FaKiR
Meþveret Bþk.
----------------------------------
Türkü söyler gibi konuşur küçük hanım
Dağılır yüzüne saçları
Gelincikler gibi taze ve güzel
Serçeler gibi uçarı
Çıksa sokağa biraz, sevdalıları
Dolaşır solunda sağında
Kolay kolay beğenmez kimseleri
Ufacık burnu Kaf Dağında
Sıcaktan soğuğa girmez elleri
Bin türlü işve, bin türlü naz
Yormaz gözlerini küçük hanım
Gazete bile okumaz
Moda dergilerinde bulur kendini
En pahalı kumaşları düşünür
Yaşamak: giyinmek demekmiş onca
Mutluluk: yaprakları pırlantadan bir güldür.
Birşey anlatılsa Anadolu’dan
Birden değişir yüzü
Melodileri yarım kalır dudaklarında
Ne oyunumuzu sever, ne türkümüzü
Bir beyaz martı gibi çırpınır durur
Denizin koynunda her yaz
Hani İstanbul olmasa, altın kumlar olmasa
Dünyada yaşayamaz.
Y. B. BAKİLER
KÜÇÜK HANIMIN HAYALLERİ
Uzanır yatağına yorgun
Gülümser gözleri kapalı…
Boğaz’da iki katlı bir ev düşünür,
Güvercinler gibi beyaz bir yalı
Palmiye ağaçları olmalı bahçesinde
Çiçeklerin bin türlüsü açmalı
Denizinde motor, kapısında araba
Biner binmez uçmalı..
Denizinde motor, kapısında araba
Biner binmez uçmalı..
Antika mobilyalar geçirir sonra aklından
Kuştüyünden yataklar…
İpek acem halıları odalarında
Sofrasında altın çatal bıçaklar…
Kuştüyünden yataklar…
İpek acem halıları odalarında
Sofrasında altın çatal bıçaklar…
İster ki, aşçıları, hizmetçileri bile
Su içsin altın kupadan.
El pembe- gül pembe çocuklarına
Dadılar gelsin Avrupa’dan.
Su içsin altın kupadan.
El pembe- gül pembe çocuklarına
Dadılar gelsin Avrupa’dan.
Ve sonra çocukları: biri oğlan, biri kız
Şirin mi şirin, can mı can
Kocası dünyalar kadar zengin,
Tunç heykeller gibi yakışıklı her zaman.
Şirin mi şirin, can mı can
Kocası dünyalar kadar zengin,
Tunç heykeller gibi yakışıklı her zaman.
Y. B. BAKİLER
--------------------KÜÇÜK HANIMIN KADERİ
Ve nihayet evlendi küçük hanım
Güzelim yüzünde çizgi çizgi gam
Kocası ne zengin, ne halden anlar biri
Üstelik çirkin ve kaba bir adam.
Güzelim yüzünde çizgi çizgi gam
Kocası ne zengin, ne halden anlar biri
Üstelik çirkin ve kaba bir adam.
Evleri şimdi doğunun yoksul bir şehrindedir
Ne dağlar yol verir, ne ırmaklar su
Kalın kara bıyıklı, kara mavzerli adamlar
Kurmuşlar dağların başında pusu…
Ne dağlar yol verir, ne ırmaklar su
Kalın kara bıyıklı, kara mavzerli adamlar
Kurmuşlar dağların başında pusu…
Öksüz bir ceylan gibi her akşam
Odadan odaya dolaşıp durur
Pencereden baksa bir yer görünmez,
Sokağa çıksa söz olur…
Odadan odaya dolaşıp durur
Pencereden baksa bir yer görünmez,
Sokağa çıksa söz olur…
Kör kandiller gibi yanar elektrikler
Sokaklarda çirkin köpekler ulur
Gece şehir kulübüne gider kocası
Küçük hanım odasında yapayalnız oturur….
Sokaklarda çirkin köpekler ulur
Gece şehir kulübüne gider kocası
Küçük hanım odasında yapayalnız oturur….
Büzülür korkudan bir köşeye çaresiz
Eski hayalleri bir bir uzaklardan el eder.
İstanbul’u düşünür, altın kumları düşünür
Sonra bel vermez dağları, yol vermez ırmakları
Eski hayalleri bir bir uzaklardan el eder.
İstanbul’u düşünür, altın kumları düşünür
Sonra bel vermez dağları, yol vermez ırmakları
Kalın kara bıyıklı adamları düşünür…
Batar avuçlarına sedef tırnakları
Birşey kopar içinden, bir bilinmez yerinden
Nemli bulutlar geçer güzelim gözlerinden
Batar avuçlarına sedef tırnakları
Birşey kopar içinden, bir bilinmez yerinden
Nemli bulutlar geçer güzelim gözlerinden
Ah bu kader demeyin kısmet demeyin
Anlatılamaz şimdi küçük hanımın derdi
Her kuş dengiyle uçardı, böyle olmazdı
Küçük hanımlar bilselerdi…….
Anlatılamaz şimdi küçük hanımın derdi
Her kuş dengiyle uçardı, böyle olmazdı
Küçük hanımlar bilselerdi…….
Y. B. BAKİLER