Eygi
- Milli Gazete
 

ebrar172

Talebe
Hakimiyetleri altında bulunan her yere garkad ağacı dikmeleri gerekir. Garkad ağacı nedir? Bilmeyenler bilenlere sorup öğrensin.

----------------------

biliyorum garkad ağacını...10 sene olmuştur belki yaşlıca bir hanım anlatmıştı garkad ağacı ve ne işe yarayacağını ; çok merak etmiştim bizim buralarda varmış bu ağaçtan...ve arkadaşım birgün yürüyüş yaparken göstermişti....


 

SaYa

Well-known member
Hakimiyetleri altında bulunan her yere garkad ağacı dikmeleri gerekir. Garkad ağacı nedir? Bilmeyenler bilenlere sorup öğrensin.

----------------------

biliyorum garkad ağacını...10 sene olmuştur belki yaşlıca bir hanım anlatmıştı garkad ağacı ve ne işe yarayacağını ; çok merak etmiştim bizim buralarda varmış bu ağaçtan...ve arkadaşım birgün yürüyüş yaparken göstermişti....


bununla ilgi çok güzel bir konu göndermiştim foruma ama bulamadım.. aklımda kaldığı kadarıyla söyleyeyim.. gargat ağacı yahudilerin çok sevdiği ve heryere diktikleri bir ağaç ... sebebi ise şu...
yaptıkları zulumler çoğaldıkça müslümanların gazabından korkan yahudiler ağaçların taşların kayaların arkasına saklanacaklar ...ama saklandıkları taşlar ağaçlar kayalar haber verecekler burda die... sadece bu ağaç haber vermeyecek ... bu sebeple Yahudiler için oldukça önemli bir ağaç ...
 

ebrar172

Talebe
bununla ilgi çok güzel bir konu göndermiştim foruma ama bulamadım.. aklımda kaldığı kadarıyla söyleyeyim.. gargat ağacı yahudilerin çok sevdiği ve heryere diktikleri bir ağaç ... sebebi ise şu...
kıyamet koptuğu zaman korkudan ağaçların taşların kayaların arkasına saklanacaklar ...ama saklandıkları taşlar ağaçlar kayalar haber verecekler burda die... sadece bu ağaç haber vermeyecek ... bu sebeple Yahudiler için oldukça önemli bir ağaç ...


benim bildiğim de aynen bu şekilde saya...
bizim burada tarım araştırma da var bu ağaçtan o sayede gördüm bende...

sonradan baktım ama etrafta görmedim Allahtan...
 

SaYa

Well-known member
benim bildiğim de aynen bu şekilde saya...
bizim burada tarım araştırma da var bu ağaçtan o sayede gördüm bende...

sonradan baktım ama etrafta görmedim Allahtan...

forumda değil ama yazarın konusunu buldum ...


Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından izleyen, başta İsrail olmak üzere bölge ülkelerine sık sık gelip giden ve bu coğrafyanın tarihsel sürecine ilişkin çok sayıda yayını bulunan tarih profesörü bir dostum bana önceki gün; “Yahudiler İsrail’de en çok hangi ağacı dikiyorlar ve bunun sebebi nedir biliyor musunuz?” diye sordu.

Kendisine, özellikle tarım konusunda İsraillilerin dünyanın en önemli araştırmalarına imza attıklarını biliyorum ama bir ağaca karşı özel ilgileri olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değilim dedim. İsrail’e de şimdiye kadar hiç gitmediğimi söyledim. Kısacası sorunun cevabı bende yoktu.

Verdiği cevap çok ilginç oldu. Yahudilerin İsrail’de en çok diktikleri ağacın gargat ağacı olduğunu, bunun nedeninin ise bir hadis- i şeriften kaynaklandığını söyledi. “Yahudiler hadis-i şeriflere itibar ediyorlar mı ki” dedim. Etmiyorlar ama yine de içleri rahat değil. Tedbiren de olsa yine de bu ağacı dikmekten geri kalmıyorlar dedi. Sonra Peygamber Efendimizin konuyla ilgili bir hadis-i şerifini okudu.

Tarihçi dostumun yanından ayrıldıktan sonra bu hadis-i şerifi kaynaklarıyla birlikte sizlerle paylaşmak üzere kütüphanemdeki kitaplardan aradım buldum.

İlginçtir, hadis-i şerif daha çok kıyamet alametlerinin zikredildiği bölümlerde geçiyor. Kaynaklarda kıyamet alametleri sıralanırken, fitnenin artması, Yahudilerin Müslümanlara yönelik taşkınlık ve zulmü inanılmaz boyutlara varınca, sabır sınırı taşıp artık bu zulme bir dur demek isteyen Müslümanların kendilerini bulup cezalandırmasından çekinen Yahudilerin bulabildikleri her yere kaçıp saklanacağından söz ediliyor.

Hadis-i Şerif’te, Yahudilerin taşların ve ağaçların bile arkasına saklanacağı, buna karşın Gargat ağacından başka bütün taş ve ağaçların: "Ey Müslüman, Ey Allahın kulu, Yahudi arkamdadır, gel onu öldür" diyeceği ifade ediliyor. (Buhârî, Tecrid, IX, 73; Tirmizî, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tâc, I, 25).

Bahsi geçen hadis-i şerif Sahih-i Müslim’de; “Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek 'Ya Müslim! Ey Allah (c.c.) kulu! Gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır. diyecek. Sadece 'gargat' ağacı bunu söylemeyecek çünkü o Yahudi ağacıdır” buyuruluyor. (Kitab-ul Fiten H. 2239).

Bu kadar yalın bir gerçeklikle ifade edilen hadis-i şerif üzerinde ayrıca bir yorumda bulunma ihtiyacı duymuyorum. Her şey gayet açık ortada…

Fakat izniniz olursa Gazze’de yaşanan son vahşet görüntülerinden de yola çıkarak hadis-i şerifin son cümlesinin altını bir kez daha çizmek istiyorum. Ne buyuruyor Peygamber Efendimiz; “Ağaç ve taş dile gelerek, Ey Müslüman, gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır” diyecek.

Demek ki Yahudilerin artık haddi iyice aşmış zulmüne tanıklık etmek ağaçların ve taşların bile deyim yerindeyse canına öyle bir tak edecek ki, sabırları taşacak ve ihbarda bulunmak üzere dile gelecekler.

Hadis-i Şerif temel kaynaklarda böyle geçiyor. Birileri rahatsız olacak diye lafı eğip bükecek değiliz. Peygamber Efendimiz söylüyorsa El Hak doğrudur.

Nitekim Yahudiler de yaptıkları işin sonunun nereye varacağını ve tarihteki örneklerinde de görüldüğü gibi hep böyle sürüp gitmesinin mümkün olmayacağının az da olsa farkında olmalılar ki, hadis-i şerifte “sadece o ağaç söylemeyecek” denilen gargat ağacını tarih profesörünün tespitiyle ülkenin her yanına dikmekten geri kalmıyorlar. İsrailliler her yana bu ağaçtan dikeceklerine zulme son verseler daha iyi olur. O zaman muhakkak ki daha güvende olacaklardır. Bu iş hep böyle gitmez. Tarih bunun örnekleriyle dolu.

Tüm dünya tepkili…

Siz bakmayın İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların sadece İslam dünyasında tepki oluşturmuş gibi bir görüntü ortaya koyduğuna… İsrail’in yıllar yılı bölgede uyguladığı ölçüsüz şiddet ve tarih boyu yapıp edegeldikleri fenalıklar tüm dünya ülkelerinde gizliden gizliye öylesine derin bir nefretin oluşmasına zemin hazırladı ki, yabancılarla konu üzerinde biraz konuşmaya başladığınızda hemen fark ediyorsunuz bunu. Kaldı ki dinsel öğretileri ve tarihsel tecrübeleri de buna uygun. Yahudilerin günümüzdeki tutum ve davranışları da bu acıları tazeleyecek türden. Burada ayıplanacak olan durum nefret duymak değil, nefrete neden olacak eylem ve davranışlara göstere göstere zemin hazırlamamaktır.

Dünyanın önde gelen medya kuruluşları ve ajansları büyük ölçüde Yahudi sermayesinin kontrolünde olduğu için, hükümetler aleyhlerine kampanya yürütülmesin, yıpratılmasınlar diye tepki göstermekte tutuk davranıyorlar. Kısacası, dünyanın gözleri önünde cereyan eden zulme karşı dünya kamuoyunda oluşan nefret henüz kitle iletişim araçları vasıtasıyla beklendiği ölçüde dillendirilmeye başlanmadı. Fanusun kapağı bir açılmaya görsün, dalga hızla büyüyecek ve zulme karşı kitlelerde oluşan nefret daha rahat gözlemlenebilecektir. Kaldı ki bu tür açık bir zulme karşı tepkili olmak için din olarak sadece İslam’a mensup olmak gerekmiyor. İnsanlık duygularını kaybetmemek yeterlidir.
Yazının başında yer verdiğimiz hadis-i şerifin vermek istediği mesajı, Gazze’de yaşanan vahşet karşısında ruhlarda oluşan kabarmayı hissedince daha rahat algılayabiliyoruz. Savaşın bile adabı vardır. Bu kadar mı gaddar olur bir insan?

Bu açıklamalar önemli…

Başbakan Erdoğan’ın dün Antalya’da yaptığı şu açıklama önemlidir: “Zulüm ile abat olunmaz. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Şu anda İsrail ne yazık ki orantısız güç kullanımıyla bir insanlık dramına imza atmıştır. Bu insanlık dramı inanıyorum ki İsrail'i kendi içinde birçok sıkıntılara mahkûm edecektir. Er veya geç hak egemen olur. Zira o bombaların altında ölen çocukların ahı yerde kalmayacaktır, o savunmasız kadınların, annelerin ahı yerde kalmayacaktır, o gözyaşları yerde kalmayacaktır. Bu gidiş gidiş değil. Er veya geç hak egemen olur.”
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, İsrail’in yaptığını anlatmak için katliam ve vahşet kelimeleri yeterli kalmaz sözleri ve “İsrail’in bu tahrikleri sürdükçe terörle mücadelede başarılı olmak mümkün değildir” tespiti de fevkalade önemlidir.

Bombalar altında bile tevekkül hissini kaybetmeyen ve yılgınlığa düşmediğini tüm dünyaya gösteren bir avuç Filistinlinin cesaretinin onda biri BM Güvenlik Konseyi üyelerinde olsa dünyadaki barış ortamı çok daha farklı olurdu. İsrail ürettiği korkularla dünyanın iradesini bloke ediyor. Sizden ve tehditlerinizden korkmuyoruz diyecek Selahattin Eyyubi yürekli 3-5 devlet adamına ihtiyaç var.

Yazımızı İsra süresinden konuyla ilgili bir ayetle sonlandıralım:

“Kitapta İsrailoğulları'na şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa (iktidar olup) bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz. Ve nitekim o iki vaadden ilkinin zamanı geldiğinde, son derece zorlu ve güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir sözdü ve gerçekleşti” (İsra, 4-5)

Osman ÖZSOY
 
Üst