Hakiki bir mü'min asla kendini beğenmemeli ve yeterli
bulmamalı;Müslümanlığın tevazu, mahviyet ve haceletten ibaret olduğunu kabul ederek, sade kulluğu her türlü payenin üstünde saymalıdır. Hazreti MEVLANA gibi" Kul oldum, kul oldum!ben sana Hizmette iki büklüm oldum. Kullar adaz olunca şad olur; ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum".demeli; Kitap ve Sünnet'in emirlerini kılı kırk yararcasına yerine getirmelidir. Bununla beraber, himmetini her zaman ali tutmalı, Allah'ın izni ve inayetiyle hep yüksek uçmaya çalışmalı, sürekli tekamül peşinde olmalı; fakat, büyüklük iddialarına kat'iyen kalkışMAMAlıdır.
Husussiyle adanmış bir ruh,"Nefis cümleden edna, vazife herşeyden a'la" hakikatine yapışmalıdır. Kendisini acz u fakr içindeki sıradan bir insan olarak görmenin yanısıra, iman hizmetini dünyevi hiçbir bedelle değiştirilemeyecek yüce bir lutuf kabul etmelidir. Mazhar olduğu en küçük muvaffakiyeti dahi kendisinde bilmemeli; " Ben böyle uçamazdım,bu çıtayı bu kadar yüksek tutamazdım,maratonda bukadar hızlı koşamazdım,ipi önde göğüslemeyezdim....BÜTÜN BU BAŞARILARI LUTFEDEN O!.."diyerek tahdis-i nimette bulunmalı ve bu ihsanların daha sonrakiler için birer referans olduğunu düşünerek hizmet yolunda daha bir şevkle koşmalıdır....(İnşALLAH)
Vuslat Muştusu
M.Fethullah GÜLEN
bulmamalı;Müslümanlığın tevazu, mahviyet ve haceletten ibaret olduğunu kabul ederek, sade kulluğu her türlü payenin üstünde saymalıdır. Hazreti MEVLANA gibi" Kul oldum, kul oldum!ben sana Hizmette iki büklüm oldum. Kullar adaz olunca şad olur; ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum".demeli; Kitap ve Sünnet'in emirlerini kılı kırk yararcasına yerine getirmelidir. Bununla beraber, himmetini her zaman ali tutmalı, Allah'ın izni ve inayetiyle hep yüksek uçmaya çalışmalı, sürekli tekamül peşinde olmalı; fakat, büyüklük iddialarına kat'iyen kalkışMAMAlıdır.
Husussiyle adanmış bir ruh,"Nefis cümleden edna, vazife herşeyden a'la" hakikatine yapışmalıdır. Kendisini acz u fakr içindeki sıradan bir insan olarak görmenin yanısıra, iman hizmetini dünyevi hiçbir bedelle değiştirilemeyecek yüce bir lutuf kabul etmelidir. Mazhar olduğu en küçük muvaffakiyeti dahi kendisinde bilmemeli; " Ben böyle uçamazdım,bu çıtayı bu kadar yüksek tutamazdım,maratonda bukadar hızlı koşamazdım,ipi önde göğüslemeyezdim....BÜTÜN BU BAŞARILARI LUTFEDEN O!.."diyerek tahdis-i nimette bulunmalı ve bu ihsanların daha sonrakiler için birer referans olduğunu düşünerek hizmet yolunda daha bir şevkle koşmalıdır....(İnşALLAH)
Vuslat Muştusu
M.Fethullah GÜLEN