Kur'an-ı Kerim'den Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki), dünya sevabı da, ahiret sevabı
Kur'an-ı Kerim'den
Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki), dünya sevabı da, ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
"Nisâ Sûresi 134. Ayet Meali
Allah Resulü'nden (ASM)...
İbni Abbas'tan (r.a.) rivayetle:
Size verdiği nimetlerin çokluğu sebebiyle Allah'ı sevin. Allah uğruna sevgi sebebiyle beni sevin. Ben kendilerini sevdiğim için de Ehl-i Beytimi sevin.
Hadis-i Şerif Meali - Camiü's-sağir, 224
Risale-i Nur Külliyatı'ndan
Yeryüzünü bir sofra-i nimet yapmış ki, her bahar mevsiminde, üç yüz bin envâ-ı masnûatıyla tezyin ediyor. Had ve hesaba gelmez envâ-ı ihsânâtıyla dolduruyor. Öyle bir tarzda ki, nihayet ihtilât içinde ve karışmış oldukları halde, nihayet derecede imtiyaz ve farkla birbirlerinden ayrılıyor. Başka cihetleri buna kıyas et. Nasıl böyle bir sarayın Sâniinden gaflet edilebilir?
Hem nasıl ki bulutsuz gündüz ortasında güneşin deniz yüzünde, bütün kabarcıklar üstünde ve karada bütün parlak şeylerde ve karın bütün parçalarında cilvesi göründüğü ve aksi müşahede edildiği halde güneşi inkâr etmek ne derece acip bir divanelik hezeyanıdır. Çünkü, o vakit birtek güneşi inkâr ve kabul etmemekle, katarat sayısınca, kabarcıklar miktarınca, parçalar adedince hakikî ve bil’asâle güneşçikleri kabul etmek lâzım geliyor. Her zerrecikte ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi; aynen öyle de, şu sıravâri içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelâli evsâf-ı kemâliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalâlet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır. Zira herşeyde, hattâ herbir zerrede bir ulûhiyet-i mutlaka kabul etmek lâzımdır. Tamamı
Sözler | Onuncu Söz | Mukaddime
Esma-ül Hüsna
El-Evvel: Başlangıcı olmadığı gibi, bütün varlıkların başlangıcı da Onun ilim ve kudretine bağlı olan; herşeyin ilk hali ve aslı Onun ezelî ilminin düsturlarıyla tanzim edilen.
El-Âhir: Sonu olmayan, herşeyden sonra varlığı devam eden; bütün varlıkların neticesi kendisine bakan ve Ona dönecek olan; herşeyin son noktası, nesli, geleceği ve neticesi Onun emir ve kudretiyle tanzim edilen. Cevşen-ül Kebir'den...
Ey kendisine sığınmak isteyenleri koruyan,
Ey kendisinden merhamet isteyenlere merhamet eden,
Ey kendisinden yardım isteyenlere yardım eden,
Ey korunmak isteyenleri muhafaza eden,
Ey kendisinden ikram isteyenlere ikram eden,
Ey kendisinden irşad edilmeyi isteyenleri irşad eden,
Ey kendisinden inâyet isteyenlere inâyet eden,
Ey kendisinden imdat isteyenlere imdat eden,
Ey feryat edenlerin feryâdına koşan,
Ey kendisinden mağfiret isteyenleri bağışlayan,
Bütün kusurlardan uzaksın. Senden başka ilâh yok. Affet bizi. Bizi Cehennemden kurtar.
Kur'an-ı Kerim'den
Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki), dünya sevabı da, ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
"Nisâ Sûresi 134. Ayet Meali
Allah Resulü'nden (ASM)...
İbni Abbas'tan (r.a.) rivayetle:
Size verdiği nimetlerin çokluğu sebebiyle Allah'ı sevin. Allah uğruna sevgi sebebiyle beni sevin. Ben kendilerini sevdiğim için de Ehl-i Beytimi sevin.
Hadis-i Şerif Meali - Camiü's-sağir, 224
Risale-i Nur Külliyatı'ndan
Yeryüzünü bir sofra-i nimet yapmış ki, her bahar mevsiminde, üç yüz bin envâ-ı masnûatıyla tezyin ediyor. Had ve hesaba gelmez envâ-ı ihsânâtıyla dolduruyor. Öyle bir tarzda ki, nihayet ihtilât içinde ve karışmış oldukları halde, nihayet derecede imtiyaz ve farkla birbirlerinden ayrılıyor. Başka cihetleri buna kıyas et. Nasıl böyle bir sarayın Sâniinden gaflet edilebilir?
Hem nasıl ki bulutsuz gündüz ortasında güneşin deniz yüzünde, bütün kabarcıklar üstünde ve karada bütün parlak şeylerde ve karın bütün parçalarında cilvesi göründüğü ve aksi müşahede edildiği halde güneşi inkâr etmek ne derece acip bir divanelik hezeyanıdır. Çünkü, o vakit birtek güneşi inkâr ve kabul etmemekle, katarat sayısınca, kabarcıklar miktarınca, parçalar adedince hakikî ve bil’asâle güneşçikleri kabul etmek lâzım geliyor. Her zerrecikte ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi; aynen öyle de, şu sıravâri içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelâli evsâf-ı kemâliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalâlet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır. Zira herşeyde, hattâ herbir zerrede bir ulûhiyet-i mutlaka kabul etmek lâzımdır. Tamamı
Sözler | Onuncu Söz | Mukaddime
Esma-ül Hüsna
El-Evvel: Başlangıcı olmadığı gibi, bütün varlıkların başlangıcı da Onun ilim ve kudretine bağlı olan; herşeyin ilk hali ve aslı Onun ezelî ilminin düsturlarıyla tanzim edilen.
El-Âhir: Sonu olmayan, herşeyden sonra varlığı devam eden; bütün varlıkların neticesi kendisine bakan ve Ona dönecek olan; herşeyin son noktası, nesli, geleceği ve neticesi Onun emir ve kudretiyle tanzim edilen. Cevşen-ül Kebir'den...
Ey kendisine sığınmak isteyenleri koruyan,
Ey kendisinden merhamet isteyenlere merhamet eden,
Ey kendisinden yardım isteyenlere yardım eden,
Ey korunmak isteyenleri muhafaza eden,
Ey kendisinden ikram isteyenlere ikram eden,
Ey kendisinden irşad edilmeyi isteyenleri irşad eden,
Ey kendisinden inâyet isteyenlere inâyet eden,
Ey kendisinden imdat isteyenlere imdat eden,
Ey feryat edenlerin feryâdına koşan,
Ey kendisinden mağfiret isteyenleri bağışlayan,
Bütün kusurlardan uzaksın. Senden başka ilâh yok. Affet bizi. Bizi Cehennemden kurtar.