Nefsini tanimak

Rabb’imizi tanımanın yolu, kulluğa erme bilincimizin oluşması, nefsimizi tanımaktan geçiyor. Neden mi? İşte, Efendimiz (sav)’in, örnek modelimizin, eskimeyen sözü; “Nefsini bilen, Rabb’ini bilir.” Halbuki, “Rabb’inizi (terbiye edici olan Allah’ı-cc-) tanıyın ki, nefsinizi de tanır kendinize çeki, düzen verirsiniz ve o zaman kulluğunuzu da yerine getirirsiniz.” Dememiştir. Böylece bu Hadis’i Şerif, bütün problemlerin çözümü için de geçerli olabilir. Asr’ı Saadet’in Mekke dönemi nefs eğitimi üzerine bina edilmiştir. İlahları red etmek (La ilahe demek) nefisle çok yakından ilgilidir. (Ayrıca; “Köklü Değişim” adlı makalemizi okuyunuz.)

Peygamberimiz (sav)’in şahsi, ailevi ve sosyal hayatı tamamen nefs eğitiminden geçtiğinin en açık tezahürüdür. Çünkü O, “Beni Rabbim terbiye etti ve ne güzel etti.” Sözüyle nefsinin eğitildiğini açığa çıkarmıştır. Hz Ebubekir (ra)’ın sıddıkiyet özelliğini öne çıkaran yapı, nefsini kontrol altında tutmasındandır. Tabii ki, bütün sahabe’i kiram’lar da nefs eğitimi tezgahından geçmişlerdir. Hz Ömer (ra) Kudüs’ü fethettiğinde, halk bal şerbeti içmiyor diye sofrada şerbete dokunmamıştır. Hz. Ali (ra) savaşta yere yatırdığı düşmanını tam öldürecek iken, kendisinin yüzüne tükürülmesi ile “Seni Allah adına öldürecektim. Ancak işe şimdi nefs karıştı artık serbestin, daha sonra tekrar karşılaşırsak seni o zaman öldürürüm.” Demiş ve böylece adamın hidayetine vesile olmuştur.

624 Yıllık Osmanlı Devleti’nin temel taşları Şeyh Edeb Ali (ks)’in Osman Gazi’yi nefs eğitiminden geçirmesiyle atılmıştır. Yavuz Sultan Selim Han Mısır’ın fethi sonuna İstanbul’a yaklaştığında, halkın tören hazırlıklarını duymuş, bu benim nefsime hoş gelmesin diye ordusuyla beraber şehre gece yarısı girmiştir. Siz de takdir edersiniz ki, nefs ve eğitimi bir makalenin hacmini aşan geniş bir konudur. Tasavvuf hayatı başlıbaşına nefs eğitimine dayalıdır. (Ayrıca; “Gönül Dünyamız” adlı makalemizi okuyunuz.)

NEFS NEDİR?

Sözlük olarak; Can, ruh, benlik, kişilik, insanın özü ve iç alemi olarak biliniyor. Haliyle ilgili deyimleri de var; izzeti nefsine dokunmak, izzeti nefsine yedirememek, nefsine uymak, nefsin kabarması, nefsin muhasebesi, nefsi gömmek, nefsi öldürmek, canı istemek, canı istememek, canı çekmek, ruhun sıkılması, kişiliğine dokunmak, nefsi müdafaa, nefsine yedirememek, nefsini körletmek, nefsine düşkün, nefis mücadelesi ve buna bezer. Kur’an’ı Kerim’de üçyüze yakın yerde nefs sözcüğü geçmekte hatta, Allah (cc) ben yerine biz kelimesini kullanmaktadır.
(*)- “Ya Rabb! Göz açıp kapayıncaya kadar, beni nefsimle baş başa bırakma.” (Hz Muhammed – sav- duası)
(*)- “Hakiki mücahid, nefsi ile savaşan kimsedir.” (Hz. Muhammed-sav-)
(*)- Vallahi! Vefatımdan sonra Allah’a şirk koşmanızdan korkmuyorum.(şirk koşmazsınız) Fakat nefislerinize uymanızdan korkuyorum.” (Hz Muhammed –sav-)
(*)- “Cehennem nefsin istekleri ile, Cennet de nefsin hoşlanmadıkları ile örtülüdür. (Hz Muhammed –sav-)

(*)- “İnsan ben deyince, nefsini göstermektedir.” (İmam Rabbani-ks-)

(*)- “Bir ben var bende, benden içeri.” (Yunus Emre)

(*)- “Yanımıza gelirken, nefsini bırak da öyle gel.” (Bayezid’i Bistami – ks-)
(*)- “Nefislerinizi kınayın. Çünkü; nefsini kınamasını bilen, onun hilesini de bilir.” (Şah’ı Nakşibend – ks -)

(*)- “Nefsin zincirlerini kıramayan, asla özgür olamaz.” (Ali Ramazan Dinç)

NEFSİN YAPISI

Şehvetin esiri olan hayvani nefs; İnsanı kötülüğe sevk eden yontulmamış (ham) nefstir. Şeytanın kulu, kölesi ve onun güdümündeki nefstir. Nefsin emare ise; kötülükleri emreden en aşağı, kalitesiz ve çürük nefistir. Saygıdeğer, münevver, itibarlı, entelektüel, etiketli, elit insanların (ahmakların) çoğu nefsi emmare bataklığında çırpınmaktadır. Nefsi emmare yedi başlı ejderha gibidir. Hırs, haset, şehvet, öfke, cimrilik, kin, kibir ile kendini ve çevresini yer bitirir, tozu, dumana katar. Böyle bir nefs uzman bir manevi doktorun gözetiminde yedi basamakta terbiye edilerek ancak olgunlaştırılır. İşte kanıtı, Yusuf: 53 “Muhakkak ki, nefs olanca şiddetiyle kötülüğü emredicidir.”

NEFSİN TERBİYESİ





1) – Nefse Ölümü Hatırlatmak: Nefs ölümü hiç sevmez ve ölüm onun sonu demektir. Onun için evin mezarlığa yakın, camiye ise uzak olması istenmiştir. Camii girişlerine ahiretin motivesi için büyük zatların kabri özellikle hazırlanmıştır. Eskiden gelin ve damat ibret alsınlar diye gerdek öncesi mezarlık ziyareti yaptırılırdı. Tasavvuf hayatında her gün (hiç aksatmadan) yapılmakta olan ölümü düşünmek (tefekkürü mevt) vardır.

2) - Nefsi Aç Bırakmak:Nefsin açlığa tahammülü yoktur. İnsanın hayatında açlık ve savaş gibi durumlar olabilir. Farz ve nafile oruç tutmak, tasavvufta çile (riyazet, halvet) hep nefsin terbiye edilmesinde öne çıkmaktadır.






Avcılar ve sirkçiler hayvanları eğitebiliyorlarsa, insanlar haydi, haydi eğitilirler. Böylece terbiye edilmiş nefs; bencil (egoist) olamaz, paylaşımcı olur, diğergamlı (empati) davranır. Nankörlük yapmaz, devamlı haline şükredici olur. Hiçbir güzel kıymeti unutmaz, sürekli hatırlar ve ünsiyet sahibidir. Aceleci olmaz, sabır abidesidir. Başarı, servet ve şöhret onu şımartmaz. Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle; ”Hep nefs çıkar karşıma / ölüp, ölüp dirilsem / insanlardan kaçmak kolay / Bir kendimden kaçabilsem.” nefsin çetin bir düşman olduğunu böylece vurgulamıştır.

Hamd olsun, Alemlerin Rabb’ı olan Cenab’ı Allaha !..

Alıntı Mehmet Ali Biçer
 
Üst