İbadetleri Terketmekten Sakınmak

bizar

Well-known member
"Ben cinleri de, insanları da (başka bir hikmetle değil) ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" (Sûre-i Zariyat 56).
İbadet, insanın yaratılmasına gaye teşkil etmiştir. Halkı irşat için gönderilmiş bulunan peygamberlerin onlara ilk tebliği iman olmuştur. Kalpleri bu nur ile aydınlanmış bulunan insanlara yaptıkları ikinci tel­kin de Allah Teâlâ'ya ibadet etmeleri olmuştur. Bu iddiamızı âyet-i kerimelere dayalı olarak sizlere açıklamak istiyorum.
a) Andolsun, Nuh'u kavmine peygamber gönder­dik de: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. Ben büyük gü­nün üstünüze (gelecek) azabından cidden korku­yorum. Kavminden ileri gelenler de şöyle dedi: "Biz seni hiç şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde görü­yoruz" (Bunun üzerine Nuh) dedi ki: "Ey kavmim, bende hiçbir sapıklık yoktur. Fakat ben kainatın Rabbinden (gönderilmiş) bir peygamberim. SizeRabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum, sizin iyi­liğinizi istiyorum. Ben sizin bilmeyeceklerinizi de Al­lah'tan (gelen vahy ile) biliyorum" (Sûre-i Ârâf 59-62).
b) "Ad (kavmine) de kardeşleri Hûdu (gönderdik) O, (kavmine şöyle) dedi: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. (Hâ­lâ Allah'tan) korkmayacak mısınız?" (Sûre-i Araf 65).
c) Semûd (kavmine) de kardeşleri Salih'i (gön­derdik). De ki: Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur" (Sûre-i A'râf 73).
d) Medyen (evlatlarına) da kardeşleri Şuayib'i (gönderdik) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir Tanrınız yoktur. Rab-binizden size apaçık bir bürhan gelmiştir" (Sûre-i Ârâf 85).
"Mutlak ifadeler, kemaline masruftur" kaidesi ge­reğince, Allah'a kulluk emrine namaz, oruç ve zekat dahildir. Bu iddiamıza delil olmak üzere Hz. İsa ile il­gili ayetleri örnek göstermek istiyorum, mucizevi bir hadise sonucu babasız dünyaya gelen Hz. İsa'yı annesi Hz. Meryem kucağına alıp kavmine getirdi.
Onlar: "Ey Meryem, andolsun sen acayip bir işyapmışsın. Ey Harun'un kızkardeşi, senin baban kötü bir adam değildi. Anan da iffetsiz bir kadın de­ğildi" dediler. Bunun üzerine (Meryem) ona (İsa'ya) işaret etti. "Biz, dediler, henüz beşikte bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz?" (İsa dile gelip) dedi ki: "Ben hakikat Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Beni her nerede bulunur­sam mübarek kıldı. Bana, ben hayatta oldukça na­mazı ve zekatı emretti" (Bakınız; Sure-i Meryem 27-31).
Başka bir misalle de diğer peygamberlere ve üm­metlerine namaz ve zekâtın emredildiğini belgelen­dirmek istiyorum: "Kitapta İsmail'i de yadet. Çünkü o sözünde sadıktı, resul bir peygamberdi. Kavmine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbi nezdinde rızaya ermişti o" (Sure-i Meryem 54-55).
Değerli Gençler:
İslâmın erkânından bulunan namaz ve oruç, be­deni bir ibadettir. Oruç farizasında, mükellefin sağlık durumu müsait değilse, hastalığı geçesiye kadar te­hir edebilir. Fakat namazda sağlık şartı aranmamış­tır. Zengin ve fakir, sağlam ve hasta her müslüman namazı eda edecektir. Ayakta durmayı güçleştiren bedeni bir arızası varsa, oturarak kılacaktır. Otur­duğu halde eğilerek rüku ve secde yapmaya sıhhatimüsait değilse, rükû' ve secdeyi imâ ile ifa eder. Oturmaya da imkanı yoksa, namazını yattığı yerde imâ ile eda eder.
Bir mü'min ölü veya deli olmadıkça üzerindeki namaz mükellefiyeti asla kalkmaz. Başkaca bir ma­zeretle namazı tehir etmek caiz değildir.
İslâm binasının temeli; iman; duvarları namaz, oruç, hac ve zekattır. Namazı terketmek bu duvar­lardan birini yıkmak olur. Oturduğumuz evin bir du­varının yıkıldığını farzetsek, yazda veya kışta, fırtı­nalı ve yağışlı havada orada huzur içinde oturabilir miyiz?
Âlemlere ve âdemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
"Parça parça edilseniz de, (ateşe atılıp) yakılsa-nız da, (idam edilip darağacında) asılsanız da hiçbir şeyi Allah'a ortak tutmayınız. (Farz olan) namazı kasden terk etmeyiniz. Kim namazı bilerek terk eder­se muhakkak milletten (dinden) çıkmış olur. Allah'a isyan olan şeyi irtikap etmeyiniz. Çünkü bu (davra­nış), Allah'ın gadabını muciptir. Şarap içmeyiniz. Çünkü o her hatanın başıdır" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1,s. 379).
Bu hadis-i Muhammedi'yi teyid eder mâhiyetteki diğer bir hadis-i şerifi nakletmek istiyorum. Sevbân(r.a.) den şöyle dediği rivayet olunmaktadır: Ben, Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle söylerken işittim: "Kul ile küfür ve iman arasında (set olarak) namaz vardır. Onu terkettiği zaman muhakkak şirke düşmüş olur" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 379).
Mü'minle münkirin arasını ayırd eden sınır işareti, "namaz"dır. Kişi namazı terk ettiği zaman, kendisiyle küfür arasındaki İslâm'ın setti bulunan namaz du­varını yıkmış olur. Onun bu ihmalini ve namazla ala­kasının bulunmadığını gören kimseler, bu şahsın hangi sahanın insanı olduğunu, (mü'min veya gayri müslim olduğunu) tayin etmekte güçlük çekerler.
İmam Nevevi şöyle demektedir: "Namazı terk et­meye gelince, eğer onun farz olduğunu inkâr ede­rek terk ediyorsa Müslümanların icmaı ile küfre git­miş ve İslâm dininin haricine çıkmış olur. Meğer ki o kimse, İslâm dinini yeni kabul etmiş, müslümanların arasına bir müddet katılamamış ve bu yüzden de na­mazın farz olduğu kendisine tebliğ edilememiş ol­sun" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 381 (5 rakamlı dipnot).
(Abdullah) ibni Ömer (r.anhüma)dan Resulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: "Emanete riayet)i olmayanın (kamil bir) imanı yok­tur. Temizliği olmayanın namazı(nın hükmü) yoktur
Namazı olmayanın da dini yoktur. Namazın dindeki mevkii, başın cesetteki yeri gibi (ehemmiyeti ha-iz)dir" (et-Tergib ve't-Terhib c. 1, s. 381).
 
Üst