topraktoprak
Talebe
Korku ve ümit bir kuşun iki kanadı veya trenin iki rayı gibidir. Korku göstermede, ümit etmede dengeli davranmalı ve aşırılığa da yer verilmemelidir. İnsan korku ve ümit arasında yaşar. Korku kamçı, ümit gem gibidir. Korku ibadete etmeye, güzel işler yapmaya sevk eder. Ümit günahlardan uzaklaşmaya, kötü işlerden el çekmeye yol açar. Allah (cc)’ın azabına uğrama düşüncesi korkutur, nimetine kavuşacağı ise ümitlendirir.
İnsanın başına gelmesini istemediği duygu ve endişelere korku deniyor. Ama atalarımız “korkunun ecele faydası yok” demiştir. İnsanoğlu genelde yırtıcı hayvanlardan, hastalıktan, fakirlikten, açlıktan ve ölümden korkuyor. Ancak, vesilelere tutunan, kulluk bilincine sahip kişiler kıyametin dehşetinden, layıkıyla Allah’a kulluk edememekten, cehennem azabından korkarlar ve kendilerini ümitle dengelerler.
İnsanın elde etmek istediği ve gönlünün arzuladıklarına da ümit deniyor. Güzel davranışlar, gözüyaşlı tevbeler sonucu ümidimizin odak noktası Cenab’ı Allah’ın rızasını kazanmaktır. Ümit, rahmet kaynağını hatırlamak kalbde sevincin doğmasına, rahatlamasına ve huzura kavuşmasına yol açmaktır. Ama, korku olgusu denge unsuru olmaya yardım eder. Kalbinde manevi hastalık olanlar, Allah’ın rahmetinden ümit kesenler, inkar bataklığına düşebilir veya intihara tevessül edebilirler.
KORKU ve ÜMİT İMANDANDIR.
Allah (cc) korkusu dünyevi korkularla karıştırılmamalıdır. Saygıdan kaynaklanan Allah (cc) korkusu kulluğumuzu ve acizliğimizi hatırlatan, tevbe ettiren ve ümidi arttıran unsur olmalıdır. Dünyada çok çeşitli korkular edinen eşrefi mahlukat olan insan böylece özgürlüğüne kavuşmuş olur.
(*)-“Rabb’lerine korku ve ümitle dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Secde:16)
(*)-“Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın. O’na korkarak ve ümitle dua edin. Doğrusu Allah’ın rahmeti, iyilik yapanlara pek yakındır.” (Araf:56)
(*)-"Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Şüphesiz ki Allah bütün günahları affeder. Çünkü o çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir. " (Zümer:53)
(*)-“Ey iman edenler! Allah’dan nasıl korkup, sakınmak gerekiyorsa öylece korkup, sakının ve siz ancak müslüman olmaktan başka bir inanç üzerine ölmeyin.” (Al’i İmran:102)
(*)-“Kalbinde zerre kadar imanı olan, ebedi kalmak üzere ateşe girmez.” (Hadis’i Şerif)
(*)-“Müminin kalbi Allah korkusundan ürperdiği zaman, ağaçtan yapraklar döküldüğü gibi günahları dökülüverir.” (Hadis’i Şerif)
(*)-“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır. / Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” (Mehmet Akif Ersoy)
Tercihini İslam’dan yana koyanlara açık ve net bir çağrıdır bu kutlu mesajlar. Herhalde yukarıdaki kutlu sözler ifadelerimizi pekiştirmiş olmalıdır. “Allah’dan ümit kesilmez” ve “Allah’dan kork” deyimleri bizim kültürümüzün güzel bir yaklaşımıdır. Korku ve ümitimandandır. Kur’an’ı Kerim’de ayrıca, “Ey iman edenler! Allah’dan korkun” diye başlayan (Tevbe:119, Maide:35 gibi) Ayet’i Kerime’ler de vardır.
KORKUNUN ÜÇ DERECESİ:
1)- Allah’dan korkmak; (havf) imanın şartlarındandır ve farzdır.
(*)- “O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz, benden korkun. (Âl-i İmrân:175)
2)- Allah’dan korkmak; (haşyet) ilmin şartlarındandır.
(*)- “İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. (Fâtır: 28)
3)- Allah’dan korkmak; (heybet) takvanın ve marifetin şartlarındandır.
(*)- “Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız için uyarmaktadır. Dönüş Allah’adır. (Âl-i İmrân: 28)
GÖKYÜZÜNÜN YILDIZLARI
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Huzeyfe (r.a.) ile bazı geceleri sohbet ederlerdi. Efendimiz (s.a.v.) bir gün Medine’deki münafıkların toplam listesini sırdaşı gördüğü Hz. Huzeyfe (r.a.)’ye vermiş ve bu münafıkların vefat edince cenaze namazlarının da kılınmamasını istemişti. Bu listeden haberi olan ve endişelenen Hz. Ömer (r.a.) “Ey Huzeyfe! Acaba bu münafıkların listesinde benim de adım var mı?” diye sorar.
O anda Huzeyfe Hazretleri (r.a.), Efendimiz (s.a.v.)’in, “Benden sonra bir nebi gelse, Ömer gelirdi. Ömer, Cennet ehlinin kandilidir.” övgüsüne mazhar olan bu kutlu insanın hassasiyetinden dolayı hıçkıra, hıçkıra ağlamaya başlar. Bununu üzerine Hz. Ömer (r.a.) de kendi iç muhasebesinin verdiği kaygıyla, “Acaba benim o listede ismim var mı?” diye O da başlar gözyaşı dökmeye. İşte korku ile ümidin birleştiği nokta.
Hz Ömer bin Hattab (ra)’ın beyinleri çatlatan, kalbleri ürperten çarpıcı bir özdeyişi; “Bütün insanların Cehennem’e bir kişinin Cennet’e gireceğini söyleseler, umarım ki o bir kişi ben olurum. Aksine bütün insanların Cennet’e bir kişinin Cehennem’e gideceğini söyleseler, korkarım ki o kişi ben olurum.”
CAHİL CESUR OLUR.
(*)- “And olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. (Bakara:155)
(*)- “Ümmetimin arasında fitne, fesat yayıldığı zaman, sünnetime sarılana yüz şehid sevabı vardır. (Hadis’i Şerif)
Ne mutlu, iman ve hidayet üzere olanlara. Ne mutlu, korku (havf) ile ümit ‘reca) arasındaki ince çizgide durabilip de ve en büyük sınavı kazanan bahtiyarlara.
Hamd olsun, alemlerin Rabb’ı olan Cenab’ı Allah’a…
Alıntı Mehmet Ali Biçer
İnsanın başına gelmesini istemediği duygu ve endişelere korku deniyor. Ama atalarımız “korkunun ecele faydası yok” demiştir. İnsanoğlu genelde yırtıcı hayvanlardan, hastalıktan, fakirlikten, açlıktan ve ölümden korkuyor. Ancak, vesilelere tutunan, kulluk bilincine sahip kişiler kıyametin dehşetinden, layıkıyla Allah’a kulluk edememekten, cehennem azabından korkarlar ve kendilerini ümitle dengelerler.
İnsanın elde etmek istediği ve gönlünün arzuladıklarına da ümit deniyor. Güzel davranışlar, gözüyaşlı tevbeler sonucu ümidimizin odak noktası Cenab’ı Allah’ın rızasını kazanmaktır. Ümit, rahmet kaynağını hatırlamak kalbde sevincin doğmasına, rahatlamasına ve huzura kavuşmasına yol açmaktır. Ama, korku olgusu denge unsuru olmaya yardım eder. Kalbinde manevi hastalık olanlar, Allah’ın rahmetinden ümit kesenler, inkar bataklığına düşebilir veya intihara tevessül edebilirler.
KORKU ve ÜMİT İMANDANDIR.
Allah (cc) korkusu dünyevi korkularla karıştırılmamalıdır. Saygıdan kaynaklanan Allah (cc) korkusu kulluğumuzu ve acizliğimizi hatırlatan, tevbe ettiren ve ümidi arttıran unsur olmalıdır. Dünyada çok çeşitli korkular edinen eşrefi mahlukat olan insan böylece özgürlüğüne kavuşmuş olur.
(*)-“Rabb’lerine korku ve ümitle dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Secde:16)
(*)-“Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın. O’na korkarak ve ümitle dua edin. Doğrusu Allah’ın rahmeti, iyilik yapanlara pek yakındır.” (Araf:56)
(*)-"Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Şüphesiz ki Allah bütün günahları affeder. Çünkü o çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir. " (Zümer:53)
(*)-“Ey iman edenler! Allah’dan nasıl korkup, sakınmak gerekiyorsa öylece korkup, sakının ve siz ancak müslüman olmaktan başka bir inanç üzerine ölmeyin.” (Al’i İmran:102)
(*)-“Kalbinde zerre kadar imanı olan, ebedi kalmak üzere ateşe girmez.” (Hadis’i Şerif)
(*)-“Müminin kalbi Allah korkusundan ürperdiği zaman, ağaçtan yapraklar döküldüğü gibi günahları dökülüverir.” (Hadis’i Şerif)
(*)-“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır. / Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” (Mehmet Akif Ersoy)
Tercihini İslam’dan yana koyanlara açık ve net bir çağrıdır bu kutlu mesajlar. Herhalde yukarıdaki kutlu sözler ifadelerimizi pekiştirmiş olmalıdır. “Allah’dan ümit kesilmez” ve “Allah’dan kork” deyimleri bizim kültürümüzün güzel bir yaklaşımıdır. Korku ve ümitimandandır. Kur’an’ı Kerim’de ayrıca, “Ey iman edenler! Allah’dan korkun” diye başlayan (Tevbe:119, Maide:35 gibi) Ayet’i Kerime’ler de vardır.
KORKUNUN ÜÇ DERECESİ:
1)- Allah’dan korkmak; (havf) imanın şartlarındandır ve farzdır.
(*)- “O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz, benden korkun. (Âl-i İmrân:175)
2)- Allah’dan korkmak; (haşyet) ilmin şartlarındandır.
(*)- “İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. (Fâtır: 28)
3)- Allah’dan korkmak; (heybet) takvanın ve marifetin şartlarındandır.
(*)- “Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız için uyarmaktadır. Dönüş Allah’adır. (Âl-i İmrân: 28)
GÖKYÜZÜNÜN YILDIZLARI
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Huzeyfe (r.a.) ile bazı geceleri sohbet ederlerdi. Efendimiz (s.a.v.) bir gün Medine’deki münafıkların toplam listesini sırdaşı gördüğü Hz. Huzeyfe (r.a.)’ye vermiş ve bu münafıkların vefat edince cenaze namazlarının da kılınmamasını istemişti. Bu listeden haberi olan ve endişelenen Hz. Ömer (r.a.) “Ey Huzeyfe! Acaba bu münafıkların listesinde benim de adım var mı?” diye sorar.
O anda Huzeyfe Hazretleri (r.a.), Efendimiz (s.a.v.)’in, “Benden sonra bir nebi gelse, Ömer gelirdi. Ömer, Cennet ehlinin kandilidir.” övgüsüne mazhar olan bu kutlu insanın hassasiyetinden dolayı hıçkıra, hıçkıra ağlamaya başlar. Bununu üzerine Hz. Ömer (r.a.) de kendi iç muhasebesinin verdiği kaygıyla, “Acaba benim o listede ismim var mı?” diye O da başlar gözyaşı dökmeye. İşte korku ile ümidin birleştiği nokta.
Hz Ömer bin Hattab (ra)’ın beyinleri çatlatan, kalbleri ürperten çarpıcı bir özdeyişi; “Bütün insanların Cehennem’e bir kişinin Cennet’e gireceğini söyleseler, umarım ki o bir kişi ben olurum. Aksine bütün insanların Cennet’e bir kişinin Cehennem’e gideceğini söyleseler, korkarım ki o kişi ben olurum.”
CAHİL CESUR OLUR.
(*)- “And olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. (Bakara:155)
(*)- “Ümmetimin arasında fitne, fesat yayıldığı zaman, sünnetime sarılana yüz şehid sevabı vardır. (Hadis’i Şerif)
Ne mutlu, iman ve hidayet üzere olanlara. Ne mutlu, korku (havf) ile ümit ‘reca) arasındaki ince çizgide durabilip de ve en büyük sınavı kazanan bahtiyarlara.
Hamd olsun, alemlerin Rabb’ı olan Cenab’ı Allah’a…
Alıntı Mehmet Ali Biçer