İlay-ı Kelimetullah

bizar

Well-known member

Evet, iman ettikten sonra, dünya ve ukba saadetine giden yol, İlay-ı Kelimetullah için mücadele ve mücahededen geçmektedir. Onların hepsi, dasitani bir kahramanlıkla kendilerinden beklenen bu mücadeleyi vermiş ve gereken gayreti göstermişlerdir. İbn-i Hacer, Efendimiz döneminde yaşamış yüz otuz bin Sahabe'den bahseder. Oysa ki, bütün araştırmalara göre, bugün Medine mezarlığında bulunan Sahabe mezar sayısı on bin bile değildir. Geriye kalan yüz yirmi bin Sahabe, inandıkları hakikatleri insanlara ulaştırmak için, dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır. Demek yüz yirmi bin Sahabe, Mekke, Medine gibi insanları büyüleyen güzel yurtlarından ayrılarak, Yahya Kemal'in "Ezan" şiirinde:
Emri bülentsin ey Ezan-ı Muhammedi
Kafi değil sadana cihan-ı Muhammedi
Sultan Selimi evvel'İ rametmeyip ecel
Fethetmeliydi alemi şan-ı Muhammedi

Gök nura garkolur, nice yüz bin minareden
Şehbal açınca ruhu revan-ı Muhammedi
Ervah cümleten görür Allahu Ekber'i
Akseyleyince arşa lisan-ı Muhammedi

şeklinde idealleştirdiği, Ruhu Revan-ı Muhammedi, dünyanın dört bir yanında bir bayrak gibi dalgalansın diye gittiler; gittiler ve bir daha da geriye dönmediler. Mesela, bunlardan biri Ümmü Haram'dır. O, Efendimiz'den aldığı beşaretle, yaşlı haliyle çıktığı Kıbrıs seferinde şehit olmuş ve oraya gömülmüştür. Evet, Sahabe'nin hemen hepsi, bu düşünceyle meşbu olduklarından çoğu zaman Allah Rasulü'ne gelerek: "Dua etmez misiniz Ya Rasulallah! Allah yolunda şehit olayım.." deyip dua istemiş ve taşıdıkları o ruh ve mana ile İslam'ı dünyanın birinci meselesi haline getirmişlerdir. Dört halife döneminde -ki, tamamı 30 yıldır- fethedilen yer ve Müslüman olan insanlar, daha sonraki Emevi, Abbasi, Karahanlılar, Samanoğulları, Harzemler, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde fethedilen ve Müslüman olan insanların sayısına denktir. Hz. Osman döneminde ta Aral Gölü'ne, Ermenistan'a -ki, Kastalani bu yerlerin Erzurum'un Palandöken dağlarını da içine aldığını söyler- kadar gitmişlerdir. Hz. Ali döneminde Öküz Nehri aşılmış ve Ahnaf b. Kays gidip Moğollarla savaşmıştır. Tarık b. Ziyad, kendi ismiyle anılan Cebel-i Tarık Boğazı'nı geçerek eski adıyla Herkül Burcu İspanya'ya ulaşmıştır. Amr b. As ve yeğeni Ukbe b. Nafi, "Zulmet Denizi" denen Atlas Okyanusu'na, Abdülhak Hamid'in ifadeleriyle: "Atı beline kadar suların içinde ve meleklerin gökteki konuşmaları kadar mukaddes şu sözlerle haykırmıştır: "Allah'ım! Bu karanlık deniz önüme çıkmasaydı senin yad-ı cemilini denizler ötesi alemlere götürecektim."ALINTIDIR
 
Üst