heysem
Talebe
İNSAN
İnsan bir yolcudur
O yol ise; yokluk ve ruhlar aleminden anne karnına, oradan gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebedi alem tarafına giden bir yoldur
İnsan faniden bakiye giden bir yolcu, o yolcu ki; zerre iken ‘’Elestübirabbiküm’’ hitabına mazhar olmuş, ‘’Kalu Bela’’ diye cevap vererek kulluğunu kabul ve Rabbini tasdik etmiştir
Bu dünyaya gelmesindeki gayede imtihan içindir
Bu imtihan insanların iyiliklerini ve kötülüklerini seçerek cennet veya cehenneme hazırlıyor
Dünyadaki bu imtihan sırrı olmasaydı, Ebu Cehil ile Hz
Ebu Bekir (Ra) aynı makamda kalırdı
Onun için insan hak ve batılı, iman ile küfrü seçmede serbest bırakılmıştır
İşte bu Dünya hanında ilk insan Hz
Adem (as)’ den bugüne ve kıyamete kadar insanlar kafile kafile gelip gideceklerdir
İmtihan ise; ‘’Elestü’’ hitabının geregi olarak Allah’a (cc) iman edip etmeme, O’nu tanıyıp tanımama, O’nu sevip sevmeme, O’na itaat edip etmeme noktasındadır
Çünki Halık-ı Zülcelel insanın yaratılış gayesini ‘’Zariyat Suresi’’ 56 cı ayetinde mealen şöyle açıklıyor: Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım
Kulluğu yerine getirmek için, insanın Kur’an’a ve Peygambere veya Kainata bakması gerekiyor
Semavi kitaplar ve Kur’an insan için gönderilmiş, kainat insan için yaratılmış, Peygamberlerde insanları uyarmak için gönderilmiştir
İnsanda sınırlandırılmamış üç duygu mevcuttur; şehvet, gadab ve akıl
Bu duygularında üç şekilde kullanım alanları vardır
İfrat, tefrit ve vasat
Bu duyguları sınırlandıran, kanun altına koyan, Kur’an’ı Kerim’dir
Kur’an’ı okuyup yaşayan ve ahlakı ile ahlaklanan bir insan, ‘’Sırat-ı Müstakim’e ‘’ girer
İnsanın her gün Fatiha’da neden kırk defa Sırat-ı Müstakim’den ayrılmaması için yalvardığı bu sırdan daha iyi anlaşılır
Çünki insan unutkandır, cazibeli dünyaya dalıp gaflet ve dalalete girebilir
İnsanin bu unutkanlığından dolayı Kur’an-ı Kerim *‘’Niçin Misak-ı Ezeliyi unuttunuz?’’ Diye ihtar ediyor
Canlı Kur’an olan Peygamber’de insandır
O Peygamber ki; akılları hayrette bırakan ‘’Nereden geliyorsun? Necisin? Nereye gidiyorsun?’’ sorularını cevaplıyor
İlk insan olan Hz
Adem (as)’de Talim-i Esma’ya mazhar olmuştur
Kainat ise; Allah’ın sanatıdır
İnsan küçük bir kainat, kainat da büyük bir insandır
Kainat ve insan Cenab-ı Hak’kın Esmasının tecelligahıdır
İnsan kendisine verilen maddi ve manevi cihazları yaratılış gayesine göre kullanabilirse değer kazanır, yoksa et ve kemik yığınından farkı kalmaz, adeta canlı cenaze olur
İnsana iman dürbünüyle bakıldığında;
Kalb O’nu sevmek için;
Dil O’nu zikretmek;
Göz O’nu görmek, O’nun sanatını tefekkür etmek;
Kulak O’nu dinlemek;
Vücut O’na eğilmek;
Alın O’na secde etmek;
Ayak O’na yürümek;
Akıl O’nu düşünmek;
Nefis O’na itaat etmek;
Mal O’nun yolunda harcanmak için verilmiştir
İnsan bütün bu vazifeleri Rıza-yı İlahi için yaparsa yaratıcısı ile muhatap olacak, Makarr-ı Saltanata’a davet edilecek, nihayetsiz rahmet hazinelerine gark olacak, Cennetle müşerref olacak, ebedilik kendisine verilecek, vadinden dönmeyen Allah (cc), kendisini tanıyan, seven ve inanan insan için bunları yapması zor değildir
İnsan malını ve canını Allah (cc) yolunda kullanırsa hakiki kul olur, Cennete layık makamı kazanır
Eğer kullanmazsa o zaman katil olur, Nemrut olur, Firavun olur, Cehenneme layık bir odun olur
O halde ömrü O’nun yolunda kullanmalı, gençliği O’nun için yaşamalı, evladı O’nun için büyütmeli, O’nun rızasına uygun hareket etmeli, sevmeli, ağlamalı vesselam
İnsanın nihayetsiz ihtiyaçları vardır
Kainatta insanın ihtiyacı olmayan hiçbir şey yoktur
İnsan bu yönüyle ihtiyaçları kadar fakirdir
Düşmanları hadsizdir
Bu yönüyle gözle görülmeyen bir mikroba yenik düşecek kadar acizdir
İnsan çok cahil ve nankördür
Nimetleri hiçe sayacak kadar gaflettedir
Diğer taraftan emaneti kübra vazifesini yaparsa, yeryüzünün en şerefli halifesi olup, melekleri geride bırakacak derecede yükselir
İnsan cennet'i kazanacak fikriyle ümitli olduğu gibi, cehennemi kazanacak fikriyle de korkaktır
İnsana çok kabiliyetler verilmiştir
Aklını kullanarak bir arslandan güçlü, bir tavşandan hızlı, bir tilkiden zeki olabilir
Uçak yaparak kuşlar gibi uçabilir, gemi yaparak balık gibi yüzebilir
İnsan kendine hikmet gözüyle baksa, Rabbini tanıyabilir
Bu yönüyle bir ayet, sanat yönüyle de bir mucizedir
Yaratılışı acaip ve garaiptir
Bir damla sudan yaratılıyor, anne karnında şekilleniyor, el değmeden İlahi bir fabrikada son model tezgahlarda hazırlanıyor
Şekli- şemaili, projesi çizilmiş, gözü, kulağı, midesi, kafası, eli, ayağı, kalbi hepsi birer mucize olan maddi cihazlar yerleştiriliyor
Aynı zamanda hafıza, beyin, akıl, şuur, idrak, irade, sevgi ve nefret gibi manevi duygularda ezene-bezene akılları durduran bir güzellikte nizam ve intizamla yerleştiriliyor
Daha sonra dünyaya gönderiliyor
En güzel gıda olan süt ile besleniyor, dünyanın bütün nimetleri hayatın devamı için emrine sunuluyor
Yağmur onun için yağdırılıyor, hava onun emrinde, güneş onun için ısı ve ışık veriyor, dünya onun için döndürülüp mevsimler yaratılıyor, çiçekler onun için açıyor, rüzgar onun için esiyor, dört yüz bin çeşit bitki ve hayvanlar onun için yaratılıyor
İnsan bu yönüyle nihayetsiz nimetlere gark olmuştur
Bütün bunlar şükretmemiz, tazim etmemiz, takdis etmemiz, iman ve itaat etmemiz içindir
İnsan şöyle bir aynanın karşısına geçip kendine baksa ne kadar harika olduğunu görür
Her şey yerli yerine yerleşmiş, göz ayakların altına konulsaydı acaba insanın hali ne olurdu?
Göz dakikada yüzlerce fotoğraf çekebilen bir makine, mercimek tanesi kadar bir siyahlıktan koca kainata bakan bir dürbün, bütün servetler ona değişilen bir kıymet
Dil bir terazi, iki bin çeşit tadı ayırabilen bir ölçek
Ses bir harf hazinesi
Kulak yüz binlerce sesi alabilen bir depo
Beyin binlerce kütüphaneyi kapsayabilecek bir ilahi kompüter
Kalp çok kuvvetli bir motor
Damarlar kan kanalları
Sinirler bir haberleşme ağı
Diş bir değirmen
Zerreler pazarlama ve dağıtım memurları
ve işte İNSAN !
Vahiy kültüründen nasibi olmayan batıcı zihniyet ve materyalist felsefe insana '' maymundan yaratılmış, konuşan hayvan '' diyerek en büyük hakareti yapmıştır
Bu gibi insanlar hayvandan aşağı mertebeye düşmüş, kalpsiz, hissiz ve acımasız bir şekle girmişlerdir.
İnsanı ilgilendiren bir çok vazifeleri vardır
Bunların en ehemmiyetlisi kalbin vazifesidir
Kalbin vazifesi;iman etmektir
''Lailahe İllallah'' davasını kazanmaktır
Gerekirse bu dava için çile, işkence ve zulüm çekecektir
Midenin vazifesi ise; Ne yiyip, içtiğine dikkat ederek haram helal çizgisini bilecek, helalinden bulup haramından kaçacaktır
Vücudun vazifesi; Bütün azaları Şeriata uygun kullanacak, kafasını batıl fikir ve düşüncelerden uzak tutacak, farzlarını yerine getirip, günahlardan kaçınacak
Evindeki vazifesi ise; Ailesine karşı merhametli ve sorumlu olacak, ırz ve namusunu koruyacak, akrabalarıyla sıla-i Rahimi kuvvetlendirecek, çoluk- çocuğunu islami terbiye ve Hz
Muhammed (asv) 'ın ahlakiyle yetiştirecek
Giyim kuşamından ta evinin ve iş yerinin dizaynına kadar her hareketine dikkat edecektir
Mahalle ve şehirdeki vazifesi; Yöneticisini iyi seçecek toplumsal kurallara uyacak, ırki kaprislere girmeyerek komşuluk haklarına riayet edecek
Dünya ve kainattaki vazifesi; Küfre girerek meleklerin, cinlerin ve ruhanilerin hukukuna tecavüz etmeyecek
Çünki insan isyanıyla kainatı rahatsız eder
Diğer insanlara karşı vazifesi ise; İslam kardeşliğini tesis etmeye çalışarak, Allah'ın Kanununu icra ve tatbik edecek
Dünya üzerinde devam eden zulüm, terör ve sömürülere dur diyecek, haklı olan kıyamlara, cihatlara katılarak eli, dili, malı, vücudu ve kalemiyle destek verecek
Dünya üzerinde akan kanları durduracak, akan göz yaşlarını dindirecek
Mü'minler kardeştir prensibiyle dünya müslümanlarını vücudunun bir parçası gibi bilecek, ümmet şuuruyla kafirlerle sonuna kadar mücadele edecek, yatırımını insanlara yapacak
İnsanlığı kurtarmayı en büyük vazife bilecek, insanlığın egitim, sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi ve dini yönleriyle ilgilenecek, bunun için gecesini gündüzüne katarak azami fedakarlık yapacak
İnsan bu vazifelerini Kur'an'dan talim edecek
Çünki dünyaya bir defa gelmiş bir daha gelmeyecek
Ahirette pişman olup ''Keşke vazifelerimi yapsaydım'' demenin hiçbir faydası olmayacaktır
EY İNSAN
!!
''Emrolunduğun gibi dosdoğru ol'' İlahi prensibini düstür et, Kur'an kalasına sığın, sünneti seniyye ilacını iç, maddi-manevi yaralarını tedavi et, takva elbisesini giy, islamiyet toprağında terbiye ol
Neticesi; kabrin arkası için çalış
''Bil ki yalnız bu dünya için yaratılmadın
ALINTI
İnsan bir yolcudur
İnsan faniden bakiye giden bir yolcu, o yolcu ki; zerre iken ‘’Elestübirabbiküm’’ hitabına mazhar olmuş, ‘’Kalu Bela’’ diye cevap vererek kulluğunu kabul ve Rabbini tasdik etmiştir
Bu dünyaya gelmesindeki gayede imtihan içindir
İmtihan ise; ‘’Elestü’’ hitabının geregi olarak Allah’a (cc) iman edip etmeme, O’nu tanıyıp tanımama, O’nu sevip sevmeme, O’na itaat edip etmeme noktasındadır
Kulluğu yerine getirmek için, insanın Kur’an’a ve Peygambere veya Kainata bakması gerekiyor
İnsanda sınırlandırılmamış üç duygu mevcuttur; şehvet, gadab ve akıl
İlk insan olan Hz
İnsan kendisine verilen maddi ve manevi cihazları yaratılış gayesine göre kullanabilirse değer kazanır, yoksa et ve kemik yığınından farkı kalmaz, adeta canlı cenaze olur
İnsana iman dürbünüyle bakıldığında;
Kalb O’nu sevmek için;
Dil O’nu zikretmek;
Göz O’nu görmek, O’nun sanatını tefekkür etmek;
Kulak O’nu dinlemek;
Vücut O’na eğilmek;
Alın O’na secde etmek;
Ayak O’na yürümek;
Akıl O’nu düşünmek;
Nefis O’na itaat etmek;
Mal O’nun yolunda harcanmak için verilmiştir
İnsan bütün bu vazifeleri Rıza-yı İlahi için yaparsa yaratıcısı ile muhatap olacak, Makarr-ı Saltanata’a davet edilecek, nihayetsiz rahmet hazinelerine gark olacak, Cennetle müşerref olacak, ebedilik kendisine verilecek, vadinden dönmeyen Allah (cc), kendisini tanıyan, seven ve inanan insan için bunları yapması zor değildir
İnsan malını ve canını Allah (cc) yolunda kullanırsa hakiki kul olur, Cennete layık makamı kazanır
O halde ömrü O’nun yolunda kullanmalı, gençliği O’nun için yaşamalı, evladı O’nun için büyütmeli, O’nun rızasına uygun hareket etmeli, sevmeli, ağlamalı vesselam
İnsanın nihayetsiz ihtiyaçları vardır
Diğer taraftan emaneti kübra vazifesini yaparsa, yeryüzünün en şerefli halifesi olup, melekleri geride bırakacak derecede yükselir
İnsana çok kabiliyetler verilmiştir
İnsan kendine hikmet gözüyle baksa, Rabbini tanıyabilir
İnsan bu yönüyle nihayetsiz nimetlere gark olmuştur
Göz dakikada yüzlerce fotoğraf çekebilen bir makine, mercimek tanesi kadar bir siyahlıktan koca kainata bakan bir dürbün, bütün servetler ona değişilen bir kıymet
Dil bir terazi, iki bin çeşit tadı ayırabilen bir ölçek
Ses bir harf hazinesi
Kulak yüz binlerce sesi alabilen bir depo
Beyin binlerce kütüphaneyi kapsayabilecek bir ilahi kompüter
Kalp çok kuvvetli bir motor
Damarlar kan kanalları
Sinirler bir haberleşme ağı
Diş bir değirmen
Zerreler pazarlama ve dağıtım memurları
Vahiy kültüründen nasibi olmayan batıcı zihniyet ve materyalist felsefe insana '' maymundan yaratılmış, konuşan hayvan '' diyerek en büyük hakareti yapmıştır
İnsanı ilgilendiren bir çok vazifeleri vardır
Midenin vazifesi ise; Ne yiyip, içtiğine dikkat ederek haram helal çizgisini bilecek, helalinden bulup haramından kaçacaktır
Vücudun vazifesi; Bütün azaları Şeriata uygun kullanacak, kafasını batıl fikir ve düşüncelerden uzak tutacak, farzlarını yerine getirip, günahlardan kaçınacak
Evindeki vazifesi ise; Ailesine karşı merhametli ve sorumlu olacak, ırz ve namusunu koruyacak, akrabalarıyla sıla-i Rahimi kuvvetlendirecek, çoluk- çocuğunu islami terbiye ve Hz
Mahalle ve şehirdeki vazifesi; Yöneticisini iyi seçecek toplumsal kurallara uyacak, ırki kaprislere girmeyerek komşuluk haklarına riayet edecek
Dünya ve kainattaki vazifesi; Küfre girerek meleklerin, cinlerin ve ruhanilerin hukukuna tecavüz etmeyecek
Diğer insanlara karşı vazifesi ise; İslam kardeşliğini tesis etmeye çalışarak, Allah'ın Kanununu icra ve tatbik edecek
Mü'minler kardeştir prensibiyle dünya müslümanlarını vücudunun bir parçası gibi bilecek, ümmet şuuruyla kafirlerle sonuna kadar mücadele edecek, yatırımını insanlara yapacak
İnsan bu vazifelerini Kur'an'dan talim edecek
EY İNSAN
''Emrolunduğun gibi dosdoğru ol'' İlahi prensibini düstür et, Kur'an kalasına sığın, sünneti seniyye ilacını iç, maddi-manevi yaralarını tedavi et, takva elbisesini giy, islamiyet toprağında terbiye ol
Neticesi; kabrin arkası için çalış
ALINTI