İhlası elde etmenin, ihlası devam ettirmenin tek yolu vardır; O' da ilim ve sohbettir.İlim tah
İhlası elde etmenin, ihlası devam ettirmenin tek yolu vardır; O' da ilim ve sohbettir.İlim tahsil etmenin yani ilimi öğrenmenin ilk temel şartı ise sabır,sebat ve programlı bir şekilde çalışmaktır. Gelelilim sohbet mevzusuna. Sohbet demek, illa bir şeyler dinlemek, bir şeyler konuşmak bir şeyler öğrenmek demek değildir. Sohbet daha geniş manasıyla; beraber olmak demektir. Sohbetin esası gönül ve kâlb ilmidir, beyinden çıkan ilim değildir. Bilgi vermek,enformasyon akıtmak değil; feyiz akıtmaktır. Feyiz ise, kalpten kalbe,gönülden gönüle intikal edip akar. Tıpkı,dağların zirvelerinden doğan nehir,ırmak,çay,derelerin sahip oldukları potansiyel enerjiyle denizlere ve göllere çağıl çağıl,süzüle süzüle vuslat ettiği gibi....Şairin ifadesiyle sanki "bad-ı saba" nın müştaklarına verdiği haz gibi...Feyiz ise,konuşmaktan çok; ilim,şefkat,sevgi ve muhabbetle lebaleb dolu gönülden boş gönüle maneviyat transferi ve akışıdır... Maneviyat Büyüklerinin, Allah dostlarının isimleri anıldığı için hem rahmet yağar, hem de kalpten kalbe feyiz dolar.
İki müslüman bir araya gelse, muhakkak kalpten kalbe feyiz akar. Dolayısıyla, ihlasın kaynağı, ihlaslı kullarla beraber olmaktadır. İhlaslı olmak demek; konuşmasında, oturmasında, yemesinde, içmesinde, herhangi bir dünyevi menfaati olmamak demektir. Her işi Allah ü Tealanın rızası için yapmaktır. Ufacık bir dünya menfaati varsa, ufacık bir egoizm varsa, en küçük bir şahsi beklenti,karşılık ve bencillik gönüllerde mevcut ise,adeta zemzeme necaset damlatmak gibi olur.
İhlası elde etmenin, ihlası devam ettirmenin tek yolu vardır; O' da ilim ve sohbettir.İlim tahsil etmenin yani ilimi öğrenmenin ilk temel şartı ise sabır,sebat ve programlı bir şekilde çalışmaktır. Gelelilim sohbet mevzusuna. Sohbet demek, illa bir şeyler dinlemek, bir şeyler konuşmak bir şeyler öğrenmek demek değildir. Sohbet daha geniş manasıyla; beraber olmak demektir. Sohbetin esası gönül ve kâlb ilmidir, beyinden çıkan ilim değildir. Bilgi vermek,enformasyon akıtmak değil; feyiz akıtmaktır. Feyiz ise, kalpten kalbe,gönülden gönüle intikal edip akar. Tıpkı,dağların zirvelerinden doğan nehir,ırmak,çay,derelerin sahip oldukları potansiyel enerjiyle denizlere ve göllere çağıl çağıl,süzüle süzüle vuslat ettiği gibi....Şairin ifadesiyle sanki "bad-ı saba" nın müştaklarına verdiği haz gibi...Feyiz ise,konuşmaktan çok; ilim,şefkat,sevgi ve muhabbetle lebaleb dolu gönülden boş gönüle maneviyat transferi ve akışıdır... Maneviyat Büyüklerinin, Allah dostlarının isimleri anıldığı için hem rahmet yağar, hem de kalpten kalbe feyiz dolar.
İki müslüman bir araya gelse, muhakkak kalpten kalbe feyiz akar. Dolayısıyla, ihlasın kaynağı, ihlaslı kullarla beraber olmaktadır. İhlaslı olmak demek; konuşmasında, oturmasında, yemesinde, içmesinde, herhangi bir dünyevi menfaati olmamak demektir. Her işi Allah ü Tealanın rızası için yapmaktır. Ufacık bir dünya menfaati varsa, ufacık bir egoizm varsa, en küçük bir şahsi beklenti,karşılık ve bencillik gönüllerde mevcut ise,adeta zemzeme necaset damlatmak gibi olur.