Nur Sofrasi Sohbet Meclisleri

Elif_Gibi

Well-known member
Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını kuşatır. Allah’ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekinet iner ve Allahu Tealâ onları yanında bulunanlar arasında zikreder.” (Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, İbn-i Mace)

Allah’ı zikretmek, O’nu anlatmak, Rasulü’nün sünnetinden ve yolundan gidenlerden bahsetmek ne büyük lütuf!

“(İnsanları) Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve ‘ben müslümanlardanım’ diyenden kimin sözü daha güzel olabilir?” (Fussilet, 33)


İşte bu gaye ile bir araya gelen insanların oluşturdukları meclislere sohbet meclisleri denir. Çünkü bu meclislere katılanlar, birbirlerini Allah için seven, Allah için arkadaş olan ve Allah için bir araya gelen insanlardır.

Sohbet meclislerinde, hadis-i şeriften de anlaşılacağı gibi, akıl ile izah etmekte zorlanacağımız manevi işler cereyan eder. İnsan ruhunun ihtiyacı olan manevi gıdalar ikram edilir, kalpler huzur bulur. Meleklerin teşrif ettiği ruhanî bir meclis kurulmuş olur.

Allahu Tealâ’nın kendi yanında bulunanlar arasında bir insanı zikretmesi nasıl bir ikramdır, bilemiyoruz. Herhalde yaşanarak anlaşılabilecek veya anlaşılması Yüce Huzur’a bırakılmış olan bir haldir. Ama şuna kesin olarak inanıyoruz ki, insanın ulaşabileceği en yüce hal, işte bu haldir.

Sohbet meclislerinde çoğunlukla bir kişi konuşur, diğerleri dinler. Allah’a ve O’nun razı olduğu değerlere davet eden konuşmalar, sohbet meclislerinin konularını oluşturur.

Sohbet meclislerinin, hadis-i şerifte bahsi geçen nimetlerin devşirildiği manevi sofralar olabilmesi için konuşanın ve dinleyenlerin dikkat edeceği bir takım edebler vardır.

SOHBET EDENLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN EDEBLER

Sohbet meclisine sırf Allah rızası için gitmek. Dünyevî veya uhrevî hiçbir menfaat gözetmemek.
Sohbet meclisine başkalarını faydalandırmak için değil, kendi affına vesile olması için gitmek.
Sohbet meclislerinde kendisi arzu ettiği için değil, görevlendirildiği için veya kendisinden talep edildiği için konuşmak.
Anlatacağı konuyu çok iyi bilse dahi tekrar hazırlanmak. Mesela kırk dakikalık bir sohbet için asgari iki saat hazırlanmak.
Kendi adını bildiği gibi emin olduğu konuları anlatmak. Az da olsa şüpheye düştüğü konuları kesin olarak öğrenmeden anlatmamak.
Sohbete başlamadan önce hatalarından, nefsinin ve şeytanın vesvesesinden Allah’a sığınmak. Kendi hatalarını ve günahlarını gelecek rahmete engel kılmaması için Allahu Tealâ’ya yalvarmak.
Dinin sahibinin Allah olduğunu, tebliğ ve irşad vazifesinin Resul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e verildiğini, O’na vekaleten bu vazifeyi takva imamlarının hakkıyla yaptığını kabul edip itiraf etmek. Bu vesile ile bu meclislerde aslında konuşanın Rasulullah s.a.v. olduğunu veya O’nun vazifesini hakkı ile ifa eden takva imamları olduğunu düşünerek, meydana gelecek hiçbir güzelliği kendine mal etmemek.
Sorulan sorulara kesin olarak biliyorsa cevap vermek, bilmiyorsa bilenlere havale etmek. Eğer araştırıp cevabı öğrenmesi mümkün ise, mühlet istemek.
Her sohbet meclisini bir tevbe vesilesi görüp, sohbet meclisinden ayrılmadan tekrar Allah’tan af dilemek ve dinleyenleri tevbeye davet etmek.
SOHBET DİNLEYENLERİN DİKKAT EDECEKLERİ EDEBLER

Sohbet meclisine sırf Allah rızası için gitmek.
Gideceği meclisin hakikaten Allah’ın zikrinin yapıldığı, O’nun razı olduğu konuların ele alındığı sohbet meclisi olduğunu iyi araştırmak.
Kalbini Allah’tan gelecek rahmete açarak, meleklerin teşrif ettiği bir mecliste bulunduğundan kesin olarak emin olmak.
Hatalarından ve günahlarından Allah’a sığınarak, hiç kimsenin kendisi sebebi ile zarara uğramamasını samimi olarak Allah’tan istemek.
Konuşanın veya orada bulunanların hal ve hareketleri ile kalbini meşgul etmemek.
Dinin sahibinin Allah olduğunu, tebliğ ve irşad vazifesinin Resul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e verildiğini, O’na vekaleten bu vazifeyi takva imamlarının hakkıyla yaptığını kabul edip, bu meclislerde aslında konuşanın Rasulullah s.a.v. olduğunu veya O’nun vazifesini hakkı ile ifa eden takva imamları olduğunu düşünerek, meydana gelecek güzellikleri konuşana veya bir başkasına mal etmemek.
Öğrenmek istediği bir konu varsa, konuşma bittikten sonra müsait zamanı kollayarak edebe uygun olarak sormak.
Her sohbet meclisini bir tevbe vesilesi görüp, sohbet meclisinden ayrılmadan tekrar Allah’tan af dilemek.
“Vusulsüzlüğümüz, usulsüzlüğümüzdendir” der büyüklerimiz. Eğer anlatılan bu edeblere riayet edilirse, sohbete katılan herkes hadis-i şerifte bahsi geçen üstün nimetlere Allah’ın izniyle ulaşır.

Günümüz hayat şartlarında sohbet meclisleri, insanın kendini bulacağı, hakikati soluklayacağı, ruhunu doyuracağı mana sofralarıdır. Bu meclislere mümkünse her gün, her hafta, hiç olmazsa ayda bir katılmak her müminin ihtiyacıdır.
 
Üst