Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur…” (Âl-i İmrân, 28)
Rasûlullah (sav) buyurdular: “Mü’minin mü’mine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.” (Buhârî, Salât 88, Mezâlim 5; Müslim, Birr 65.)
Sehl b. İbrahim şöyle anlatıyor:
İbrahim b. Edhem’le dost idik. Bir keresinde ben hasta oldum. O, elindeki bütün her şeyi benim için harcadı. Sonra iştahım açıldı. Tekrar yiyecek bir şeyler istedim. Eşeğini satarak, parasını istediklerimi almak için harcadı. Biraz iyileşmeye başlayınca:
"–Ey İbrahim, eşek nerede?" diye sordum. İbrahim b. Edhem:
"–Sattık!.." dedi.
"–Peki ama şimdi ben neye bineceğim?" diye sordum.
"–Sırtıma, kardeşim!" dedi ve beni üç konak sırtında taşıdı. (Kuşeyrî, s: 79)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) el-Hakk: Varlığı ve ulûhiyeti kesin olan, inkârı mümkün olmayan, ezelî ve ebedî olan ve değişmeksizin var olan nihâî gerçek, kimseye muhtaç olmayan, sözü en doğru olan, eşyayı hikmetin gereğine göre icad eden demektir.
Kısa Günün Kârı
Bir gün Beyazıd-ı Bistami’ye:
"–Kimle sohbet edelim?" diye sordular. Beyazid-i Bistami hazretleri:
"–Hastalandığın zaman seni ziyarete gelen, suç işlediğin zaman nedametini kabul edip seni afv eden ve her şeyini kendisiyle paylaştığın, sırdaş edindiğin kimse ile dost ol!" diye cevap vermişlerdir. (Attar, s: 234)