Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allâh, sadâkat gösterenleri, sadâkatleri sebebiyle mükâfatlandıracaktır…” (Ahzâb, 24) | | Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Sıdk, insanı iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Kişi, doğru söylemeye devâm ettikçe, sonunda sıddîklardan olur…” (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103-105) | | Varlık Nûru Efendimiz, İsrâ ve Mîrâc hâdisesini Kureyş müşriklerine haber vereceği zaman:
“–Ey Cebrâîl! Kavmim beni tasdîk etmez!” dedi.
Cebrâîl (as):
“–Ebû Bekir Sen’i tasdîk eder. O sıddîktır.” dedi. (İbn-i Sa’d, I, 215)
Nitekim müşrikler, Mîrâc hâdisesini duyduklarında, derhâl Hazret-i Ebû Bekir’e gittiler:
“–Arkadaşın, bir gece içinde Mescid-i Aksâ’ya gittiğini, oradan da göklere çıkıp sabah olmadan tekrar Mekke’ye geldiğini söylüyor. Bakalım buna ne diyeceksin?” dediler.
Ebû Bekir (ra), Hz. Peygamber (sav)’e olan dâsitânî îman sadâkatinin şevki içinde:
“–O ne söylüyorsa doğrudur! Çünkü O’nun yalan söylemesine imkân ve ihtimal yoktur! Ben, O’nun her getirdiğine peşînen inanırım…” dedi.
Müşrikler tekrar:
“–Sen O’nu tasdîk ediyor, bir gecede Beytü’l-Makdis’e gidip geldiğine inanıyor musun?” dediler.
Hz. Ebû Bekir (ra):
“–Evet! Bunda şaşılacak ne var? Vallâhi O bana, gece veya gündüzün herhangi bir vaktinde kendisine Allâh’tan haber geldiğini söylüyor da ben yine O’nu tasdîk ediyorum.” dedi.
Daha sonra Ebû Bekir (ra), o sırada Kâbe’de bulunan Peygamber Efendimiz’in yanına gitti. Olanları bizzat O’nun mübârek fem-i saâdetlerinden dinledi ve:
“–Sadakte (doğru söyledin) yâ Rasûlallâh!..” dedi.
Allâh Rasûlü (sav) de, O’nun bu tasdîkinden gâyet memnun kalarak cihânı aydınlatan tebessümüyle Hz. Ebû Bekir’e:
“–Ey Ebû Bekir! Sen “Sıddîk”sın!..” buyurdu. (İbn-i Hişâm, II, 5) | | Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Mecîd: Fiilleri güzel, lütuf, keremi çok, şanı büyük, yüce, kadri çok büyük, medh ve övülmesinde ortağı bulunmayan demektir. | | Kısa Günün Kârı
Ashâb-ı Kehf’in köpeği Kıtmîr, sâdıklarla beraber olup onlara sadâkat gösterdiği için büyük bir şeref kazandı, nâmı Kur’ân-ı Kerîm’e geçti. Nûh ve Lût (as)’ın hanımları ise, fâsıklarla beraber oldukları için cehenneme dûçâr oldular. Şeyh Sâdî-i Şîrâzî | | Lügatçe
sadâkat: Bağlılık.
sıdk: Doğruluk, gerçeklik. |
|
|