Keyfiyet..(kalite)

bizar

Well-known member
Keyfiyet..(kalite)

Kalite ve kaliteli yaşam..ve kaliteli anlayış.. Her şeyde bir uygulanır ve kullanılır bir yön görmektir belki..Ve Belagatte ifade muktezayı hale mutabakat gibi...konum gereği en yerinde davranışı belirleyip yapmak…
En kısa ve en doğru yoldan gitmek...ve malumdur ya; yolların en selametlisi en kısa olanıdır…
Ve en doğru kitabı okumaktır…Yanlızca bir’i bilmeye faydası olanları okumak belki..
Bir düşünce ve kanaati..hakikatin ruhunda olan gelişme ve yükselme gibi isnat ve ihata yeteneği ile kavramak ve onu gelişme niteliği ile ömrün her yerine taşıyabilmek gibi…
Mesela vaktin kıymetini bilmek…Bulunduğun anın en kıymetli an olduğunu anlamak gibi..."Bir ân-ı seyyâle vücud-u münevver, milyon sene bir vücud-u ebtere müreccahtır."denildiğini bilerek sağlamak sanki...
Mesela her doğruyu işlemekten alı koyan cüce doğrulara aldanmamak…
Örneğin bir güzel iş yaparken başka ve daha basit bir güzel işin fikre gelmesi..ona yöneldiğinde daha başka bir basit ve güzel işin onun yanına gelmesi.. ve o gelmenin müreccih iradeye ver yansın ettiği tercihler tercihler...Ve tercihlerle bir şey yapamamış bir niyetin atıl ve neticesiz boyun bükmesine izin vermemektir belki…
Doğru insanlarla beraber olmaya çalışmak gibidir doğruluk hatveleri…
Ve kaçmatır dolu dolu vakarla, boş boş konuşmalardan…
Ve yine lebalep muhabbetlerin içinde özelliksizce kaybolmaktır belki…
Kendince boy vermiş zanların cuntası altında Hususileşmemek mesela..Belki de insan hususileştikçe imtihanı özelleşiyor gibi…
Kişisel sancılar kişisellik ağrıları sağır ve aksak...
Kendini beğendirmeklerden kaçmak mesela..Bana da bakın !..ben de varım gibi taaffün etmiş emellerden kurtulup..Varım Var’ına kurban diyerek bir marifet ve muhabbet ikliminde nefeslenmek..nefeslemek gibi..
Mesela tenezzül etmemek..tezellül de etmemek..Mesela boyun eğmemek fani ve fena şeylere…
Örneğin sabırlı olmak… Ne olursa olsun şükrün geniş kapısını bulmak ve önünde şakir durmak gibi…
Belki yitiğine bulduğun bir manayla söküğünü yamayıp.. üstünü başını temizleyerek bir meclisi irfana taşımak..Belki o irfan meclisinden de taşıdığını üleşecek birkaç talibin eşiğine götürmek…Bak kitab-ı kâinatın safha-i renginine…diyebilmek bir çift ve yorgun göz önünde…
Yanlışa yamuğa bakmamak mesela.. "Neden bakmıyorsun?" Denildiğinde;
"İlmin izzetini muhafaza etmek, beni baktırmıyor." Diyebilmek mesela…
Ve izlensen acabalarla.. sonra söylense ki;
"Senin bu haline hayret ettik, hiç bakmadın."
Diyebilsen ki;
"Lüzumsuz, geçici, günahlı zevklerin âkıbeti elemler, teessüfler olmasından, istemiyorum."
Mesela ..korkmasan halklardan;
çünkü;
Hâlbuki halktan havf ise elîm bir beliyyedir; halka muhabbet dahi belâlı bir musibettir. söylenmişliğini işitmek gibi örneğin…Mesela Kendini sevdirmeye için şirin görünmeye çalışmamak gibi…
Sorgulamadan yaşamamak mesela..Neden nereden tedirginliklerine cevaplar bulmak..feleğin gözünün içine içine bakmak mesela…
Aklı kullanmak mesela…
Kalbini de..Ruhuda ıtlaka taşımak örneğin..Bir birine karıştırmak ve bu mecz meclisinden bir ahenk ile ileriye bakabilmek örneğin…
Ömrünü güzel kullanmak mesela…
Hayatın ne istediğini anlayabilmek… Hayattan ne istediğini bilebilmek mesela…
Vaat edilenlerin akıbetini görmek…Vaad edilene akıl erdirmek örneğin…Oluşan kanaatin iz sürümünde izden yürümeye azmetmek mesela..
Vaz geçmemek caymamak örneğin…
Zamanın kalburunda eler ve elenirken elinde kalanı senden kalanı görebilmek örneğin…
Dünyanın akıbeti ne olursa olsun lezaizi terk etmek evladır fikrini arzuna gem eyleyebilmektir örneğin…
Kariyenin peşinde koşar beynini patlatırken uhraya giden baki adımlarını emekleme seviyesinde durağanlığa mahkum etmemektir mesela…
Efkarı muammaya meşru sebepler üretip..teklifi yorumunla hafifleştirip ruhsatları tevilliyerek surlarda gedik açmamaktır beklide…
Firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor…
Aczi beşeri fakrı insani değişmiyor..
Beşer yolculuğu kesilmiyor… Sürat peyda ediyor…
Sende beraber gidiyorsun bak ihtiyarlığın alameti beyaz kıllar başının yarısından fazlasını kaplamış…
Farkına varmak mesela…
Örneğin;
Günde bir taşı bina-yı ömrümün düştü yere,
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber
Gibi…
Mesela;
Dil bekası, Hak fenâsı istedi mülk-ü tenim,
Bir devâsız derde düştüm, ah ki Lokman bîhaber.
Gibi..
Örneğin..
Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ,
Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan bîhaber.
Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenhâ, garip,
Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber.
Gibi…
Yetmez mi dert derman sana…
Hem;
Bırak biçare feryadı, belâdan kıl tevekkül. Zira feryat, belâ ender hata ender belâdır bil.
Belâ vereni buldunsa eğer, safâ ender vefâ ender atâ ender belâdır bil.
Madem öyle, bırak şekvâyı, şükret; çün belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.
Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ ender fenâ ender hebâ ender belâdır bil.
Cihan dolu belâ başında varken, ne bağırırsın küçücük bir belâdan, gel tevekkül kıl.
Tevekkül ile belâ yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.
Konu başında da geçtiği gibi;
1. Yani, yalnız Biri iste; başkaları istenmeye değmiyor.
2. Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.
3. Biri talep et; başkaları lâyık değiller.
4. Biri gör; başkaları her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.
5. Biri bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.
6. Biri söyle; Ona ait olmayan sözler mâlâyâni sayılabilir.


m.safitürk
 
Üst