İslâm harflerinin mukaddesliğinden bahsediliyor. Bâzı kimseler,

doruk

Active member
verilen linkteki açıklamalar, ve diğer linklerdeki tatmin edici konular için teşekkür ederim, Allah razı olsun

bu soruyu okuyunca fikrime ilk düşen bu harflere, bir anlamda "mana-yı ismi / mana-yı harfi" pencelerinden hangisi ile baktığımızın önem arz ettiği oldu.

ondokuzuncu Sözün girişindeki

Evet, şu Söz güzeldir. Fakat onu güzelleştiren, güzellerin güzeli olan evsâf-ı Muhammediyedir.

sırrı gibi, islam harfleri dahi mukaddestir fakat mukaddeslikleri Kur'an-ı Kerim'den geliyor ve Kur'an-ı Kerim içinde kullanıldıkları, ona isnad edildikleri halleri ile mukaddes ve kıymetlidir ..
 

Abidin1

Well-known member
- Arap harflerinin -Arapça harfler olduğu için- kutsal olduğunu söyleyemeyiz. Aynı harflerle iman esasları yazıldığı gibi, küfür esasları da yazılabilir. Bu açıdan bakıldığında bütün harfler kullanıldığı dilin sadece bir aracıdır.

- Kur’an, hem lafız hem mana itibariyle Allah’ın kelamıdır ve Arapça’dır. Bu husus, ayetlerle sabit olduğu gibi (Nahl, 16/103; İbrahim, 14/4; Fussilet, 41/44), İslam alimlerinin de ortak görüşüdür. Arap harflerinden başka Latin ve benzeri harflerle Kur’an metnini sağlam yazmak mümkün değildir. Bu tecrübeyle sabittir.

Konuya bu açıdan bakıldığı zaman, Kur’an’ın lafızları semavî, ilahî olduğuna göre, bu lafızları oluşturan Arapça harflerin de -kutsala vesile olmaları cihetiyle- bir nevi kutsallık kazanmaları söz konusu olabilir. Fakat harflerin bu kutsallığı Kur’an ile ilintili olduğu zamana mahsustur.

Hadis-i şerifte “Kur’an’ın her bir harfine en az 10 sevap verileceği..” ((Tirmizî, Sevâbü’l Kur’an, 16, 2912) ifade edilirken “harfler”e de dikkat çekilmiştir.

- Kur’an’ın mucizelik yönünün en bariz olan kısmı, onun Arapça ifade tarzındandır. Bu ifade tarzı ise, Arapça ifadenin barındırdığı Arapça kelimelerden oluşuyor. Arapça kelimelerin yazılışı ise -yukarıda ifade edildiği üzere- ancak Arapça harfleriyle -tam olarak- mümkündür. Diğer bir ifadeyle, Kur’an ifadelerinin manası yanında, ifadede geçen lafızların ve harflerin de bir nevi mucizeliği söz konusudur. Mesela, Sad suresinin başında geçen “Sad” harfi, Şura suresinin aşında geçen “Hâ-Ayn-kaf” harflerini Arapça dışındaki harflerle yazmak mümkün değildir. Oysa, bunların tek başına birer şifre, sayısal birer tevafuk, aynı surelerde geçen ilgili harfin nasıl, ne şekilde ve kaç defa geçtiği gibi -Arapça bir harf olarak icaz parıltılarını gösteren- görevleri vardır.

- Kur’an’da “salat, zekât, riba” gibi bazı kelimeler “vav”la yazılmıştır. Bu yazı sitili sadece Kur’an’a mahsustur ve alimler bu yazıya bu açıdan çok önem vermişlerdir.

- Bu ve benzeri daha pek çok noktalara dikkat çekmek mümkündür.

- Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, İslam/Arapça harflerinin de diğer harfler gibi olduğunu savunanlar, ilk maddede işaret ettiğimiz hususu dikkate aldıkları için bu görüşte ısrar etmişlerdir. Bunlara kutsallık atfedenler ise, diğer maddelerdeki gerçekleri göz önünde bulundurdukları için bu görüşü savunmuşlardır. Bu açıdan her iki görüşün de -kendi sahasında ve kendi açısından- haklı olduğunu söylemek mümkündür.
Allah razı olsun..Açıklayıcı bir yazı;

Kur'an-ı Kerimin iniş dili Arapçadır. Bu Yüce Allah'ın takdiridir. İnsanlığın ve İslam toplumunun kaderi (seçme özgürlüğü olmadığı için) ve sınavıdır. İnsanlığın ulaştığı medeniyet aklı, medeniyet seviyesi örneğin namaz sure ve ayetlerinin bir çok kimseler için orjinalini ve manasını birlikte öğrenme kapasitesini bile ortaya koyuyor. Bizler Kur'an ı orjinal lisanı ile okuyabilsek tabi bu farklıdır. Ayrı bir güzelliktir. Allah katından indiği hali olduğundan bu esas olandır. Ancak manasını da bilinmesi gereklidir. Hemde bütün halk tarafından. Kur'an-ı Kerim tüm insanlığa hitap eden apaçık mübarek bir kitaptır.

Kur'an ı tercümesinden okuyan tüm Halk onun emir ve yasaklarını açıkça anlayabilir.

İçindeki ayetlerin açıklamasını (Tefsirini-Manasını) anca Alim olanlar bilir...

Gerçek Te'vilini (zamanlar üstü gerçek yorumunu=manasını) ise ancak Yüce Allah bilir..
 
Üst