Hür Adam; rövanş değil, yüzleşme...
12 Ocak 2011 Çarşamba 07:59
Hür Adam filminin sonunda, hissiyatımı yokladım. "Ne anladın?" dedim. "Allah'ın tuttuğuna kimse bir şey yapamaz, O'nun bıraktığını da kimse tutamaz..." hakikatini bir daha anladım.
İçimden haykırmak geldi: Onca baskı, onca zulüm, onca işkence... Ne oldu? Neyi başarabildiler? Kazanabildiler mi? Bugün onlar nerede, Said Nursi nerede? Zalimler savunulamazken, Bediüzzaman'ın mazlumiyeti, fikirleri, üslubu, eserleri milyonların kalbini nurla dolduruyor. "İrtica" ve "gericilik" deyip susturmaya çalıştığınız inanç ve fikirler, şimdi sinema salonlarında seslendiriliyor. Nereden nereye... Kimler ne umdu, ne buldu?
Bu filmin çekilmiş olması bile, Türkiye'de nelerin değiştiğini anlatmaya yeter. Gösterime girmeden soruşturma açılması, pek çok sinema salonunda filmin gösterilmemesi, hâlâ alınması gereken yolu anlatıyor. Bu, bir başlangıç sayılmalı. İleride, muhafazakâr insanlar, inşallah dünya çapında senaryolar, yönetmenler, aktörler eliyle herkesin gideceği, takdir edeceği filmler yapacaklar. Hayatın her alanında olmak gerekiyor diye düşünenler; sinema, tiyatro, sanatın bütün dalları, spor ve müzikte, evrensel insanî değerlerin harmanlandığı çok güzel eserler ortaya koyacaklar.
Hür Adam filmi, bir bakıma Cumhuriyet'in hataları, saplantıları ve korkuları ile de yüzleşmesidir. Demokrasi deyip, yönetimi kendi nam ve hesaplarına bir vesayet rejimine çevirenler, şapkalarını önlerine koyup bir defa daha düşünmelidirler. Hesaplaşma, rövanş alma değil, yüzleşme var. Ve o yüzleşme devam ediyor. Zaten filmin bir özelliği de, mesajlarının hâlâ geçerli olması. Türkiye'nin en temel meseleleri ile ilgili dersler, çözümler teklif etmesi...
Filmde Ergenekon'un ilk ayak izlerini de görüyorsunuz. Bugünkü karakterlere benzer tipler var. Biliyorum, kimileri kızacak şimdi. Vesayetin adamları dün de vardı, bugün de var. "Ergenekon" bir İttihat Terakki yapılanması. Despot, organize, karanlık bir zihniyetin insafsız uygulamalarını, Said Nursi'ye yapılanlarda da görüyorsunuz, bugünün faili meçhul cinayetlerinde, cezaevlerindeki "hayata dönüş" operasyonlarında, işkencelerden geçirilen başka mazlumların hayatlarında da görüyorsunuz...
Evet, kendini ülkenin asli sahibi görenler bir tarafta, millet bir tarafta. Millet, Hür Adam'a nasıl da sahip çıkıyor. Elitler, fellik fellik kaçarken, halkın dine olan sadakatini görüyorsunuz. HÜSEYİ GÜLERCE--ZAMAN
12 Ocak 2011 Çarşamba 07:59
Hür Adam filminin sonunda, hissiyatımı yokladım. "Ne anladın?" dedim. "Allah'ın tuttuğuna kimse bir şey yapamaz, O'nun bıraktığını da kimse tutamaz..." hakikatini bir daha anladım.
İçimden haykırmak geldi: Onca baskı, onca zulüm, onca işkence... Ne oldu? Neyi başarabildiler? Kazanabildiler mi? Bugün onlar nerede, Said Nursi nerede? Zalimler savunulamazken, Bediüzzaman'ın mazlumiyeti, fikirleri, üslubu, eserleri milyonların kalbini nurla dolduruyor. "İrtica" ve "gericilik" deyip susturmaya çalıştığınız inanç ve fikirler, şimdi sinema salonlarında seslendiriliyor. Nereden nereye... Kimler ne umdu, ne buldu?
Bu filmin çekilmiş olması bile, Türkiye'de nelerin değiştiğini anlatmaya yeter. Gösterime girmeden soruşturma açılması, pek çok sinema salonunda filmin gösterilmemesi, hâlâ alınması gereken yolu anlatıyor. Bu, bir başlangıç sayılmalı. İleride, muhafazakâr insanlar, inşallah dünya çapında senaryolar, yönetmenler, aktörler eliyle herkesin gideceği, takdir edeceği filmler yapacaklar. Hayatın her alanında olmak gerekiyor diye düşünenler; sinema, tiyatro, sanatın bütün dalları, spor ve müzikte, evrensel insanî değerlerin harmanlandığı çok güzel eserler ortaya koyacaklar.
Hür Adam filmi, bir bakıma Cumhuriyet'in hataları, saplantıları ve korkuları ile de yüzleşmesidir. Demokrasi deyip, yönetimi kendi nam ve hesaplarına bir vesayet rejimine çevirenler, şapkalarını önlerine koyup bir defa daha düşünmelidirler. Hesaplaşma, rövanş alma değil, yüzleşme var. Ve o yüzleşme devam ediyor. Zaten filmin bir özelliği de, mesajlarının hâlâ geçerli olması. Türkiye'nin en temel meseleleri ile ilgili dersler, çözümler teklif etmesi...
Filmde Ergenekon'un ilk ayak izlerini de görüyorsunuz. Bugünkü karakterlere benzer tipler var. Biliyorum, kimileri kızacak şimdi. Vesayetin adamları dün de vardı, bugün de var. "Ergenekon" bir İttihat Terakki yapılanması. Despot, organize, karanlık bir zihniyetin insafsız uygulamalarını, Said Nursi'ye yapılanlarda da görüyorsunuz, bugünün faili meçhul cinayetlerinde, cezaevlerindeki "hayata dönüş" operasyonlarında, işkencelerden geçirilen başka mazlumların hayatlarında da görüyorsunuz...
Evet, kendini ülkenin asli sahibi görenler bir tarafta, millet bir tarafta. Millet, Hür Adam'a nasıl da sahip çıkıyor. Elitler, fellik fellik kaçarken, halkın dine olan sadakatini görüyorsunuz. HÜSEYİ GÜLERCE--ZAMAN