İNSANLIK DERSİ
İki arkadaş bir kahvede oturmaktadırlar. İçeri giren müşterilerden biri, kahveciye (iki kahve, biri askıda) deyip siparişini verir ve iki kahve parası verir. Ancak sadece bir kahve içip gider. Kahveci de duvardaki çiviye bir küçük kağıt asar. Biraz sonra içeri iki kişi girer. Onlar da (üç kahve, biri askıda) der ve üç kahve parası verip ve iki kahve içtikten sonra giderler.
Kahveci askıya yine bir küçük kağıt asar. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılmaktadır. Bir süre sonra kahveye, üstü başı biraz eski-püskü, belli ki yoksul bir kişi girer ve kahveciye (askıdan bir kahve) der.
Kahveci hemen bir kahve hazırlar ve yeni müşterinin önüne koyar. Fakir adam kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıkar gider. Kahveci ise duvardaki askıya taktığı kağıtlardan birini koparıp parçaladıktan sonra çöp kutusuna atar.
Her ne kadar zaruri bir ihtiyaç olmasa bile kahve içebilecek kadar parası olmayan kişilere yardım edebilecek seviyedeki kişiler, kendileri bir kahve parası daha ödemişlerdir.
Yardım ettikleri kişiyi görmedikleri için bu kişiler de daha mutlu oluyorlar, kimden geldiğini bilmedikleri bu ikramı kabul eden kişiler ise huzurlu oluyor.
Yardım eden ile alan arasında, buradaki kahveci gibi, köprü görevi yapan kişilerin ise güler yüzlü ve sevgi dolu olmaları gerekiyor.
İçeri giren yoksul bir kişinin "Bana askıda kahve var mı?" diye sormasına gerek bırakmamak için "askıda kahve olduğunu" belirten kağıt parçalarını kolaylıkla görünebilen bir yere asmak ise bu olgunun çok zarif bir bölümünü oluşturmaktadır.
alıntı
İki arkadaş bir kahvede oturmaktadırlar. İçeri giren müşterilerden biri, kahveciye (iki kahve, biri askıda) deyip siparişini verir ve iki kahve parası verir. Ancak sadece bir kahve içip gider. Kahveci de duvardaki çiviye bir küçük kağıt asar. Biraz sonra içeri iki kişi girer. Onlar da (üç kahve, biri askıda) der ve üç kahve parası verip ve iki kahve içtikten sonra giderler.
Kahveci askıya yine bir küçük kağıt asar. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılmaktadır. Bir süre sonra kahveye, üstü başı biraz eski-püskü, belli ki yoksul bir kişi girer ve kahveciye (askıdan bir kahve) der.
Kahveci hemen bir kahve hazırlar ve yeni müşterinin önüne koyar. Fakir adam kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıkar gider. Kahveci ise duvardaki askıya taktığı kağıtlardan birini koparıp parçaladıktan sonra çöp kutusuna atar.
Her ne kadar zaruri bir ihtiyaç olmasa bile kahve içebilecek kadar parası olmayan kişilere yardım edebilecek seviyedeki kişiler, kendileri bir kahve parası daha ödemişlerdir.
Yardım ettikleri kişiyi görmedikleri için bu kişiler de daha mutlu oluyorlar, kimden geldiğini bilmedikleri bu ikramı kabul eden kişiler ise huzurlu oluyor.
Yardım eden ile alan arasında, buradaki kahveci gibi, köprü görevi yapan kişilerin ise güler yüzlü ve sevgi dolu olmaları gerekiyor.
İçeri giren yoksul bir kişinin "Bana askıda kahve var mı?" diye sormasına gerek bırakmamak için "askıda kahve olduğunu" belirten kağıt parçalarını kolaylıkla görünebilen bir yere asmak ise bu olgunun çok zarif bir bölümünü oluşturmaktadır.
alıntı