Kur'an-ı Kerim'den Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeyl
Kur'an-ı Kerim'den
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
"Tûr Sûresi 17-18 Ayet Mealleri"
Allah Resulü'nden (ASM)...
İbni Ömer'den (r.a.) rivayetle:
Biriniz öldüğünde Cennet ehlinden ise Cennetteki yeri, Cehennem ehlinden ise Cehennemdeki yeri sabah akşam kendisine gösterilir. Ve kendisine şöyle denilir: "Burası Kıyamette Allah'ın seni göndereceği yerindir."
Hadis-i Şerif Meali - Camiü's-sağir, 851
Risale-i Nur Külliyatı'ndan
Hem her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir cenneti dahi kendi hanesidir. Eğer iman-ı âhiret o hanenin saadetinde hükmetmezse, o aile efradı, herbiri şefkat ve muhabbet ve alâkadarlığı derecesinde elîm endişeler ve azaplar çeker. O cenneti, cehenneme döner veyahut muvakkat eğlenceler ve sefahetlerle aklını tenvim edip uyutur. Devekuşu gibi avcıyı görür, kaçamıyor, uçamıyor. Başını kuma sokar, tâ görünmesin. Başını gaflete sokar, tâ ölüm ve zevâl ve firak onu görmesin. Divanece, muvakkat iptal-i his nev’inden bir çare bulur. Çünkü, meselâ valide, ruhunu feda ettiği evlâdını daima tehlikelere mâruz gördükçe titrer. Ve pederini ve kardeşini eksik olmayan belâlardan kurtaramayan evlâtlar, daim bir keder, bir korkaklık hisseder. Buna kıyasen, bu dağdağalı, kararsız hayat-ı dünyeviyede, o mes’ut zannedilen aile hayatı çok cihetlerle saadetini kaybeder. Ve kısacık bir hayattaki münasebet ve karâbet dahi, hakiki sadakati ve samimî ihlâsı ve garazsız bir hizmeti ve muhabbeti vermez. Ahlâk o nisbette küçülür, belki sukut eder. Tamamı
(11. Şuâ - Meyve Risalesi) | 8. Meselenin Bir Hülâsası
Esma-ül Hüsna
El-Muntakim: Emir ve yasaklarına karşı gelenleri, helâl dairenin dışına taşanları cezalandıran; din düşmanlarına, hakkı alçaltmak için çalışanları er veya geç, hatır ve hayale gelmez felâketlerle perişan eden.
El-Afuvv: Günahları silen, çok affeden ve affetmeyi seven Cevşen-ül Kebir'den...
Allah’ım! Senden şu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum:
Ey isimlerinde, sıfatlarında ve fiillerinde ortağı olmayan Vâhid,
Ey istediğini bulan Vâcid,
Ey her yerde hâzır ve nâzır olan Şâhid,
Ey sonsuz şan ve yücelik sahibi Mâcid,
Ey bütün işlerini ezelî hikmetine göre neticeye ulaştıran Râşid,
Ey peygamberler gönderen ve ölüleri dirilten Bâis,
Ey bütün mülk ve servetlerin hakiki sahibi Vâris,
Ey hikmeti gereği elem ve zarar verici şeyleri yaratan Dârr,
Ey hayır ve menfaatli şeyleri yaratan Nâfi,
Ey kullarına hidayet veren Hâdi,
Bütün kusurlardan uzaksın. Senden başka ilâh yok. Affet bizi. Bizi Cehennemden kurtar.
Kur'an-ı Kerim'den
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
"Tûr Sûresi 17-18 Ayet Mealleri"
Allah Resulü'nden (ASM)...
İbni Ömer'den (r.a.) rivayetle:
Biriniz öldüğünde Cennet ehlinden ise Cennetteki yeri, Cehennem ehlinden ise Cehennemdeki yeri sabah akşam kendisine gösterilir. Ve kendisine şöyle denilir: "Burası Kıyamette Allah'ın seni göndereceği yerindir."
Hadis-i Şerif Meali - Camiü's-sağir, 851
Risale-i Nur Külliyatı'ndan
Hem her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir cenneti dahi kendi hanesidir. Eğer iman-ı âhiret o hanenin saadetinde hükmetmezse, o aile efradı, herbiri şefkat ve muhabbet ve alâkadarlığı derecesinde elîm endişeler ve azaplar çeker. O cenneti, cehenneme döner veyahut muvakkat eğlenceler ve sefahetlerle aklını tenvim edip uyutur. Devekuşu gibi avcıyı görür, kaçamıyor, uçamıyor. Başını kuma sokar, tâ görünmesin. Başını gaflete sokar, tâ ölüm ve zevâl ve firak onu görmesin. Divanece, muvakkat iptal-i his nev’inden bir çare bulur. Çünkü, meselâ valide, ruhunu feda ettiği evlâdını daima tehlikelere mâruz gördükçe titrer. Ve pederini ve kardeşini eksik olmayan belâlardan kurtaramayan evlâtlar, daim bir keder, bir korkaklık hisseder. Buna kıyasen, bu dağdağalı, kararsız hayat-ı dünyeviyede, o mes’ut zannedilen aile hayatı çok cihetlerle saadetini kaybeder. Ve kısacık bir hayattaki münasebet ve karâbet dahi, hakiki sadakati ve samimî ihlâsı ve garazsız bir hizmeti ve muhabbeti vermez. Ahlâk o nisbette küçülür, belki sukut eder. Tamamı
(11. Şuâ - Meyve Risalesi) | 8. Meselenin Bir Hülâsası
Esma-ül Hüsna
El-Muntakim: Emir ve yasaklarına karşı gelenleri, helâl dairenin dışına taşanları cezalandıran; din düşmanlarına, hakkı alçaltmak için çalışanları er veya geç, hatır ve hayale gelmez felâketlerle perişan eden.
El-Afuvv: Günahları silen, çok affeden ve affetmeyi seven Cevşen-ül Kebir'den...
Allah’ım! Senden şu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum:
Ey isimlerinde, sıfatlarında ve fiillerinde ortağı olmayan Vâhid,
Ey istediğini bulan Vâcid,
Ey her yerde hâzır ve nâzır olan Şâhid,
Ey sonsuz şan ve yücelik sahibi Mâcid,
Ey bütün işlerini ezelî hikmetine göre neticeye ulaştıran Râşid,
Ey peygamberler gönderen ve ölüleri dirilten Bâis,
Ey bütün mülk ve servetlerin hakiki sahibi Vâris,
Ey hikmeti gereği elem ve zarar verici şeyleri yaratan Dârr,
Ey hayır ve menfaatli şeyleri yaratan Nâfi,
Ey kullarına hidayet veren Hâdi,
Bütün kusurlardan uzaksın. Senden başka ilâh yok. Affet bizi. Bizi Cehennemden kurtar.