Örümcek ağlarının bağladığı kapılar açıldı...CİHAD...!!!
Edebiyatın aynasında gurbet resimleri
Bugün dünyanın dört bir yanında ‘Türkiye’yi bir sevda haline getirmiş gençler’ yaşıyor. Türkçe konuşuyor, haritada Türkiye’nin yerini gösterebiliyorlar. Daha yirmi yıl önce, Orta Asya’nın demirden kafesi kırıldığında oraya mevsimsiz kuşlar gibi gencecik öğretmenler göç etmişti. Örümcek ağlarının bağladığı kapıları açmış, viraneleri imar edip içine gözyaşlarını, sevgilerini ve hülyalarını kattıkları okullar açmışlardı.
Tarifsiz acıların küllendirdiği gönüllere ilk onların sesi değmişti. Kapılar açılmıştı, gönüllerin kapısı zaten açıktı yüzyıllık hasretle koşan kardeşe.
Zamanın dışına çıkabilseydik eğer, bir film gibi akan zamanı seyredebilseydik, uzaktan onları görecektik. Göçmenleri… Ayak izlerinde yıldızlar parlayan hicret kahramanlarını… Onların yıldızlı izlerinin dünyayı şefkatli bir anne kucağı gibi sardığını görecektik. Her uğranılan coğrafyada biraz daha büyüyen, bütün dünyayı içine alacak kadar büyüyen bir kalp görecektik. Ve insanların, bu kalbin içine girerken yüzlerindeki şaşkınlıkla bütünleşmiş sevincini... Uzaktan, çok uzaktan bakabilseydik, her coğrafyaya ayak izleri bırakan kahramanların ne izlerindeki yıldızların, ne de içine dünyayı sığdırdıkları kalbin farkında olduklarını, aslında farkında olmak istemediklerini de görecektik.
Kim ne derse desin, bu ‘göçmen kuşlar’ın yeryüzüne dağılıp bir sevgi köprüsü gibi her ülkede kurdukları Türk okulları, 21. yüzyılın en önemli hadiselerinden biriDİR. Bu okulların, Türkiye’nin imajı ve dünya barışı adına üstleneceği misyon ve elbette hareketin öznesi olan öğretmenlerin serüveni, pek çok sosyolojik araştırmaya konu olacak.
Şu an “Türkiye’nin haritada yerini gösterebilen gençler”in dünya yüzünde çoğalması, “yeryüzünde en geniş coğrafyada konuşulan dil Türkçe” nitelemesi aslında inceden bir sosyolojik değişimi gösteriyor. Dünyanın her tarafından yükselen İstiklal Marşı, “insanın olduğu her yerde” dalgalanan Türk bayrağı insanların nereden nereye geldiğini anlatıyor.
Artık nerede insan varsa orada Türkler var. Nerede Türkler varsa orada Türkçe şarkılar söyleyen çocuklar var. Buzullar ülkesinden Afrika’nın ucuna kadar her yerde...
Oralarda olabiliriz inşaallah...
Edebiyatın aynasında gurbet resimleri
Bugün dünyanın dört bir yanında ‘Türkiye’yi bir sevda haline getirmiş gençler’ yaşıyor. Türkçe konuşuyor, haritada Türkiye’nin yerini gösterebiliyorlar. Daha yirmi yıl önce, Orta Asya’nın demirden kafesi kırıldığında oraya mevsimsiz kuşlar gibi gencecik öğretmenler göç etmişti. Örümcek ağlarının bağladığı kapıları açmış, viraneleri imar edip içine gözyaşlarını, sevgilerini ve hülyalarını kattıkları okullar açmışlardı.
Tarifsiz acıların küllendirdiği gönüllere ilk onların sesi değmişti. Kapılar açılmıştı, gönüllerin kapısı zaten açıktı yüzyıllık hasretle koşan kardeşe.
Zamanın dışına çıkabilseydik eğer, bir film gibi akan zamanı seyredebilseydik, uzaktan onları görecektik. Göçmenleri… Ayak izlerinde yıldızlar parlayan hicret kahramanlarını… Onların yıldızlı izlerinin dünyayı şefkatli bir anne kucağı gibi sardığını görecektik. Her uğranılan coğrafyada biraz daha büyüyen, bütün dünyayı içine alacak kadar büyüyen bir kalp görecektik. Ve insanların, bu kalbin içine girerken yüzlerindeki şaşkınlıkla bütünleşmiş sevincini... Uzaktan, çok uzaktan bakabilseydik, her coğrafyaya ayak izleri bırakan kahramanların ne izlerindeki yıldızların, ne de içine dünyayı sığdırdıkları kalbin farkında olduklarını, aslında farkında olmak istemediklerini de görecektik.
Kim ne derse desin, bu ‘göçmen kuşlar’ın yeryüzüne dağılıp bir sevgi köprüsü gibi her ülkede kurdukları Türk okulları, 21. yüzyılın en önemli hadiselerinden biriDİR. Bu okulların, Türkiye’nin imajı ve dünya barışı adına üstleneceği misyon ve elbette hareketin öznesi olan öğretmenlerin serüveni, pek çok sosyolojik araştırmaya konu olacak.
Şu an “Türkiye’nin haritada yerini gösterebilen gençler”in dünya yüzünde çoğalması, “yeryüzünde en geniş coğrafyada konuşulan dil Türkçe” nitelemesi aslında inceden bir sosyolojik değişimi gösteriyor. Dünyanın her tarafından yükselen İstiklal Marşı, “insanın olduğu her yerde” dalgalanan Türk bayrağı insanların nereden nereye geldiğini anlatıyor.
Artık nerede insan varsa orada Türkler var. Nerede Türkler varsa orada Türkçe şarkılar söyleyen çocuklar var. Buzullar ülkesinden Afrika’nın ucuna kadar her yerde...
Oralarda olabiliriz inşaallah...