Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ictihad,
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="medreseli" data-source="post: 131788" data-attributes="member: 6261"><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İCTİHAD</span></span></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Lugatta çaba göstermek, meşakkatli ve külfetli bir şeyi ele geçirmek hususunda olanca gücü harcamak demektir. Fıkıh usulcülerinin ıstılahında ise şöyledir:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">1. Fer’i-zanni şer’i hükmü, tafsili delilinden istinbat etmek hususunda fakih (müctehid)’in olanca gücünü sarf etmesidir</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">2. Bir müctehidin, usul kaidelerini, olanca gücünü sarfedip uyguladıktan sonra vardığı hüküm ve görüştür. İctihad edene müctehid, ictihad ve istinbat edilen hükme müctehedün fih denir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><strong>İstinbat</strong>(delilden hüküm çıkarmak): Kuyudan güçlükle su çıkarmak manasındadır. İctihad kolay bir şey olmadığı için, şer’i delillerden hüküm çıkarmaya istinbat denilmiştir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><strong>Fer’i</strong>: İtikadi hükümlerin dışındaki meseleler demektir. Çünkü bu meselelere ictihad girmez.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><strong>Zanni</strong>: Sarih ve kat’i hükümler dışındaki meselelerdir. Çünkü bu meselelere de ictihad girmez.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><strong>Tafsili delil</strong>: Bir konuya ait özel ve muayyen delildir. Bir konuya ait ayet ve hadis gibi.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><strong>Müctehid</strong>: Delillerden hüküm çıkarma istinbatına muktedir olabilecek bir melekeye sahip bir kişidir. Yoksa fıkhi meseleleri ezberlemiş kişi demek değildir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İctihadın ortaya çıkmasını Ebu Hanife Hazretlerinin şu ifadeleri çok güzel açıklamaktadır:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">“Resulullah’tan (asm) gelen baş üstüne, sahabeden gelenleri seçer birini tercih ederiz; fakat toptan terketmeyiz, bunlardan başkalara ait olan hüküm ve ictihadlara gelince biz de onlar gibi –ilim- adamlarıyız.” </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Başka bir ifadesinde ise: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">“Allah’ın kitabındakini alır kabul ederim. Onda bulamazsam Resulullah’ın, mutemed alimlerce malum ve meşhur sünnetiyle amel ederim. Onda da bulamazsam ashabından dilediğim kimsenin reyini alırım... Fakat iş İbrahim, Şa’bi, el-Hasen, Ata... gibi zevata gelince bende onlar gibi ictihad ederim.”</span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İctihadın sahih olma şartları:</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">1. İctihadın, ictihad iktidarına sahip bir kişi tarafından yapılası (ehlinden sadır olması)</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">2. İctihadın caiz olduğu bir konuda yapılması (mahalline masruf olması)</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Bu iki şartı taşımayan bir ictihad kabul edilmez. Müctehid olmayan bir kişi, yaptığı ictihadındaki hatasından dolayı günahkar olur ve hükmü bozulur. Halbuki müctehid birinin ictihadın caiz olduğu bir konuda yaptığı ictihadındaki vardığı hüküm ister doğru ister yanlış olsun ictihadından ötürü sevabı hak eder. Şu var ki doğruyu bulabilmesi halinde iki sevab birden kazanır. Biri ictihad ve araştırmasından diğeri hakikati bulabilmesinden dolayı. Yanlış sonuca varmış olsa bile doğruyu bulma maksadı ile gösterdiği gayretten ötürü yine bir sevab kazanır. Zira peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Müctehid ictihad edip de doğru sonuca varırsa iki sevab hata ederse bir sevab kazanır.” Başka bir Hadis-i Şerif’te ise Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, Amr İbn-il As (ra)’a hitaben: “Hükmet şöyle ki: İsabet eder isen on sevab hata eder isen bir sevab vardır.” buyurmuşlardır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Bir müctehidin bazı meseleler hakkında (laedri=bilmiyorum) demesi, kendisinde ictihad melekesinin bulunmamasına delalet etmez. Çünkü böyle bir meleke olduğu halde bunu bazı meseleler hakkında kullanmaya vakit bulamamış olabilir veyahut o meseleler hususunda kemal-i ittikasından dolayı hemen cevab vermeyi ihtiyata muhalif görmüş olabilir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Rivayetlerde İmam-ı Malik hazretlerinden kırk mesele sorulmuş, otuz altısı hakkında (Laedri) demiştir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Meşahirden İmam-ı Şa’bi hazretleri demiştir: (Laedri nısf-il-ilim=bilmiyorum demek, ilmin yarısıdır.) Vakıa bir zatın bilmediğini bilmesi de bir ilimdir; bir hünerdir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İmam-ı Şa’bi bir mesele hakkında (laedri) demiş, sail olan şahıs, “Sen Irak’ın fakihi olduğun halde bilmiyorum demekten utanmıyor musun?” deyince Şa’bi hazretleri: Fakat melekler, Allah Tealaya: “Ya Rabbi! Senin bize bildirdiğinden başka bizim bilgimiz yoktur.” demekten istihya etmemişlerdir, diye mukabelede bulunmuştur.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Bir müctehid başka müctehidin ictihadını bozamaz.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İctihad farz-ı ayın, farz-ı kifaye, mendub veya haram olabilir.</span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İctihad Ehliyeti Şartları:</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">1. <strong>İlim</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">a-) <strong>Kur’an-ı Kerim’i bilmek</strong>: Kur’an ayetlerinin hepsini icmali, ahkam ayetlerini de ayrı ayrı ve en ince teferruatıyla bilmesidir. Ayrıca nasih ve mensuh ayetleri bilmeli ve ayetlerin nüzul sebeplerini de bilmelidir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">b-) <strong>Sünneti bilmek</strong>: Sünnetten nelerin sahih, nelerin zayıf olduğunu, hadislerin senetlerini bilmesi gerekir. Hususan ahkam hadislerini bilmelidir. Ahmed bin Hanbel göre ahkam hadisleri 1200 tanedir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">c-) <strong>Arapça bilmek</strong>: Kur’an ve Sünnet Arapça olarak varid olduğundan dolayı müctehidin Arapça’yı Sarf, Nahiv, Belagat; Meani ve Beyan gibi ilimler yönüyle bilmesi gerekir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">d-) <strong>İcma vaki olan konuları bilmek</strong>: Karşılaşılan konularda hüküm verirken icma vaki olan hususları bilmesi gerekir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">e-) <strong>Kıyas’ı bilmek</strong>: İctihadın ruhu kıyastır. Müctehidin kıyasın rükünlerini, şartlarını, hükümlerini en ince teferruatıyla bilmesi gerekir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">f-) <strong>Fıkıh usulü ilmini bilmek</strong>: Müctehid şer’i delilleri, bunlardan hüküm çıkarma yollarını, lafızlarla ilgili kaideleri, deliller arası tercih kaidelerini vb. konuları fıkıh ilminden istifade ile bilmesi gerekir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">g-) <strong>Fıkh’ın Furu’unu bilmek</strong>: Fıkıh kitaplarını tetkik ederek müctehidleri ve ictihadlarını toplu olarak incelemesi zaruridir. İslam hukukunun ana gayelerini bilmek, hikmet ve hedeflerini kavramış olması gerekir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">2. <strong>Kabiliyet</strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Şer’i meseleler ve bunlardan hüküm çıkarmaya müctehidin yaratılıştan kabiliyetli olmasıdır. Müctehid nassların ve delillerin iç yüzüne nüfuz edebilmelidir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">3. <strong>İyi niyet ve sağlam bir itikat sahibi olmak </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İslam dini ancak kalbi iman ve ihlasla aydınlanmış olanların idrak edeceği bir dindir. İtikadı bozuk kimse bidat ve nefsi arzularının peşine düşer; tarafsız bir gönülle nasslara yönelemez. Kötü niyet düşünceyi de kötüleştirir. Bu yüzden büyük müctehidler fıkıhla şöhret yapmadan önce ihlas ve takvalarıyla meşhur olmuşlardır. İhlaslı kimse gerçeği nerede bulursa bulsun kabul eder, taassub göstermez. Büyük imamların hepsi; “Bizim görüşümüz doğrudur, yanlış da olabilir. Başkalarının görüşü yanlıştır, fakat doğru da olabilir.” demişlerdir.</span></span></p><p> </p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İctihad yapılabilecek konular</span></span></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">1. Hakkında kat’i delil bulunmayan şer’i hükümler,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">2. Hakkında açık nass bulunmayan konular.</span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">İctihadın mümkün olup olmadığı</span></span></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Müctehidde bulunması gereken şartları dikkatle inceleyen kimse görür ki günümüzde bunların gerçekleşmesi kolay değildir. Zira insanlar istinbat ve ictihad melekesinin oluşmasını sağlayan dini ilimleri öğretmekten ve öğrenmekten el çekip başka ilimlerle meşgul olmaya yönelmişlerdir. Şer’i ilimlerle meşgul olanlar ise ancak bir kısmı ile ilgilenmektedir. Günümüzde bu ilimlerle ilgilenmek zaman, şartlar, meşguliyetler, dünya hırsı, hayat-ı ictimaiyenin böyle bir yetişmeye engel olması gibi birçok sebeblerle mümkün değildir. İlgilenenler varsa da azdır bunların bir kısmı maalesef dünyevi kazanç vasıtası olması için ilgilenmektedirler. İnsanlar arasında ilim uğruna ilim tahsiline emek veren veya hakikati belirlemek yahut başkalarına doğruyu göstermek üzere bir meseleyi inceleyenler ise çok azdır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Hem müctehidler hüküm konusunda insanların değişik asırlarda ihtiyaç duydukları meseleleri açıklamışlardır. Çünkü bu fıkıh mezheplerinin imamları insanların muhtaç bulunduğu bütün konuları ve meseleleri ele almışlar ve hükümlerini açıklamışlardır. Hatta bazıları kendi zamanında vuku bulmamış meseleleri farazi olarak düşünmüş ve bunları hükme bağlamıştır. Böylece sonraki bir zamanda o olay ortaya çıkınca o olayın hükmünü araştıranlar meselenin çözümünü ictihada ve yeniden düşünmeye ihtiyaç duyulmayacak şekilde hazır ve açık olarak önlerinde bulmuşlardır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Elhasıl ictihad için pek büyük bir kabiliyet, pek geniş malumat lazımdır. Bundan başka da pek büyük bir diyanet, pek azim bir seciyye-i ahlakiyye iktiza eder. Hafızalarını bütün ayat-ı celile ile, yüz binlerce ehadis-i şerife ile tezeyyün etmiş, birçok dini ilimlerle teferrüd eylemiş olan nice yüksek zatlar bile ictihada cesaret edememiş, kendilerinde ictihada salahiyet bulunduğunu iddiada bulunmamışlardır. Çünkü bu salahiyeti layıkı vechiyle haiz olmayanların ictihada kıyamı, zararlı bir iştihadan ibaret olarak haklarında pek büyük manevi mesuliyeti davet eder. Binaenaleyh bu salahiyeti haiz olmayanlar için İslam alemince kabul edilmiş olan bir Müctehid-i Muazzama’yı taklitte bulunmaktan başka bir yol yoktur ve illa dinin kudsi ahkamını muhafaza ve idame kabil olamaz. </span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Süfyan b. Uyeyne</span></span></strong></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Süfyan b. Uyeyne b. Meynun (v.198/814); Tabiin fakihlerindendir. Kufe’de doğdu, sonradan Mekke’ye yerleşti, buranın imamı olarak şöhret buldu ve burada vefat etti. Çoğu Zühri, Şa’bi İmam-ı Malik ve Ebu Hanife’nin de üstadları arasında bulunduğu yetmiş kadar tabiinden hadis öğrenmiştir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Süfyan b. Uyeyne şöyle demiştir: Kufe’de beni hadis öğretmek için oturtan ilk insan Ebu Hanife’dir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Ebu Hanife de kendisi için şöyle demiştir: Süfyan’dan yazınız, o sikadır (hadiste güvenilir kişidir.) </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px">Kendisinden hadis ve fıkıh okuyanlar arasında İbnu’l-Mübarek, Süfyan es-Sevri, el-Evza’i, İmam-ı Şafi’i, Ahmed b. Hanbel, İbn Ma’in gibi zevat vardır. İmam-ı Şafi’i hazretleri onun için şöyle demiştir: “Eğer Malik ile Süfyan olmasalardı Hicaz ilmi kaybolup giderdi.” Ahmed b. Hanbel mezhebinde fıkıh konularında en çok Süfyan b. Uyeyne’nin etkisinde kalmıştır. Müsned ve Tefsir adında iki eseri vardır.</span></span></p><p> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="medreseli, post: 131788, member: 6261"] [B][FONT=Times New Roman][SIZE=4]İCTİHAD[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Lugatta çaba göstermek, meşakkatli ve külfetli bir şeyi ele geçirmek hususunda olanca gücü harcamak demektir. Fıkıh usulcülerinin ıstılahında ise şöyledir:[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]1. Fer’i-zanni şer’i hükmü, tafsili delilinden istinbat etmek hususunda fakih (müctehid)’in olanca gücünü sarf etmesidir[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]2. Bir müctehidin, usul kaidelerini, olanca gücünü sarfedip uyguladıktan sonra vardığı hüküm ve görüştür. İctihad edene müctehid, ictihad ve istinbat edilen hükme müctehedün fih denir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][B]İstinbat[/B](delilden hüküm çıkarmak): Kuyudan güçlükle su çıkarmak manasındadır. İctihad kolay bir şey olmadığı için, şer’i delillerden hüküm çıkarmaya istinbat denilmiştir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][B]Fer’i[/B]: İtikadi hükümlerin dışındaki meseleler demektir. Çünkü bu meselelere ictihad girmez.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][B]Zanni[/B]: Sarih ve kat’i hükümler dışındaki meselelerdir. Çünkü bu meselelere de ictihad girmez.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][B]Tafsili delil[/B]: Bir konuya ait özel ve muayyen delildir. Bir konuya ait ayet ve hadis gibi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4][B]Müctehid[/B]: Delillerden hüküm çıkarma istinbatına muktedir olabilecek bir melekeye sahip bir kişidir. Yoksa fıkhi meseleleri ezberlemiş kişi demek değildir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]İctihadın ortaya çıkmasını Ebu Hanife Hazretlerinin şu ifadeleri çok güzel açıklamaktadır:[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]“Resulullah’tan (asm) gelen baş üstüne, sahabeden gelenleri seçer birini tercih ederiz; fakat toptan terketmeyiz, bunlardan başkalara ait olan hüküm ve ictihadlara gelince biz de onlar gibi –ilim- adamlarıyız.” [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Başka bir ifadesinde ise: [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]“Allah’ın kitabındakini alır kabul ederim. Onda bulamazsam Resulullah’ın, mutemed alimlerce malum ve meşhur sünnetiyle amel ederim. Onda da bulamazsam ashabından dilediğim kimsenin reyini alırım... Fakat iş İbrahim, Şa’bi, el-Hasen, Ata... gibi zevata gelince bende onlar gibi ictihad ederim.”[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [B][FONT=Times New Roman][SIZE=4]İctihadın sahih olma şartları:[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]1. İctihadın, ictihad iktidarına sahip bir kişi tarafından yapılası (ehlinden sadır olması)[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]2. İctihadın caiz olduğu bir konuda yapılması (mahalline masruf olması)[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Bu iki şartı taşımayan bir ictihad kabul edilmez. Müctehid olmayan bir kişi, yaptığı ictihadındaki hatasından dolayı günahkar olur ve hükmü bozulur. Halbuki müctehid birinin ictihadın caiz olduğu bir konuda yaptığı ictihadındaki vardığı hüküm ister doğru ister yanlış olsun ictihadından ötürü sevabı hak eder. Şu var ki doğruyu bulabilmesi halinde iki sevab birden kazanır. Biri ictihad ve araştırmasından diğeri hakikati bulabilmesinden dolayı. Yanlış sonuca varmış olsa bile doğruyu bulma maksadı ile gösterdiği gayretten ötürü yine bir sevab kazanır. Zira peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Müctehid ictihad edip de doğru sonuca varırsa iki sevab hata ederse bir sevab kazanır.” Başka bir Hadis-i Şerif’te ise Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, Amr İbn-il As (ra)’a hitaben: “Hükmet şöyle ki: İsabet eder isen on sevab hata eder isen bir sevab vardır.” buyurmuşlardır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Bir müctehidin bazı meseleler hakkında (laedri=bilmiyorum) demesi, kendisinde ictihad melekesinin bulunmamasına delalet etmez. Çünkü böyle bir meleke olduğu halde bunu bazı meseleler hakkında kullanmaya vakit bulamamış olabilir veyahut o meseleler hususunda kemal-i ittikasından dolayı hemen cevab vermeyi ihtiyata muhalif görmüş olabilir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Rivayetlerde İmam-ı Malik hazretlerinden kırk mesele sorulmuş, otuz altısı hakkında (Laedri) demiştir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Meşahirden İmam-ı Şa’bi hazretleri demiştir: (Laedri nısf-il-ilim=bilmiyorum demek, ilmin yarısıdır.) Vakıa bir zatın bilmediğini bilmesi de bir ilimdir; bir hünerdir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]İmam-ı Şa’bi bir mesele hakkında (laedri) demiş, sail olan şahıs, “Sen Irak’ın fakihi olduğun halde bilmiyorum demekten utanmıyor musun?” deyince Şa’bi hazretleri: Fakat melekler, Allah Tealaya: “Ya Rabbi! Senin bize bildirdiğinden başka bizim bilgimiz yoktur.” demekten istihya etmemişlerdir, diye mukabelede bulunmuştur.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Bir müctehid başka müctehidin ictihadını bozamaz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]İctihad farz-ı ayın, farz-ı kifaye, mendub veya haram olabilir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [B][FONT=Times New Roman][SIZE=4]İctihad Ehliyeti Şartları:[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]1. [B]İlim[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]a-) [B]Kur’an-ı Kerim’i bilmek[/B]: Kur’an ayetlerinin hepsini icmali, ahkam ayetlerini de ayrı ayrı ve en ince teferruatıyla bilmesidir. Ayrıca nasih ve mensuh ayetleri bilmeli ve ayetlerin nüzul sebeplerini de bilmelidir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]b-) [B]Sünneti bilmek[/B]: Sünnetten nelerin sahih, nelerin zayıf olduğunu, hadislerin senetlerini bilmesi gerekir. Hususan ahkam hadislerini bilmelidir. Ahmed bin Hanbel göre ahkam hadisleri 1200 tanedir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]c-) [B]Arapça bilmek[/B]: Kur’an ve Sünnet Arapça olarak varid olduğundan dolayı müctehidin Arapça’yı Sarf, Nahiv, Belagat; Meani ve Beyan gibi ilimler yönüyle bilmesi gerekir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]d-) [B]İcma vaki olan konuları bilmek[/B]: Karşılaşılan konularda hüküm verirken icma vaki olan hususları bilmesi gerekir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]e-) [B]Kıyas’ı bilmek[/B]: İctihadın ruhu kıyastır. Müctehidin kıyasın rükünlerini, şartlarını, hükümlerini en ince teferruatıyla bilmesi gerekir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]f-) [B]Fıkıh usulü ilmini bilmek[/B]: Müctehid şer’i delilleri, bunlardan hüküm çıkarma yollarını, lafızlarla ilgili kaideleri, deliller arası tercih kaidelerini vb. konuları fıkıh ilminden istifade ile bilmesi gerekir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]g-) [B]Fıkh’ın Furu’unu bilmek[/B]: Fıkıh kitaplarını tetkik ederek müctehidleri ve ictihadlarını toplu olarak incelemesi zaruridir. İslam hukukunun ana gayelerini bilmek, hikmet ve hedeflerini kavramış olması gerekir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]2. [B]Kabiliyet[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Şer’i meseleler ve bunlardan hüküm çıkarmaya müctehidin yaratılıştan kabiliyetli olmasıdır. Müctehid nassların ve delillerin iç yüzüne nüfuz edebilmelidir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]3. [B]İyi niyet ve sağlam bir itikat sahibi olmak [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]İslam dini ancak kalbi iman ve ihlasla aydınlanmış olanların idrak edeceği bir dindir. İtikadı bozuk kimse bidat ve nefsi arzularının peşine düşer; tarafsız bir gönülle nasslara yönelemez. Kötü niyet düşünceyi de kötüleştirir. Bu yüzden büyük müctehidler fıkıhla şöhret yapmadan önce ihlas ve takvalarıyla meşhur olmuşlardır. İhlaslı kimse gerçeği nerede bulursa bulsun kabul eder, taassub göstermez. Büyük imamların hepsi; “Bizim görüşümüz doğrudur, yanlış da olabilir. Başkalarının görüşü yanlıştır, fakat doğru da olabilir.” demişlerdir.[/SIZE][/FONT] [B][FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Times New Roman][SIZE=4]İctihad yapılabilecek konular[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]1. Hakkında kat’i delil bulunmayan şer’i hükümler,[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]2. Hakkında açık nass bulunmayan konular.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [B][FONT=Times New Roman][SIZE=4]İctihadın mümkün olup olmadığı[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Müctehidde bulunması gereken şartları dikkatle inceleyen kimse görür ki günümüzde bunların gerçekleşmesi kolay değildir. Zira insanlar istinbat ve ictihad melekesinin oluşmasını sağlayan dini ilimleri öğretmekten ve öğrenmekten el çekip başka ilimlerle meşgul olmaya yönelmişlerdir. Şer’i ilimlerle meşgul olanlar ise ancak bir kısmı ile ilgilenmektedir. Günümüzde bu ilimlerle ilgilenmek zaman, şartlar, meşguliyetler, dünya hırsı, hayat-ı ictimaiyenin böyle bir yetişmeye engel olması gibi birçok sebeblerle mümkün değildir. İlgilenenler varsa da azdır bunların bir kısmı maalesef dünyevi kazanç vasıtası olması için ilgilenmektedirler. İnsanlar arasında ilim uğruna ilim tahsiline emek veren veya hakikati belirlemek yahut başkalarına doğruyu göstermek üzere bir meseleyi inceleyenler ise çok azdır. [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Hem müctehidler hüküm konusunda insanların değişik asırlarda ihtiyaç duydukları meseleleri açıklamışlardır. Çünkü bu fıkıh mezheplerinin imamları insanların muhtaç bulunduğu bütün konuları ve meseleleri ele almışlar ve hükümlerini açıklamışlardır. Hatta bazıları kendi zamanında vuku bulmamış meseleleri farazi olarak düşünmüş ve bunları hükme bağlamıştır. Böylece sonraki bir zamanda o olay ortaya çıkınca o olayın hükmünü araştıranlar meselenin çözümünü ictihada ve yeniden düşünmeye ihtiyaç duyulmayacak şekilde hazır ve açık olarak önlerinde bulmuşlardır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Elhasıl ictihad için pek büyük bir kabiliyet, pek geniş malumat lazımdır. Bundan başka da pek büyük bir diyanet, pek azim bir seciyye-i ahlakiyye iktiza eder. Hafızalarını bütün ayat-ı celile ile, yüz binlerce ehadis-i şerife ile tezeyyün etmiş, birçok dini ilimlerle teferrüd eylemiş olan nice yüksek zatlar bile ictihada cesaret edememiş, kendilerinde ictihada salahiyet bulunduğunu iddiada bulunmamışlardır. Çünkü bu salahiyeti layıkı vechiyle haiz olmayanların ictihada kıyamı, zararlı bir iştihadan ibaret olarak haklarında pek büyük manevi mesuliyeti davet eder. Binaenaleyh bu salahiyeti haiz olmayanlar için İslam alemince kabul edilmiş olan bir Müctehid-i Muazzama’yı taklitte bulunmaktan başka bir yol yoktur ve illa dinin kudsi ahkamını muhafaza ve idame kabil olamaz. [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [B][FONT=Times New Roman][SIZE=4]Süfyan b. Uyeyne[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Süfyan b. Uyeyne b. Meynun (v.198/814); Tabiin fakihlerindendir. Kufe’de doğdu, sonradan Mekke’ye yerleşti, buranın imamı olarak şöhret buldu ve burada vefat etti. Çoğu Zühri, Şa’bi İmam-ı Malik ve Ebu Hanife’nin de üstadları arasında bulunduğu yetmiş kadar tabiinden hadis öğrenmiştir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Süfyan b. Uyeyne şöyle demiştir: Kufe’de beni hadis öğretmek için oturtan ilk insan Ebu Hanife’dir.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Ebu Hanife de kendisi için şöyle demiştir: Süfyan’dan yazınız, o sikadır (hadiste güvenilir kişidir.) [/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4]Kendisinden hadis ve fıkıh okuyanlar arasında İbnu’l-Mübarek, Süfyan es-Sevri, el-Evza’i, İmam-ı Şafi’i, Ahmed b. Hanbel, İbn Ma’in gibi zevat vardır. İmam-ı Şafi’i hazretleri onun için şöyle demiştir: “Eğer Malik ile Süfyan olmasalardı Hicaz ilmi kaybolup giderdi.” Ahmed b. Hanbel mezhebinde fıkıh konularında en çok Süfyan b. Uyeyne’nin etkisinde kalmıştır. Müsned ve Tefsir adında iki eseri vardır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [SIZE=4][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ictihad,
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst