Nerede o eski günler ve çocukluğum

Ali Said

Well-known member
Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi. Heryere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.

cocukluk.jpg


En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik. Servis falan yoktu.. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık..
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek
arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine girip gelen ( ki sadece çişi gelen giderdi evine ) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir
bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan
çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık..
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı
alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; bilmem kaç kuruş
hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var içinde yaşayan yok. Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok. Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl
vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye
hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep
korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği
arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?

Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik?
.
.
Yoksa hak mı ettik?
 

VUSLAT

Well-known member
Cenabı-ı hak sonumuzu hayır etsin inşaAllah...


bende bazen düşünürüm kendi çocukluğumu...
bizim çocukluğumuz bambaşkaydı...
oynayacağımız öyle parklar yoktu, ama bizim oynayacağımız oyun çoktu...
komşuluk vardı...
biz piknik yaparken komşu teyzelerde bize erzak verirdi...
şimdi kimse kimseye selam vermiyor...
geçmişi hatırlattın...
sağolasın Ali Said kardeş...
 

Ali Said

Well-known member
Cenabı-ı hak sonumuzu hayır etsin inşaAllah...


bende bazen düşünürüm kendi çocukluğumu...
bizim çocukluğumuz bambaşkaydı...
oynayacağımız öyle parklar yoktu, ama bizim oynayacağımız oyun çoktu...
komşuluk vardı...
biz piknik yaparken komşu teyzelerde bize erzak verirdi...
şimdi kimse kimseye selam vermiyor...
geçmişi hatırlattın...
sağolasın Ali Said kardeş...


güzeldi ogünler ama giden günler bir daha gelmiyor
keşke şimdi ki çocuklar da böyle günler yaşasalardı.
 

güllügönül

Well-known member
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik?
.
.
Yoksa hak mı ettik?


Biz sebep olduk tabiki. İnsanoğlunun kendine verdiği zararı başka hiçbir canlı veremez... Biz bayıldık reklamlara, güzel evlere, arabalara, eşyalara.... Hep daha fazlasını istedik. Marka isim taşıyan etiketlerin aşığı olduk. Öyle burnumuz büyüdü ki komşularımıza selam vermeye tenezzül etmedik. Çünkü biz başka bir boyuttaydık artık.
Özendik özendik özendik... Çocuklarımızın özentilerine cevap verdik. "onlar özenmesinler" dedik. Gitgide yabancılaştılar. Biz özümüz kaybettik kardeşlerim. O eski kültürümüzün sıcaklığından korkanların şimdi içleri rahatlıyor. Emellerine ulaşıyorlar ve biz de hiç direnmiyoruz. Soğuk, buz gibi beton binalar dikiyoruz üstüste... Apartman, lüks daire, alışveriş merkezi diyoruz onlara. Tatillerde oralarda saklanıyoruz, tüketiyoruz, tüketiyoruz, tüketiyoruz... Kardeşlerim biz inancımızı mı kaybediyoruz? İşte oralarda yaradanı düşünmeyi mi unutuyoruz yoksa? O da bizi mi unutuyor biz O'nu unutunca?
Rabbim yardım et....
 
Üst