Oruç Günaha Engeldir !!!

Huseyni

Müdavim
Muaz ibni Cebel Radiyallâhu Anh anlatıyor:
Bir seferde Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemle beraberdik. Yolda giderken, “Ya Resulallah, bana öyle iyi bir işten haber verin ki, beni Cennete soksun ve Cehennemden uzak tutsun” dedim.

Şöyle cevap verdi:

"Sen büyük bir şey sordun. Böyleyken yine bu dediğin şeyi Allah kime nasip ederse ona kolay gelir.

Allah’a ibadet edip, ona bir şeyi ortak koşma,
erkân ve âdâbına uyarak namazı dosdoğru kıl,
zekâtı ver,
Ramazan orucunu tut;
Beytullahı ziyaret et (haccet)."


Bundan sonra da, "Ya Muaz, hayır kapılarını sana göstereyim mi?" buyurdu.

"Evet, ya Resulallah." Dediler ki:

"Oruç bir kalkandır,
fenalığa karşı bir siperdir.
Su ateşi söndürdüğü gibi,
sadaka da günahları söndürür.
Gecenin yarısında namaz kılmak salih kulların alametidir."
(Tirmizî, İman:8 )
​
Önceleri savaş kılıçla, kalkanla yapılırdı, ok ve mızrak kullanılırdı. Savaşçının bir elinde kılıç, öbür elinde de kalkanı bulunurdu. Kılıçla hamle yaparken, kalkanıyla da düşmandan gelen darbelere karşı koyardı. Böylece kalkanı yardımıyla hayatını korurdu, yara almaktan kurtulurdu.

İşte manevî tehlikelere, günahlara, kötülüklere karşı duracak en güçlü manevî silah oruçtur. Çünkü iftar saatine kadar oruç kalkanını kullanan, oruç siperinin arkasında duran insan, nefis ve şeytandan gelen günah oklarına karşı hazırlıklı bulunur, kalbini yaralamasına meydan vermez.

Çünkü günah insanın arzu ve isteklerine uymasından dolayı işlenir. Cinsel duygular, açlık ve susuzluk gibi şeylerle kırılınca insan kendisine hakim olur, dolayısıyla günahlardan uzak durur.

Günahlardan uzak durunca da, âhirette onun neticesi olan Cehennem azabından korunmuş olur.

Başka bir hadiste de Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Oruç insanı Cehennemden koruyan bir kalkandır. Tıpkı sizi savaşta ölümden koruyan kalkan gibi” buyurmuştur. (Nesâi, Savm: 167)

Mehmet PAKSU
sorularlaislamiyet.com
 

zehraslm

Well-known member
••• cennete götüren amel •••

5449_116347843431_108484573431_2270685_4098924_a.jpg

••• CENNETE GÖTÜREN AMEL •••


Muaz b. Cebel anlatıyor: Bir seferinde, Peygamber Efendimiz Aleyhisselamla beraberdim. Bir gün yakınında sabah etmiştim. Yürüyorduk. “Ya Allah’ın Nebisi! Bana bir amelden haber ver ki beni cennete koysun, cehennemden uzaklaştırsın.” dedim. Buyurdular ki: “Büyük bir şey sordun. Bununla beraber o, Allah-u Teala’nın müesser kıldığı kimseye kolaydır. Allah’a ibadet edersin, O’na hiçbir ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekat verirsin, Ramazan orucunu tutarsın, haccedersin.” Allah Resulü şöyle devam ettiler: “Sana hayrın kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır, sadaka günahı söndürür. Gecenin göbeğinde adamın namazı...” Ve Rasulullah şu ayetleri okudular: “Görsen o vakit ki mücrimler, Rabb’lerinin huzurunda başlarını eğmişler: Ey Rabbimiz! Gördük, dinledik. Şimdi bizi geri çevir, iyi bir amel işleyelim. Zirâ yakinen bildik, derler. Eğer dilemiş olsaydık her nefse hidayet verirdik. Fakat, Ben’den şu söz hak oldu: Elbet ve elbet cehennemi cinlerden ve insanlardan dolduracağım. O halde, tadın unuttuğunuz için bu gününüzün çatmasını. İşte biz de seni unuttuk. Yapıp durduğunuz işler yüzünden tadın ebediyet azabını. Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine nasihat verildiği vakit secdelere kapanırlar ve Rabb’lerine hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezler.” (Secde, 12-
 
Üst