kırklar ve hızır(as)

harun43

Member
KIRKLAR MECLİSİ

Hz. Muhammet, atı Burak ile bir gece Mirac'a çıkar. Cenab-I Hak ile 90 bin kelam konuşur. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup Hz. Ali'de kalır. Miraç'ta Hz. Muhammet'e; süt, bal ve elma verildiği rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder. Muhammet, Mirac'a çıkarken yoluna bir kükremiş aslan çıkar. Aslan yolunu keser. Gaipten bir ses (nida) gelir. "Parmağındaki yüzüğü aslanın ağzına atması" istenir. Muhammet böyle yapar aslan sakinleşir, yoluna devam eder. Muhammet, Cenab-I Hak ile görüştükten sonra şehre döner. Yolda bir dergâha rastlar. Merak edip gidip kapısını çalar. İçerdeki ses; "Kimsiniz?" der. Muhammet ise; "Ben peygamberim içeriye girmek istiyorum" der. Kapı açılmadan içerden gelen ses; "Peygamberliğini git ümmetine yap. Bizim aramıza peygamber sığmaz" der. Hz. Muhammet kapıdan ayrılıp yürümeye başlayınca gaipten gelen ses ayrılmamasını kapıyı yeniden çalmasını ama yanıtı farklı vermesini söyler. Muhammet yine kapıyı çalar: İçerden yine; "Kimsiniz" diye sorulur. Bu kez Hz. Muhammet; "Bende sizden biriyim. Bir insanım. Sizi görmek istedim" der. Bu yanıttan sonra kapı açılır. Muhammet içeri alınır. İçerden "Hoşgeldin sefa getirdin, uğur getirdin" diyerek karşılarlar. Hz. Muhammet içerde oluşmuş bir meclis görür. Hatta sayımını da içinden yapar. Tam 39 kişi vardır. Üstelik bu meclis kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Bunların 22'si erkek 17'si kadındır. Muhammet' yer gösterilir. O'da gösterilen yere oturur. Hz. Ali'de meclistedir. Muhammet tesadüfen Ali'nin yanına oturur. Hz. Muhammet sorar. "Size kimler denir?" der. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selman-ı Pak Can Parstadır"denir. "Peki sizin ulunuz, büyüğünüz, küçüğünüz kim" diye sorar Hz. Muhammet. Gelen yanıt şöyle olur: "Bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" denir. Bunun üstüne Muhammet meclisten bunu kendilerine kanıtlamalarını söyler. O sırada Ali kolunu uzatır ve gömleğini sıyırır. İçlerinden biri "destur" diyerek bıçağın ucu ile kolunu hafif kanatır. Kolundan bir damla kan akar. Onu, her can'ın kolundan birer damla kanın gelmesi izler. 40. canın bir damla kanı da pencereden içeri gelir. Bu ise Selman-ı Pak'ın kanıdır. Sonra Hz. Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur. Selman-ı Pak, Parstan dönüşte bir üzüm tanesi getirir. O'nu Hz. Muhammet'e verir ve bölüştürmesini ister. Muhammet erilen kapta üzüm tanesini ezer, çıkan dem meclisteki kadın-erkek canlara dağıtılır. Kırklar üzüm suyunu içerler. Hep birlikte mest olurlar. "Ya Allah" deyip semah dönerler. Hz. Muhammet'te onlara katılır. Büyük bir coşku ile vecd halinde semah dönülürken Hz. Muhammet'in başından sarığı (imamesi) düşer. Kırk parçaya bölünür. Kırklar parçaları bellerine bağlarlar, kemerbest olurlar. Hz. Muhammet, Kırklar Meclisi'ne pirlerini sorar. "Pirimiz Ali'dir" derler. Böylece, Hz. Muhammet, Ali'nin de orada olduğunu öğrenmiş olur. Ali, Hz. Muhammet'in yanına gelir. Hz. Muhammet Ali'nin parmağında, Mirac'a giderken "aslana" verdiği yüzüğü (hatemi) görür. Ali'ye sarılır, O'nu bağrına basar.
 

ARİF

Well-known member
KABİR TAŞIM *​



Bir gövde borcum var toprağa


Verdim borcumu.

Ruhumun toprağa borcu yok benim.

Arama toprakda beni, ben başka yerdeyim.

Toprağım temizdi, temiz teslim ettim borcumu.

Bu kabir ruhumla gövdemin ayrılış yeri.

Burada arama, burda değilim.

Azapda değil, narda değilim.



Sıkıntım kalmadı artık, aç ve yoksul değilim.

Dünyada haksızlık, sefalet, açlık, sıkıntı, dertlerle arkadaş yaşadım.

Şikayet etmedim Rabb'imden, bu nedir diye

Kırklar, yediler, dörtler, üçlerle arkadaş idim.

Hızır'la buluştum, konuştum, dertleştim, dünya yüzünde...

Şikayet etmedim kendi halimden.



Nefsinle uğraşma bu savaş değildir.

Kabirde azabın esası budur.

Bırak nefsini kendi haline.

Uğraşma onunla yakışmaz sana.

Gövde, nefis, ruh başka başkadır.

Yekdiğerine karıştırıp çengelleme onları.

Nefis dünyada kalır, gövde toprakda

Ruh gider aslı olan Rab'bine



Burada arama burda değilim.

Azapda değil, narda değilim.

Sıkıntım kalmadı, aç ve yoksul değilim.

Gövdemi verdim toprağa borçlu değilim.

Nefsimin de derdi dünyada kaldı.

Üzme kendini, ben de senin gibiyim.

Rabb'imin yanında uçar gibiyim.



Dr. Münir Derman
 

efe43

Well-known member
KIRKLAR MECLİSİ

Hz. Muhammet, atı Burak ile bir gece Mirac'a çıkar. Cenab-I Hak ile 90 bin kelam konuşur. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup Hz. Ali'de kalır. Miraç'ta Hz. Muhammet'e; süt, bal ve elma verildiği rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder. Muhammet, Mirac'a çıkarken yoluna bir kükremiş aslan çıkar. Aslan yolunu keser. Gaipten bir ses (nida) gelir. "Parmağındaki yüzüğü aslanın ağzına atması" istenir. Muhammet böyle yapar aslan sakinleşir, yoluna devam eder. Muhammet, Cenab-I Hak ile görüştükten sonra şehre döner. Yolda bir dergâha rastlar. Merak edip gidip kapısını çalar. İçerdeki ses; "Kimsiniz?" der. Muhammet ise; "Ben peygamberim içeriye girmek istiyorum" der. Kapı açılmadan içerden gelen ses; "Peygamberliğini git ümmetine yap. Bizim aramıza peygamber sığmaz" der. Hz. Muhammet kapıdan ayrılıp yürümeye başlayınca gaipten gelen ses ayrılmamasını kapıyı yeniden çalmasını ama yanıtı farklı vermesini söyler. Muhammet yine kapıyı çalar: İçerden yine; "Kimsiniz" diye sorulur. Bu kez Hz. Muhammet; "Bende sizden biriyim. Bir insanım. Sizi görmek istedim" der. Bu yanıttan sonra kapı açılır. Muhammet içeri alınır. İçerden "Hoşgeldin sefa getirdin, uğur getirdin" diyerek karşılarlar. Hz. Muhammet içerde oluşmuş bir meclis görür. Hatta sayımını da içinden yapar. Tam 39 kişi vardır. Üstelik bu meclis kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Bunların 22'si erkek 17'si kadındır. Muhammet' yer gösterilir. O'da gösterilen yere oturur. Hz. Ali'de meclistedir. Muhammet tesadüfen Ali'nin yanına oturur. Hz. Muhammet sorar. "Size kimler denir?" der. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selman-ı Pak Can Parstadır"denir. "Peki sizin ulunuz, büyüğünüz, küçüğünüz kim" diye sorar Hz. Muhammet. Gelen yanıt şöyle olur: "Bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" denir. Bunun üstüne Muhammet meclisten bunu kendilerine kanıtlamalarını söyler. O sırada Ali kolunu uzatır ve gömleğini sıyırır. İçlerinden biri "destur" diyerek bıçağın ucu ile kolunu hafif kanatır. Kolundan bir damla kan akar. Onu, her can'ın kolundan birer damla kanın gelmesi izler. 40. canın bir damla kanı da pencereden içeri gelir. Bu ise Selman-ı Pak'ın kanıdır. Sonra Hz. Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur. Selman-ı Pak, Parstan dönüşte bir üzüm tanesi getirir. O'nu Hz. Muhammet'e verir ve bölüştürmesini ister. Muhammet erilen kapta üzüm tanesini ezer, çıkan dem meclisteki kadın-erkek canlara dağıtılır. Kırklar üzüm suyunu içerler. Hep birlikte mest olurlar. "Ya Allah" deyip semah dönerler. Hz. Muhammet'te onlara katılır. Büyük bir coşku ile vecd halinde semah dönülürken Hz. Muhammet'in başından sarığı (imamesi) düşer. Kırk parçaya bölünür. Kırklar parçaları bellerine bağlarlar, kemerbest olurlar. Hz. Muhammet, Kırklar Meclisi'ne pirlerini sorar. "Pirimiz Ali'dir" derler. Böylece, Hz. Muhammet, Ali'nin de orada olduğunu öğrenmiş olur. Ali, Hz. Muhammet'in yanına gelir. Hz. Muhammet Ali'nin parmağında, Mirac'a giderken "aslana" verdiği yüzüğü (hatemi) görür. Ali'ye sarılır, O'nu bağrına basar.

bana hz ali efendimiz kırklara girecek ve efendimiz sonra öğrenecek birde yazıdaki uslüp biraz efendimizin sadece isminin zikredilmesi falan acayip geldi doğrusu bilen varsa paylaşırsa sevinirim...:confused::confused::confused::confused::confused::eek:
 

ARİF

Well-known member
bana hz ali efendimiz kırklara girecek ve efendimiz sonra öğrenecek birde yazıdaki uslüp biraz efendimizin sadece isminin zikredilmesi falan acayip geldi doğrusu bilen varsa paylaşırsa sevinirim...:confused::confused::confused::confused::confused::eek:

konuyu bilmiyorum ama efendimiz(sav)den bahsederken salavatı şerife getirmek lazım elbetteki ve arkadaşınızdan bahseder gibi değilde efendimiz diyoruz ve layıkı vechiyle bahsetmek ,yazmak lazım (s.a.v).


Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatı üzerine yemin etmiş, yüce ismini, onun ismiyle birlikte zikretmiş ve zatı uluhiyyesine imanı, onun nübüvvetine iman şartına bağlamıştır. Huzurunda seslerin yükselmesine razı olmamış, mübarek isminin sıradan bir isim gibi zikredilmesini istememiş, bütün bunlara ilaveten kendisinin ve meleklerinin onu yad ile çokça salat ü selam ettiklerini bildirerek Ümmet-i Muhammedin de aynı şekilde ona bol bol salat ü selam getirmelerini ferman eylemiştir.
 

mihrimah

Talebe
konuyu bilmiyorum ama efendimiz(sav)den bahsederken salavatı şerife getirmek lazım elbetteki ve arkadaşınızdan bahseder gibi değilde efendimiz diyoruz ve layıkı vechiyle bahsetmek ,yazmak lazım (s.a.v).


Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatı üzerine yemin etmiş, yüce ismini, onun ismiyle birlikte zikretmiş ve zatı uluhiyyesine imanı, onun nübüvvetine iman şartına bağlamıştır. Huzurunda seslerin yükselmesine razı olmamış, mübarek isminin sıradan bir isim gibi zikredilmesini istememiş, bütün bunlara ilaveten kendisinin ve meleklerinin onu yad ile çokça salat ü selam ettiklerini bildirerek Ümmet-i Muhammedin de aynı şekilde ona bol bol salat ü selam getirmelerini ferman eylemiştir.

Bu konuda hocamız buyuruyor ki;

Günümüzde bazı şeyler bilindi, bazı şeyler öğrenildi, bazı kaynaklara inildi fakat ahlakın, saygının kaynağına inilemedi. Orada yüzeysel kalındı.
O insanlığın iftihar tablosu....Öyle bir ZAT'a karşı yalın, çıplak, sığ bir ifade kullnanılması doğru değil ki. O bizim çizgimizde biri değildir. O'nu cenab-ı HAKkın kendisine bahşettiği değerler üstü değerlerle yad edebilecek ifadelerle süsleyip bezeyip anlatmak lazım. Bir sevdiğinize bir şey armağan ederken onu nelere sarıyorsunuz.İnsanlığın iftihar tablosunu insanlara sunarken her gün yeni bir kelime ile, orjinaltenin o ruhlarda uyarabileceği heyecanı uyarmak üzere, O'nu öyle anmak lazım ki O'nun hakkında hiçbirşey söylemeden bile söylediğiniz o sözler onda bir heyecan uyarmalı.Sizin onunla irtibatınızı kavi tutma adına, birnevi bırakılmış adrestir....
Biz Efendimiz (sav) saygılı olmakla kendi saygınlımız adına birşeyler yapıyoruz,bunlar ötede bir kıymet verilmesi bir değere bağlanması adına atılmış birer adımlardır.

M.Fethullah GÜLEN
 

efe43

Well-known member
Bu konuda hocamız buyuruyor ki;

Günümüzde bazı şeyler bilindi, bazı şeyler öğrenildi, bazı kaynaklara inildi fakat ahlakın, saygının kaynağına inilemedi. Orada yüzeysel kalındı.
O insanlığın iftihar tablosu....Öyle bir ZAT'a karşı yalın, çıplak, sığ bir ifade kullnanılması doğru değil ki. O bizim çizgimizde biri değildir. O'nu cenab-ı HAKkın kendisine bahşettiği değerler üstü değerlerle yad edebilecek ifadelerle süsleyip bezeyip anlatmak lazım. Bir sevdiğinize bir şey armağan ederken onu nelere sarıyorsunuz.İnsanlığın iftihar tablosunu insanlara sunarken her gün yeni bir kelime ile, orjinaltenin o ruhlarda uyarabileceği heyecanı uyarmak üzere, O'nu öyle anmak lazım ki O'nun hakkında hiçbirşey söylemeden bile söylediğiniz o sözler onda bir heyecan uyarmalı.Sizin onunla irtibatınızı kavi tutma adına, birnevi bırakılmış adrestir....
Biz Efendimiz (sav) saygılı olmakla kendi saygınlımız adına birşeyler yapıyoruz,bunlar ötede bir kıymet verilmesi bir değere bağlanması adına atılmış birer adımlardır.

M.Fethullah GÜLEN

arif hocamda aynı parellde yazmış niye ondan alıntı yaptınız ki anlamadım?
yani siz ve o 2 nizde tasvip etmemişsiniz ALLAH razı olsun cümlenizden...
 

mihrimah

Talebe
arif hocamda aynı parellde yazmış niye ondan alıntı yaptınız ki anlamadım?
yani siz ve o 2 nizde tasvip etmemişsiniz ALLAH razı olsun cümlenizden...

Allah razı olsun sizden

Onu tasvip ettiğimin göstergesi sizinde ima ettiğiniz gibi. Şimdi en yakın olarak hocamızı takip ediyoruz inş. Bunun için onun bu konudaki görüşlerini beyan ettim. Sizinle herhangi bir tenakuz içinde değilim, olamamda...Zannedersem yanlış anlamara vesile olmuş.
 

efe43

Well-known member
Allah razı olsun sizden

Onu tasvip ettiğimin göstergesi sizinde ima ettiğiniz gibi. Şimdi en yakın olarak hocamızı takip ediyoruz inş. Bunun için onun bu konudaki görüşlerini beyan ettim. Sizinle herhangi bir tenakuz içinde değilim, olamamda...Zannedersem yanlış anlamara vesile olmuş.

est. bende öyle anladım zaten hocaefendi hassasiyeti arif hocamında bizimde çoktur o ne demişse bizde onu takip ederiz ALLAH ondan ve hizmetlerinden razı olsun. sizlerdende inş. şimdi daha hoş oldu bazı yanlış anlaşılmaları engelemiş olduk hakkınızı helal edin mihrimah hocam:)
 
Üst