genc_kalem
Okumak,Yaşamaktır
DOĞRU - YALAN
İmam-ı Azam Hazretleri, kendisini kaza (Hakimlik) mevkiine davet eden Hâlifeye dedi ki:
- Ben bu mevkie lâyık değilim! Ya doğru söylüyorum, ya yalan... Doğru söylüyorsam, lâyık değilim, bırakın yakamı!.. Yalan söylüyorsam, yalancı kaza mevkiine getirilmez, yine bırakın!..
MÜRİT - MÜRŞİT
Veli, kendisine uzak bir yerdeki başka bir veliye yazdı:
- O civarda irşada, müritliğe istekli kimseler varsa bize gönder!
Ve cevap aldı:
- Bu civarda müritliğe talip kimse yok; istediğin kadar şeyh var... Bunlardan dilediğince gönderebilirim!..
Şeyh, çimen üzerinde merkep gibi eşinen müridini uzaktan görüyor.
Mürit söylenmektedir:
- Oh şeyhsizlik ne tatlı!
Şeyh ahıra gidip eşek yularını alıyor ve başıboş hürriyetin tasması olarak, uykuya dalan müridin başucuna bırakıyor.
AÇIK - GİZLİ
Veliden veliye mektup:
- İşittik ki, siz orada açık zikirle meşgul imişsiniz! Cevap:
- Biz de işittik ki, siz de gizli zikirle uğraşmaktasınız! Madem ki işittik gizlilik nerede kaldı?..
RİYA
- Cemaatle namaz kılmamamın sebebi riyadan kaçınmaktır.
Ve Efendi Hazretlerinin dudaklarından gayet sakin şu cevap dökülüyor:
- Bu halimiz de ayrı bir riya...
MÜSLÜMAN
İmam-ı Âzam, hayâl taşıran günahları tek tek saydıktan sonra, mezhepleri gereği dinden çıktığına inandıkları adamlar hakkında Hariciler'in şu sualine muhatap oluyor:
- Bunların dini nedir?
İmam-ı Âzam'dan mutlaka küfür fetvası bekleyen, yoksa onun hayatına kast tavrı takınan Harici eşkiyasına hitap:
- Bunların dini neymiş ki?..
- Müslüman!..
- Cevabı kendiniz verdiniz!..
MUKABELE
Bir gün bir nasipsiz, yakınında bulunduğu Peygamber torunlarından birine imâ yoliyle çatarken hiçbir mukabele görmeyince ona doğrudan doğruya seslendi:
- Seni kastediyorum, anlıyor musun?
- Ben de onun için susuyorum ya!..
ALLAH!
Kutsî isimler arasında bu en mukaddesi, âdi hallerde ve olur olmaz mevkilerde sık sık kullanıldığı gibi, sarhoş masalarının ve türlü keyf âvâzelerinin sesi olarak da kullanılır ve çok defa, huzur yerine gaflete işaret eder.
Şah-ı Nakşibend bir gün huzurlarında "Allah!" diye haykıran biri için dediler ki:
- Çıkarın bu adamı meclisimizden. Gafillerin meclisimizde yeri yoktur.
HARAM
33lü irşad tesbihinin 32. halkası Seyyid Fehim Hazretleri, müridleriyle beraber camide bir vaaz dinlemekte... Vaiz sigarayı haram göstermeye dek varıyor.
Çıkıyorlar:
- Şimdi, diyor büyük Mürşid; hepinize emrim birer sigara yakıp tellendirmektir.
TEBESSÜM
Ömründe bir kere bile tebessüm ettiği görülmemiş bir veliye hayatta tek sevdiği biricik oğlunun ölümünü haber veriyorlar.
- Yâ, öyle mi?
Diyor veli ve ömründe ilk defa tebessüm ediyor.
*BİR PIRILTI - BİNBİR IŞIK-NECİP FAZIL KISAKÜREK
İmam-ı Azam Hazretleri, kendisini kaza (Hakimlik) mevkiine davet eden Hâlifeye dedi ki:
- Ben bu mevkie lâyık değilim! Ya doğru söylüyorum, ya yalan... Doğru söylüyorsam, lâyık değilim, bırakın yakamı!.. Yalan söylüyorsam, yalancı kaza mevkiine getirilmez, yine bırakın!..
MÜRİT - MÜRŞİT
Veli, kendisine uzak bir yerdeki başka bir veliye yazdı:
- O civarda irşada, müritliğe istekli kimseler varsa bize gönder!
Ve cevap aldı:
- Bu civarda müritliğe talip kimse yok; istediğin kadar şeyh var... Bunlardan dilediğince gönderebilirim!..
Şeyh, çimen üzerinde merkep gibi eşinen müridini uzaktan görüyor.
Mürit söylenmektedir:
- Oh şeyhsizlik ne tatlı!
Şeyh ahıra gidip eşek yularını alıyor ve başıboş hürriyetin tasması olarak, uykuya dalan müridin başucuna bırakıyor.
AÇIK - GİZLİ
Veliden veliye mektup:
- İşittik ki, siz orada açık zikirle meşgul imişsiniz! Cevap:
- Biz de işittik ki, siz de gizli zikirle uğraşmaktasınız! Madem ki işittik gizlilik nerede kaldı?..
RİYA
- Cemaatle namaz kılmamamın sebebi riyadan kaçınmaktır.
Ve Efendi Hazretlerinin dudaklarından gayet sakin şu cevap dökülüyor:
- Bu halimiz de ayrı bir riya...
MÜSLÜMAN
İmam-ı Âzam, hayâl taşıran günahları tek tek saydıktan sonra, mezhepleri gereği dinden çıktığına inandıkları adamlar hakkında Hariciler'in şu sualine muhatap oluyor:
- Bunların dini nedir?
İmam-ı Âzam'dan mutlaka küfür fetvası bekleyen, yoksa onun hayatına kast tavrı takınan Harici eşkiyasına hitap:
- Bunların dini neymiş ki?..
- Müslüman!..
- Cevabı kendiniz verdiniz!..
MUKABELE
Bir gün bir nasipsiz, yakınında bulunduğu Peygamber torunlarından birine imâ yoliyle çatarken hiçbir mukabele görmeyince ona doğrudan doğruya seslendi:
- Seni kastediyorum, anlıyor musun?
- Ben de onun için susuyorum ya!..
ALLAH!
Kutsî isimler arasında bu en mukaddesi, âdi hallerde ve olur olmaz mevkilerde sık sık kullanıldığı gibi, sarhoş masalarının ve türlü keyf âvâzelerinin sesi olarak da kullanılır ve çok defa, huzur yerine gaflete işaret eder.
Şah-ı Nakşibend bir gün huzurlarında "Allah!" diye haykıran biri için dediler ki:
- Çıkarın bu adamı meclisimizden. Gafillerin meclisimizde yeri yoktur.
HARAM
33lü irşad tesbihinin 32. halkası Seyyid Fehim Hazretleri, müridleriyle beraber camide bir vaaz dinlemekte... Vaiz sigarayı haram göstermeye dek varıyor.
Çıkıyorlar:
- Şimdi, diyor büyük Mürşid; hepinize emrim birer sigara yakıp tellendirmektir.
TEBESSÜM
Ömründe bir kere bile tebessüm ettiği görülmemiş bir veliye hayatta tek sevdiği biricik oğlunun ölümünü haber veriyorlar.
- Yâ, öyle mi?
Diyor veli ve ömründe ilk defa tebessüm ediyor.
*BİR PIRILTI - BİNBİR IŞIK-NECİP FAZIL KISAKÜREK