Insan kimi severse o'na eştir.bu alemde de onunladır o alemde de

_bamteli_

Well-known member
Insan kimi severse o'na eştir.bu alemde de onunladır o alemde de
2dtsmch.jpg

...
Eski evimizde, çocukken, elektrikler kesildiğinde çığlık atardık.

Aileden biri telâşla mum ya da gaz lambası arayadursun,
biz dört kardeş, keyfini sürerdik doya doya karanlığın.
Ne oyunlar oynardık.
O zifiri karanlığa da alışırdı gözlerimiz. Işıklar geldiğinde, çığlıklar atardık sevinçle.



Büyüdük, ne değişti?
Karanlıkta bile gören o gözler, şimdi ışıl ışıl yanan ve aydınlanan kâinatta niye göremez,
niye seçemez oldu Allah’ım senin ayetlerini, işaretlerini…



Şehre bakan bir tepeden, bir karanlık gecede şehri seyretmeli insan, ya da kendini. İçine dönmeli, kalbinin sesini dinlemeli. Ve dilinden şu mısralar dökülmeli:


“Söndürün ışıkları uzaklara gideyim,


Nurdan bir şehir gibi ruhumu seyredeyim.”
—Necip Fâzıl Kısakürek


Merakımızı ve tefekkürümüzü ruhumuza yöneltmeli. Tam oraya,
yani kalbimize yönelmekten bizi alıkoyan onca eşkıyaya rağmen, bu zorlu yolculuğa çıkmalıyız, engelleri aşmalıyız. Elindeki oyuncakları bırakmayana, sahtesini terk etmeyene, gerçekler dünyasından bir nasip yok.
Önce gözler görmeli, ardından diller söylemeli.
Dalda bülbüller şakırken, kâinat bahçelerinde susan insanlara tahammülü yok ayların, yıldızların. Susmak, görmemektir, şahitlikten kaçınmaktır. Yaşadığını zanneden böyle ölüler çok dünyamızda. Ruhu, bedenine yük zanneden sefiller ve zeliller var.



Ey izzet ve azamet sahibi olan Allah’ım! Zillet ve sefalet çukurlarından, bu yüce ismin hürmetine, sana olan kulluğumuza yakışan en güzel yerlere çıkar bizi.

Çukurlara, kuyulara, sükût ettirme yâ Rab…
O sağlam ipine, Habl’ül Metîn’e, Kur’ân’ın âyetlerine sıkı sıkı yapışmayı ve anlayıp okumayı nasip eyle.


Gözler Seni görmeli, eserlerindeki isimlerinin ve sıfatlarının tecelliyatını görmeli. Diller Seni söylemeli.


“Güzel gör, hem güzel bak; ta güzel düşünmeli.
Güzel bil, hem güzel düşün; ta leziz hayatı bulmalı.
” (Bediüzzaman, Lemeât)


Allah’ım, cennetten cemâlini görenlerin,
nasıl ki yüzlerinin güzelliği bir başka oluyorsa; o dönüşten sonra yakınları onları tanımakta güçlük çekiyorsa, bir karanlık gecede, binlerce insanın kaynaştığı bir şehre bakıp, her birinin rızkını, hayatının bin bir ihtiyacını nasıl görüp, imdâdlarına nasıl yetiştiğini oradan seyretmek bir başka güzel oluyor.


Allah’ım, Senin büyüklüğünü lâyıkıyla anlamadıkça, kendi küçüklüğünü de anlayamıyor insan. Ruh, bu güzel temaşadan sonra öylesine arınıyor ve ders alıyor ki, önceki hâline kıyasla kendini de tanıyamıyor.


Bir tek elimi bile, bin bir iş göreyim diye hikmetle yaratan Rabbim. Sana sundum elim. Senden gizli değil hiçbir hâlim. Karanlık bir gecede âciz bir kalbin duâsı olarak dileklerimizi kabul eyle.


Göz burada göz,
dil burada dil, kalp burada kalp olduğunu anlıyor.
Ya şehrin yüksek bir tepesine tırmanacağız ya da içimizin dağlarına çıkacağız. Her rahmet, bir zahmetin neticesi.


Gecelerin de gülleri, güneşleri, var.
Hiç ummadığınız bir anda açar ve karşınıza çıkar.

Yeter ki siz, bu değişmeye hazır olun.

Niçin yaratıldığınızı unutmayın,
bulunduğunuz yeri beğenmeyin, yeter ki bir değişiklik arzu edin içinizden ve daha iyiyi isteyin,
daha güzeli arzu edin, yeter.
Yeter ki olanı biteni,
nefsinize nispet etmeyin.
Yeter ki her şeyi ondan,
Rabbimizden bilin.
Biz, bize yakışanı, bize ait olanı yapmalıyız.

Allah dilerse, her şey kolay olur.


O “ol” deyince olmazlar olur…


İnsan huzuru, imanda bulur.


Gençliğin kıymeti, ihtiyarlıkta bilinir.
Gündüz, gecenin gençliğidir.
Gündüz geçmişse eğer,
gecenin kıymeti bilinmeli.
Geceyi, gündüzün devamı sanmak,
aldanmaktır.



Mevlâm, gecelerin nuruna gark eylesin.

Gerçek hayatın farkına vardırsın.
Ağzımızın tadını bozmasın,
arttırsın Rabbim İnşaAllah.



Geçen günler ve geceler ömürdendir.
Şuur lambasını yaksın,
uyandırsın Rabbim


‘Amin’ diyelim de duâmızı kabul etsin Rabbim.

​

 
Üst