Neden "“Ümmetime sual sormaman şartıyla" deniyor??

okyanus263

New member
Selamün Aleyküm
merak ettiğim bir hususu birçok kişiye sordum fakat net bir cevap alamadım _
Bediüzzaman Hazretleri , Efendimiz’i (sas) rüyasında görüyor ve kendisine “Ümmetime sual sormaman şartıyla sana ilim verilecek!” deniyor.
hatta kapısına her soruya cevap verilir soru sorulmaz yazıyor
niçin "soru sormaması" isteniyor sebebi hikmeti nedir aydınlatırmısınız S.A.
 

Huseyni

Müdavim
Cevap: !!!___lütfen__okuyun__!!!

Ustadımız rüyada Peygamberimizden Kuran ilmi istediğinde: Peygamberimiz; “Sana Kuran ilmi verilecek, ancak ümmetimden sual sormamak şartıyla.” buyurmuş. Burada sual sormama şartının hikmeti nedir?


1- Vazife itibariyle: Müeyyit men indillah (Allah tarafından teyit edilenler) ümmetin meselelerini çözmek ile vazifelendirilmişler, sual sormakla değil.

2- Makam itibariyle: Makamı mehdiyet olduğundan bu makamın sualini kaldırmak muhatap açısından mümkün olmaz.

3- Mesele münazara ve mübahase meselesi değil, dava, ikna ve irşat mevzuu olduğundan sual uygun düşmez.

4- Tevazu mahviyet ve hizmetkârlık ruhu; bir nevi gurur ve enaniyeti okşayan sual sorma vaziyetine müsaade etmez.

5- Sual soran Allah tarafından bildirilen (ilmi) bir zat olduğundan, muhatap ise ona herhangi bir şey öğretme özelliğinde olmadığından sual sormak men edilmiştir. Sorma öğrenme, cevap verme öğretme ve eğitme makamıdır. Aksi münasip olmaz.

6- Şefkat sırrınca ümmetinin fikren sıkıntıya ve dara düşmesinden rahatsız olan Resulûllah (SAV) Rahmeten lil Âlemin olma mahiyetine zıttır. “Ümmeti ümmeti” sırrına muhaliftir.

7- İhtiyaçları tespit etme hususunda gelecek suallere açık olmak ümmetin ihtiyacına cevap vermek mevzuu mühimdir. Üstadın mana ve muhtevasında sorulacak sualler ihtiyacın fevkinde olur. Ve lüks düşebilir. İnsanların anlayışına itibar ve alaka göstermek irşadın icabındandır.

8- Müsbet hareket etmek bu tarz muameleyi icap ettirir.

9- Müşteri olunca mal değerlenir. Ve kıymetlenir. Mal, pazarı olmayan yerde satılmaz. Üstadımız buyuruyor; müşterisi olmayan malı satmam.

10- Fıtri bir sevki ilahiye itibar etmek, Risale-i Nur eserlerinin yazılmasına vesile olan bir nevi sorulan sorulardır.

11- Sünuhat kabilinden tezahür eden bir dava içine his ve irade içine karıştırılamaz.

12- "Sailin ehemmiyeti sualinde anlaşılır." kaidesiyle sırrı imtihanı bozmamak için Üstadımız sual sormamış olabilir. Çünkü; Üstad canibinden gelecek sualler Üstadın makamını düşündürür. İmtihan sırrına zarar verir. Evhamlar kuvvetlenebilir.

risale-inur.org.
 
Cevap: !!!___lütfen__okuyun__!!!

Ustadımız rüyada Peygamberimizden Kuran ilmi istediğinde: Peygamberimiz; “Sana Kuran ilmi verilecek, ancak ümmetimden sual sormamak şartıyla.” buyurmuş. Burada sual sormama şartının hikmeti nedir?


1- Vazife itibariyle: Müeyyit men indillah (Allah tarafından teyit edilenler) ümmetin meselelerini çözmek ile vazifelendirilmişler, sual sormakla değil.

2- Makam itibariyle: Makamı mehdiyet olduğundan bu makamın sualini kaldırmak muhatap açısından mümkün olmaz.

3- Mesele münazara ve mübahase meselesi değil, dava, ikna ve irşat mevzuu olduğundan sual uygun düşmez.

4- Tevazu mahviyet ve hizmetkârlık ruhu; bir nevi gurur ve enaniyeti okşayan sual sorma vaziyetine müsaade etmez.

5- Sual soran Allah tarafından bildirilen (ilmi) bir zat olduğundan, muhatap ise ona herhangi bir şey öğretme özelliğinde olmadığından sual sormak men edilmiştir. Sorma öğrenme, cevap verme öğretme ve eğitme makamıdır. Aksi münasip olmaz.

6- Şefkat sırrınca ümmetinin fikren sıkıntıya ve dara düşmesinden rahatsız olan Resulûllah (SAV) Rahmeten lil Âlemin olma mahiyetine zıttır. “Ümmeti ümmeti” sırrına muhaliftir.

7- İhtiyaçları tespit etme hususunda gelecek suallere açık olmak ümmetin ihtiyacına cevap vermek mevzuu mühimdir. Üstadın mana ve muhtevasında sorulacak sualler ihtiyacın fevkinde olur. Ve lüks düşebilir. İnsanların anlayışına itibar ve alaka göstermek irşadın icabındandır.

8- Müsbet hareket etmek bu tarz muameleyi icap ettirir.

9- Müşteri olunca mal değerlenir. Ve kıymetlenir. Mal, pazarı olmayan yerde satılmaz. Üstadımız buyuruyor; müşterisi olmayan malı satmam.

10- Fıtri bir sevki ilahiye itibar etmek, Risale-i Nur eserlerinin yazılmasına vesile olan bir nevi sorulan sorulardır.

11- Sünuhat kabilinden tezahür eden bir dava içine his ve irade içine karıştırılamaz.

12- "Sailin ehemmiyeti sualinde anlaşılır." kaidesiyle sırrı imtihanı bozmamak için Üstadımız sual sormamış olabilir. Çünkü; Üstad canibinden gelecek sualler Üstadın makamını düşündürür. İmtihan sırrına zarar verir. Evhamlar kuvvetlenebilir.

risale-inur.org.

Gayet mukni izah edilmiş
Allah razı ola
 

dr.hakan

Yeni Üye
Cevap: !!!___lütfen__okuyun__!!!

2.madde de geçen makamı mehdiyet kavramını açıklarmısınız. üstadımızın makamı mehdiyet ise risalede tarif edilen
Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahibleri, yani Mehdi ve şakirtleri, Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlendirir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138-Kastamonu Lahikası, s. 72)
Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaatı gelmiş ki; "Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'atlar zulümatını dağıtacak." Ben, böyle bir nurun zuhuruna umutla bekledim ve bekliyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz... (Sikke-i Tasdik-i Gaybi s. 189 Mektubat s. 345)
O ileride gelecek acib şahsın bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandının pişdar bir neferi olduğunu zannediyorum. (Barla Lahikası, s. 162)

üstadımız burada kimi tarif etmektedir bilgilendirirseniz sevinirim...
 

teblið

Vefasýz
Cevap: !!!___lütfen__okuyun__!!!

O ileride gelecek acib şahsın bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandının pişdar bir neferi olduğunu zannediyorum. (Barla Lahikası, s. 162)

Bediüzzaman hz'leri yaptığı çalışmalarla Mehdi'ye uygun ortam hazırladığını ve Mehdi geldiğinde kendisinin vefat etmiş olacağını, Mehdi'nin hizmetlerini kendi kabrinden seyredeceğini ifade etmektedir.

Risale-i Nur Külliyat'ında, Mehdi'nin mücadele ve hakimiyet devreleri ile ilgili verilen ebcedler şu şekildedir:
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. (Tevbe Suresi, 32)

Yukarıdaki ayette geçen "Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor" cümlesi hakkında Bediüzzaman hazretleri şöyle demektedir.

Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli (Arapçada bir harfin iki kez okunması) "lamlar" ve "mimler" ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi'nin Şakirdleri olabilir. (Şualar, s. 605)
 
Üst