Hayatın hemen her alanında yer alan reklamlar, daha fazla kazanma ve harcama kültürünü aşılıyor. Ancak uzmanların yaptığı saha çalışmaları ve bilimsel araştırmalar, maddiyatçılığın, başta aile olmak üzere toplumu psikolojik hastalıklara sürüklediğini ortaya koyuyor. İlahiyatçılar da Müslüman’ın materyalist olmaması gerektiğini vurguluyor.Günlük hayatta televizyon programlarından sanal âleme, umumi tuvaletlerden yürüyen merdiven tutamaklarına kadar her yerde reklam görmek mümkün. Tüm bu reklamlar, daha fazla para kazanarak ve satın alarak mutlu, sevilen ve saygın insanlar olunacağını iddia ediyor. Maddiyatçılığı öğütleyen tüm bu mesaj yağmuru, psikoloji profesörü Tim Kasser’i 90’lardan itibaren bu alanda çalışmaya yönlendirdi. Kasser, Ufuk Yayınları’ndan çıkan ‘Para Var Huzur Yok – Maddiyatçılığın Ağır Bedeli’ kitabında yaklaşık 20 yıllık bilimsel araştırma ve gözlemlerinden oluşan değerlendirmelerini bir araya getirdi. Uzman psikolog, kendi ifadesiyle kitap boyunca Peygamber Efendimiz (sas)’in “Gerçek zenginlik mal-mülk çokluğu değil, gönül tokluğudur.” hadisinin doğruluğunu bilimsel verilerle değerlendiriyor. Maddiyatçı değerlerin başta aile kurumu olmak üzere toplumun ve dünyanın esenliğine zarar verdiğini ortaya koyan Tim Kasser, maddiyatçı değerlere kapılmamak için kişisel değişimi öneriyor. Bunun da güç ve sancılı bir süreç olduğunu hatırlatan Prof. Kasser, arkadaş, aile ve manevi önderlerden yardım talep etmenin faydalı olacağı kanaatinde. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Ali Köse de Peygamber Efendimiz’in (sas) sahabelerine diğerkâm bir kültür aşıladığını aktarıyor. Dört büyük halifeden Hz. Osman’ın Yahudilerden satın aldığı kuyunun başında diğer sahabe ile birlikte bir kova su için kuyruk beklediğini anlatan Prof. Köse, “İslam kültürü varlığın bize ait olmadığını, dünya hayatını yaşamamız için bize Allah tarafından geçici olarak bahşedildiğini öğretir. Ama bütün bunlar İslam’ı sermaye düşmanı kılmaz. Mümin dünya malına sahiptir ama dünya malına tapmaz, materyalistleşmez. Zaten İslam’ın zekât kuralı da kişiyi materyalistleşmekten alıkoyar.” diyor.Para ve şöhret kazanmaya hasredilmiş bir hayatın, anlamsız olduğunu kaydeden Kasser, maddiyatçı değerlerin düşük yaşam kalitesi ve bozuk ruh sağlığı ile el ele gittiğini bilimsel araştırmalarla ispat ediyor. Zenginliğin saadeti artırmadığını söyleyen Tim Kasser, şunları öneriyor: “Kendinizi keyifsiz ve moralsiz hissettiğiniz her seferinde aklınızdan maddiyatçı etkinliklerle meşgul olmak geçiyorsa, daha önce bunların yaşam kalitenizi artırıp artırmadığını düşünün ve bunun kalıcı bir düzelme olup olmadığına kafa yorun. Parayı, görünümü ve şöhreti gerçekten ne için istediğinizi kendinize sorun ve daha anlamlı hedefler edinin. Eşinizle maddiyattan çok birbirinize odaklanmanızı sağlayacak bir ilişki biçimi belirleyin. Televizyonu dolaba kapatın, boyalı basınla ve dedikodu dergileriyle irtibatınızı kesin. Alışveriş merkezlerinde dolaşmaya veya internet üzerinden alışverişe son verin.”Birçok ayet-i kerimede zekât ile namazın birlikte anıldığını aktaran Prof. Ali Köse, “Dolayısıyla zekât verebilecek Müslüman olmak Allah’ın bir emrini daha yerine getirebilmek bahtiyarlığına ulaşmaktır. Peygamber Efendimiz “Gerçek zenginlik mal mülk çokluğu değil, gönül tokluğudur.” derken zenginliğin niteliğini belirlemektedir. İnsanlar mal mülk sahibi olurlar, ama tıpkı Hz. Ebû Bekir gibi, Hz. Osman gibi hayır yaparak manevi haz yaşayabilirler.” ifadelerini kullanıyor.
Devami...