Vallahi ben de şimdi tekrar okudum yazdıklarımı sanki biraz uçlarda düşünmüşüm meseleyi..
selefilerin tesbihe, mezarlıklara, yüksek minare ve binalara dikişli elbiselere karşı tutumu olduğu doğru.. ancak bu hikayeyi onlar uydurmuş demek hakkaten bana da biraz komplıcu bi yaklaşım geldi şimdi.. ama yine de % 50 ihtimal var..
asıl önemli olan şu tabii, bir toplumun hafızası bu simgesel şeylerdir..
camiler neden normal binalar değildirler.. kendine özgü mimari yapıları vardır?
çünkü normal bina olsaydı orda bir cami olduğunu yalnızca onu yapanlar ve onların bildirebildikleri bileceklerdi,, 5 yaşında bir çocuk baba burası neresi bu uzun şeyler(minareler) ne demeyecekti.. ve dolayısıyla babası da oğum burası camidir bunlarda minareleri, burda Allah a ibadet edilir namaz kılınır.. bu açıklama da gelmeyecekti.. ve çocuk öğrenmemiş olacaktı..
tesbihi gören çocuk sorar ne olduğunu, velisi ister çeksin ister çekmesin, tesbihle Allah zikrinin çekildiğini çocuğuna söylemek durumunda kalacak.. çocuk Allah ı ve zikrin ne demek olduğunu da sorabilir ve böylelikle o ana veya baba aslında öğretmek istemiyor olsalar bile yüzeysel de olsa anlatmak durumunda kalacaklar..
bu simgesel şeylerin toplumun hafızasında ve yeni nesilllere aktarılması istenen değerlerin aktarılmasında menfi örnekleri de çokça görebilirsiniz...
benim tesbihi önemsiz gösterme adına olabileceğini düşündüğüm hikayeye tepkim bu sebebledir. belki biraz radikal olmuş ama asıl derdim budur. böyle simgesel şeylerin toplum hafızasını oluşturuyor olması.. ve bunun kaybolmasını isteyenlere prim vermemek..