Müstehcenlikle Ülke Reklamı Olmaz

Huseyni

Müdavim
Müstehcenlikle Ülke Reklamı Olmaz!

Müstehcenliğin teşvik edilmesine hayır!

Bazı hâdiseler vardır ki, bunların yapıldığı duyulduğunda ya da görüldüğünde “Bunu yapanlar çıldırmış olmalı” denilir. Ülkemizde de, duyanların şaşıp kaldığı bu türden çok hadiseler yaşanıyor.

Bu hadiselerden biri de “Eurovision Şarkı Yarışması”nda Türkiye’yi temsil eden “şarkıcı Hadise” meselesidir. Maalesef ve maalesef, bazı safdiller; bu hadisenin Türkiye’nin tanıtılmasına vesile olacağından bahisle şarkıcı Hadise’yi alkışlıyor. Neymiş, ülkemizi temsil ediyormuş da, keşke kazansa imiş de, bu yolla ülkemizin reklâmı yapılıyormuş da vs., vs.

Hadiseye farklı pencerelerden bakanlar olabilir, ama şahsen bu konuya ‘müstehcenlik’ hadisesi olarak bakıyor ve böyle bir ‘figür’e Türkiye’yi temsil ettirmeyi millete hakaret addediyorum. Ve bu figüre bu görevi verenleri de kınıyorum.

“Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun, yarışmanın finali yapılıyor, tepki için geç kalmadınız mı?” diyenlerin de hakkı var. Ama bilhassa Hadise’nin ‘kazandığı başarı’ bahane edilerek artan ‘müstehcen yayın’ları görünce ve bu tuzağa bazı ‘bizim haber siteleri’nin de âlet olduğuna şahit olunca hadiseye ilgisiz kalamadık. Velev ki bu ‘müstehcen figür’ Türkiye’ye birincilik getirse millet nazarında bir kıymet-i harbiyesi olmaz ve olmamalı.

Çok değil 10 ya da 20 yıl önce böyle bir ‘figür’ü Türkiye’yi idare edenler ‘temsilci’ olarak seçmiş olsaydı muhtemelen yer yerinden oynar, sivil toplum kuruluşları ve ‘hamiyetli insanlar’ her vesile ile tepki gösterirdi. Fakat asıl şimdi tepki gösterilmesi gerekirken, hadise ‘normal’ karşılanıyor ve baştan sona müstehcenliğin cisimleşmiş hâli olan bu ‘figür’ alkışlanıyor... Türkiye’yi bu hallere düşüren ve değerleri aşındıranlar her halde ilk ‘sandık’ta millete hesap vermek durumunda kalacaklar.
İlgili yarışma Türkiye kamuoyunda ‘çok önemli’ addedilse de ‘uzman’lar aynı kanaatte değil. Meselâ, Eurovision şarkı yarışmasının “en ünlü gâlibi” olarak anılan İsveçli Abba grubunun üyesi Benny Andersson, şarkı yarışmasını izlemekten vazgeçtiğini, çünkü müzik adına hiçbir şey olmadığını söylemiş. “Artık Eurovision’u izlemiyorum, çok büyüdü” diyen ünlü şarkı sözü yazarı, 1974’te kazandıklarında bu yarışmanın şimdikinden daha küçük ölçekli, belki 50’ler ve 60’lardan biraz daha anlamlı olduğunu, ama ondan sonra anlamını yitirmeye başladığını söylemiş. (Sabah, 14 Mayıs 2009)

Tabiî ki hadisenin ‘müzik’ yönü bizi doğrudan ilgilendirmez; ama bu yarışma vesilesiyle ‘müstehcenliğe tiraj kazandırılması’ çok yanlış, çok kötü, çok yakışıksız bir durum. Böyle ‘figür’lerin gençliğe ‘örnek’ gibi sunulması da ağır bir vebal sebebidir.

“Türkiye’yi idare edenler”in bu konuları gündemlerine almaması, “reklâm olsun da nasıl olursa olsun” şeklinde düşünmesi, doğrudan ya da dolaylı olarak “müstehcenliği ve müstehcen figürleri” teşvik etmesi, Müslüman milletimize ağır bir hakaret olarak algılanmalı.
Yarışmalar, müstehcenliğe âlet edilmesin...
Faruk ÇAKIR
15.05.2009
Yeniasya
​

​
 

Ali Said

Well-known member
FARUK beyi ( ama şahsen bu konuya ‘müstehcenlik’ hadisesi olarak bakıyor ve böyle bir ‘figür’e Türkiye’yi temsil ettirmeyi millete hakaret addediyorum. Ve bu figüre bu görevi verenleri de kınıyorum.)tebrik ediyorum yani 1. olsak ne olacak keşke bilim alanın da 1 defa 1. olsaydık topçu ile popçu ile olmaz bu işler
 

Huseyni

Müdavim
FARUK beyi ( ama şahsen bu konuya ‘müstehcenlik’ hadisesi olarak bakıyor ve böyle bir ‘figür’e Türkiye’yi temsil ettirmeyi millete hakaret addediyorum. Ve bu figüre bu görevi verenleri de kınıyorum.)tebrik ediyorum yani 1. olsak ne olacak keşke bilim alanın da 1 defa 1. olsaydık topçu ile popçu ile olmaz bu işler

Ali kardeşim Allah razı olsun. Zaten o alanda birşey üretemediğimizden ya da üretilene değer vermediğimizdendir ki; insanlar da çareyi topta popta bulacağını sanıyor. Bunun işe yaramadığı da bir gerçek zaten. Bir örnek:

"İlk kez bir Türk kızı dünya güzellik yarışmasına katılacaktır. Herkes yarışmanın sonucunu merak etmektedir. Her ülkeden gelen katılımcılar günlerce Belçika’nın Spa şehrinde çeşitli kişilerle görüşür ve konuşurlar.
Derken yarışma günü gelir ve ülkelerini temsil eden kızlar jürinin önüne sırayla gelip, puan toplamaya çalışırlar. Bütün katılımcıları izleyen jüri üyeleri puan değerlendirmesi yapmak üzere başka bir salonda toplanırlar. Başkan kürsüye gelir ve jüri üyelerine şu konuşmayı yapar;

“Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Yüzyıllardır dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren Osmanlı imparatorluğu artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağa bile, pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi olan Türk güzeli Keriman Halis, karşımıza mayo ile çıkıp kendini bize beğendirmeye çalışmıştır. Bu Türk kızını kendi zaferimizin tacı kabul edeceğiz ve onu kraliçe seçeceğiz. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene İslam’ı ve Türkleri yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bundan dolayı Türk güzelini dünya güzeli olarak seçeceğiz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”

Bu konuşmadan sonra jüri üyeleri toplandıkları salondan çıkarlar ve Türkiye’yi temsilen dünya güzellik yarışmasına katılan Keriman Halis’i dünya güzeli olarak seçtiklerini açıklarlar." (alıntıdır.)

Bu tür birinciliklerle bugün ülke olarak nerelere geldiğimiz aşikar. Ne kadar da çok yol katetmişiz. İnşaallah dinimizle, ilmimizle, öz değerlerimizle birgün efsane geri dönecektir. Amin.
 

ReþHa2

Well-known member
“Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Yüzyıllardır dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren Osmanlı imparatorluğu artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağa bile, pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi olan Türk güzeli Keriman Halis, karşımıza mayo ile çıkıp kendini bize beğendirmeye çalışmıştır. Bu Türk kızını kendi zaferimizin tacı kabul edeceğiz ve onu kraliçe seçeceğiz. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene İslam’ı ve Türkleri yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bundan dolayı Türk güzelini dünya güzeli olarak seçeceğiz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”

Bu konuşmadan sonra jüri üyeleri toplandıkları salondan çıkarlar ve Türkiye’yi temsilen dünya güzellik yarışmasına katılan Keriman Halis’i dünya güzeli olarak seçtiklerini açıklarlar." (alıntıdır.)
İslam dünyasının kara günleri o zamanlardan başlamış.

Kadının annelik görevini ve evinin hanımlığını kölelik olarak görüp,bu mevkilere indirenler için yaşasın cehennem.
 

Ali Said

Well-known member
Ali kardeşim Allah razı olsun. Zaten o alanda birşey üretemediğimizden ya da üretilene değer vermediğimizdendir ki; insanlar da çareyi topta popta bulacağını sanıyor. Bunun işe yaramadığı da bir gerçek zaten. Bir örnek:

"İlk kez bir Türk kızı dünya güzellik yarışmasına katılacaktır. Herkes yarışmanın sonucunu merak etmektedir. Her ülkeden gelen katılımcılar günlerce Belçika’nın Spa şehrinde çeşitli kişilerle görüşür ve konuşurlar.
Derken yarışma günü gelir ve ülkelerini temsil eden kızlar jürinin önüne sırayla gelip, puan toplamaya çalışırlar. Bütün katılımcıları izleyen jüri üyeleri puan değerlendirmesi yapmak üzere başka bir salonda toplanırlar. Başkan kürsüye gelir ve jüri üyelerine şu konuşmayı yapar;

“Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Yüzyıllardır dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren Osmanlı imparatorluğu artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağa bile, pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi olan Türk güzeli Keriman Halis, karşımıza mayo ile çıkıp kendini bize beğendirmeye çalışmıştır. Bu Türk kızını kendi zaferimizin tacı kabul edeceğiz ve onu kraliçe seçeceğiz. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene İslam’ı ve Türkleri yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bundan dolayı Türk güzelini dünya güzeli olarak seçeceğiz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”

Bu konuşmadan sonra jüri üyeleri toplandıkları salondan çıkarlar ve Türkiye’yi temsilen dünya güzellik yarışmasına katılan Keriman Halis’i dünya güzeli olarak seçtiklerini açıklarlar." (alıntıdır.)

Bu tür birinciliklerle bugün ülke olarak nerelere geldiğimiz aşikar. Ne kadar da çok yol katetmişiz. İnşaallah dinimizle, ilmimizle, öz değerlerimizle birgün efsane geri dönecektir. Amin.
Bu tür birinciliklerle bugün ülke olarak nerelere geldiğimiz aşikar. Ne kadar da çok yol katetmişiz. İnşaallah dinimizle, ilmimizle, öz değerlerimizle birgün efsane geri dönecektir. Amin.inşallah ümitvarız.
 

Huseyni

Müdavim
Buna Türkiye'yi temsil etmek denmez, ahlaksızlığı, şeytanın çıraklığını, batılı temsil etmek denir. Kocaman Türkiye'nin temsiliyeti bir kadının vücuduna ve sesine indirgenemez.
 
Üst