Re: Üşüyorum
Tarih: 28 Mart 2009 Cumartesi
(Muhsin Reisin Aziz Hatırasına)
Bir çığ düşer dağlarda.
Bir feryat yükselir ulu çınarlarda.
Alperenler diyarında gam var.
Alperenlerin bağrında hançer...
Ve yanık bir ses yükselir; ey ulu çınarlar dallarınız nerde.
Sizde mi fırtınaya yenik düştünüz.
Sizde mi üşüyorsunuz
* * *
Zamanımıydı be reis.
Daha yeni yeni darbecilerden hesap soracaktık.
Daha yeni yeni jakoben bir zihniyetten kurtulacaktık.
Firavundan kalma bir tahakküm son bulacaktı.
Ebucehiller zamana yenik düşeceklerdi.
Gitmeyecektin be reis!
* * *
Siyaset kirliydi be reis.
Sen siyaseti temizlemek istemiştin.
Sen dava adamıydın, sen bir irade adamıydın.
Sana hep uzaktan bakardım.
Senin varlığın bana hem heyecan hem de cesaret veriyordu.
12 Eylül silindirinin geçtiği bozkırlarda altında ezilmeyen tek nevruz çiçeği gibiydin.
5,5 yıl 12 Eylül’ün hücrelerinde çile doldurdun.
Her kes parti amblemindeki gül figürünü yadırgıyordu.
Bu kirli yüzlere bu kirli siyasete uymuyor diye…
Sende uymuyordun, sen de o “gül” kadar temiz kaldın.
* * *
Sana gönül verenleri de kirletmedin.
Alperenlerini de hiçbir kire bulaştırmadın.
Sen ki Mamak’ta her şeyi net görmüştün.
“Koca ülkeyi paylaşamıyorduk. Oysa 4 metrekarelik hücrelerde kardeşçe yaşamı öğrendik” demiştin.
Onun içindir ki Ergenekoncular seni sevmediler.
Kim bilir belki de onun için,5 defa ölümcül kazalar geçirdin.
Yinede o gülü oraya neden koyduğunu anlamadılar.
Ama o gülü oraya neden koyduğunu pek fazla kimse bilemezdi ki.
Nerden bilecekler ki; o çile yılların da seni hep ayak da tutan sana hayat kaynağı olan Resulullah aşkı olduğunu…
Hep sonsuzluğu düşündüğünü ve “sonsuzluğun sahibine ulaşmak” istediğini…
Ve sonsuzluğun sahibine ise ancak “o” nun la ulaşılabilineceğini…
Onun sembolü gül ise o gülü her an görmen gerektiğini…
Onun adının telaffuz edildiği her yerde şunu diyordun:
"Hüzünleniyorum… Görevini yerine getiremeyen bir kölenin hicabı. "
Evet, bir kölenin hicabıyla Resulullah’ı anardın.
"Tüm peygamberlerin şahitlik yapacağı yargı gününde O’nun ümmetinden olma şerefini ve liyakatini inşallah taşırım." Ümidi ve endişesiyle yaşadın durdun.
Şimdi huzurdasın.
Özlem doyduğun sonsuzluğun sahibine doğru sonsuz bir yola girdin rabbim yolunu açık etsin.
Ey reis!
Partin büyümedi diye üzülme.
Belki sana oy vermedik ama seni her zaman sevdik.
Sana oy vermeyişimizin sebebi belki de seni o kire bulaştırmamak içindi.
Belki başbakan olmadın sen cumhurun reisi olmadın ama şunu bil ki sen kalplerin reisiydin.
Hep “reis” olarak da anılacaksın.
“Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgâr gibi süzülüyorum.
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey Sonsuzluğun Sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum. “
Ey sonsuzluğun sahibi! Kapına gelen reisimizi kabul et.
O hep üşüdü ve nihayet üşüyerek sana geldi.
Çilesi kadar seni sevdi.
Üşütme onu Allah’ım…
Sabri Altun
Allah rahmet eylesin
Mekânı Cennet olsun.