Hayatı boyunca komünist ideoloji peşinde koşturarak Sovyetlerin emrinde bir ajan olarak çalışan tanınmış komünist Türk şairi Nazım Hikmet Ran(1902/1963), ömrünün son yıllarına doğru arkadaşı Mustafa Mehmed'e, pişmanlıklarını ve arayışlarını ifade eder. Mustafa Mehmed, Nazımla Romanya'daki beraberlikleri sırasında ibret verici bir hâtırasınışöyle anlatır:
1960'lardan önceydi. Nazım Hikmet, Romanya Devleti'nin davetlisi olarak Bükreş'e gelmişti, îsteği üzerine Bilimler Akademisinden beni buldular. Nazım Hikmet*in kaldığı o-tele gittim. Açık olan radyosundan Türkiye'yi dinliyordu. Sohbet sırasında saatine bakarak bana 'Bu gece Kadir Gecesi' dedi ve benden kendisini Türklerin bir araya geldikleri camiye götürmemi istedi. Ben o gecenin Kadir Gecesi olduğunun bile farkında değildim. Bir an tereddüt ettim ama Nazım'ın ricası Romanya'da bir emirdi. Rus eşi Vera, ben ve Nazım taksiyle caminin bulunduğu semte yöneldik. Arabayı rica ve minnetle caminin bulunduğu parka sokabildik. Biz camiye girdiğimizde Türkler mevlid okuyorlardı. Nazım mevlidi dinlerken coştu ve cemaate hitaben bir konuşma yaptı.
Konuşmasında: 'Ben komünistim ama sizin burada bir a-raya gelmeniz beni çok duygulandırdı' dedi. O sıralarda kalp yetmezliğinden muzdarip olduğundan ben heyecanlanmasından dolayı bayağı endişelendim. Gerçekten de endişelerim yerindeydi. Konuşmasından sonra kendisini kriz yokladı. Eşi Vera ile ben Nazım'ı dışarıdaki banklardan birinin üzerine yatırdık. Vera yanında bulundurduğu ilaçlardan verdi ve daha sonra koluna girerek güç bela taksiye bindirdik.
Ben Nazım'ın Romanya'da camiye gittiğini şimdiye kadarherkesten saklı tuttum, işte ilk kez anlatıyorum..."
İbrahim Refik “Geçmişten Geleceğe Işıklar” s:44
1960'lardan önceydi. Nazım Hikmet, Romanya Devleti'nin davetlisi olarak Bükreş'e gelmişti, îsteği üzerine Bilimler Akademisinden beni buldular. Nazım Hikmet*in kaldığı o-tele gittim. Açık olan radyosundan Türkiye'yi dinliyordu. Sohbet sırasında saatine bakarak bana 'Bu gece Kadir Gecesi' dedi ve benden kendisini Türklerin bir araya geldikleri camiye götürmemi istedi. Ben o gecenin Kadir Gecesi olduğunun bile farkında değildim. Bir an tereddüt ettim ama Nazım'ın ricası Romanya'da bir emirdi. Rus eşi Vera, ben ve Nazım taksiyle caminin bulunduğu semte yöneldik. Arabayı rica ve minnetle caminin bulunduğu parka sokabildik. Biz camiye girdiğimizde Türkler mevlid okuyorlardı. Nazım mevlidi dinlerken coştu ve cemaate hitaben bir konuşma yaptı.
Konuşmasında: 'Ben komünistim ama sizin burada bir a-raya gelmeniz beni çok duygulandırdı' dedi. O sıralarda kalp yetmezliğinden muzdarip olduğundan ben heyecanlanmasından dolayı bayağı endişelendim. Gerçekten de endişelerim yerindeydi. Konuşmasından sonra kendisini kriz yokladı. Eşi Vera ile ben Nazım'ı dışarıdaki banklardan birinin üzerine yatırdık. Vera yanında bulundurduğu ilaçlardan verdi ve daha sonra koluna girerek güç bela taksiye bindirdik.
Ben Nazım'ın Romanya'da camiye gittiğini şimdiye kadarherkesten saklı tuttum, işte ilk kez anlatıyorum..."
İbrahim Refik “Geçmişten Geleceğe Işıklar” s:44