Nerede o yeminler

mihrimah

Talebe
Kadrim bilinmedi deyip darılma!
Bilinmeden göçüp gitti büyükler.
Darılıp cepheden sakın ayrılma!
Himmet bekler taşınacak bu yükler.
Sen azmedip yürü, bilenler bilsin!
Yürü ki zirveler rükûa gelsin
Geçtiğin yerler yeşerip dirilsin
Yolunu bekliyor yerler ve gökler.
Makam arzusu, mansıp düşüncesi,
Pusuda bekleyen menfaat hissi.
Yokdu önce bunların hiçbirisi,
İhlâs tütüyordu bütün emekler.
Bir yangın görürsen söndürecektin,
Gerekirse içine girecektin,
And içmişdin canını verecektin
Nerde o yeminler, ve o dilekler.

M. Fethullah GÜLEN
 

mihrimah

Talebe
öteler üzerindeki kaneviçe

Zümrüt gibi yemyeşil tepelerin üstünde,
Neş’elerimizi gıcıklayan ses ve soluk;
Dörtbir yanda Cennet çeşmeleri oluk oluk..
Sarıyor her an ruhları ayrı bir mutluluk
Ebedî vuslata açılan kapı önünde...
En sihirli renkleriyle gül, papatya, zambak,
Menekşe, yâsemin ve yapraklarda jâleler;
Mahmûr bakışlarıyla sümbüller ve lâleler;
Renk-ışık arası gelip giden pervâneler,
Uçuşup cilveler çakıyorlar yaprak yaprak.
Güzelliklerin akıp gönlüme gelişinde,
Duymak ve yaşamak için yanılmaz rehberim,
Hayâller. Onlarla sezer onlarla severim;
Onlarla birbaşka duyar, başka hissederim
O eşşiz güzellikler kaynağının peşinde...
Rûhun bin râyiha ile sarıldığı yerde,
Düşlerimde beliren ma’nâlardan birer iz,
Gâibden gönlüme birşeyler fısıldar sessiz,
Anlaşılmaz bir dille ki harfsiz, kelimesiz..
Ve gök kapıları gıcırdar az ötelerde.
Tabiatın soluklarını dinlerken insan,
Gönlünde hep Sonsuz’un nağmelerini duyar;
Ovalar, obalar ve sahillerde her bahar,
Bir zamanlar yitirdiği Cennetleri arar;
Yollarda pırıl pırıl ümit, yollarda hicrân..
Mecnûn gibi rastgeldiği herşeyi kucaklar;
Otu, ağacı, taşı, toprağı, canlıları..
Ve hülyâlarındaki renkli hâtıraları,
Sonra birbir aralanan tatlı rüyâları,
Bir ömür boyu tesellî der onlarla yaşar.

M. Fethullah GÜLEN
 

mihrimah

Talebe
Sen’sin ümîdim

Binlerce zalâmla iç içe yine bir sabah!
Yok ufuklarda ışık, yok insanlıkta tebâh.
Olmazsa İlâhî inâyet, doğmazsa bir nûr;
Çekeceğiz hepimiz, çekeceğiz bîhuzur..
Ve inleyecek millet daha bir sürü-eyyâm,
Bir sürü eyyâm, tütecek sînelerde âlâm...
Sönecek safha safha hep ümîd-i istikbâl,
Saracak ufk-ı milleti bir bitmeyen melâl.
Olacaksa olacak, biz etdik kendimize,
Geçip giderken zamanlar gafletle diz dize.
El ki bizim olmadı beyne mürâfık başta,
Dil ki bizimdi, söylemedi hakkı savaşta.
Göz kulağa, dil de dudağa olmadı zahîr,
Ve sustu sîne-i millette emr-i “veşâvir!” (1)
Olacaktı elbet fecr-i ümidimiz hüsrân,
Dolacaktı elbet âfâkımız nây-ı nâlan...
Doğsun bize va’dettiklerin, doğsun İlâhî!
Sen’sin ümîdim, Sana’dır recâm lâtenâhî..!

M. Fethullah GÜLEN
 

mihrimah

Talebe
Uyan!

Karanlık günlerin vâveylâsı..
Her yerde sanki hazân!
Bağ bozuk, bağbân gamlı!
İnâyet Rabb’im aman..!
Dağ sisli, ova yaslı,
Etrafı sarmış duman...
Paslı gönül, sefil ruh,
Amanın buna dermân!
Azgınlaşmış her gürûh,
İnsan değil, bir azman.
Böylesi görülmedi,
Baş yaba, ayak saman.
Görenler gerilmedi,
Bu ne müdhiş bir zaman.
Kırık, dökük cemiyet,
Durum duman mı duman;
Zillet üstüne zillet,
Bekliyoruz kahraman...
Herkes başka şey söyler,
Gerekli bir tercüman;
Sağa-sola tökezler,
Görüş ufku toz-duman...
Hırsız evlere girmiş,
Adam yaman mı yaman,
Sevgili uçup gitmiş,
Avdetine yok güman.
Herkes uykuda hâlâ,
Gaflet derin bir umman;
İşleri serâb, hülyâ,
Ne nâdim ne de pişman.
Uyan ve kendine gel!
Akıp gidiyor zaman,
Derlen gelmeden ecel!
Mümkünse erken davran!

M. Fethullah GÜLEN
 
Üst