Renklerin Nasıl bugün.?

bardak

Well-known member
Nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bilsem de başlayamıyorum. Başladığım an renklerimin koyu olanlarının gözlerinize çarpması, yüreğinizi yakması, yada sizin için kötü olanları nostaljik şekilde sunması benim içinde ukde bırakır...
Kendini özel hissetmek için ihtiyacın olan tek şey, kendinsin ama birde benim yazımdır belki deyip geldim…(Ukalaca oldu)

Her yaptığımda haklı olmalıyım ya, ondan açıklamalarımı peşin sıra yaptım..Beynimin olumsuzlukları dile dökmemesi için,bence iyi çoğuna göre kötü bir benimseyişdir bu...

Haksızlıklar dışarı vurulmazsa çocuk olarak kalır. Büyümez.

Bilmememiz gerekenleri bilmemiz, onları yağmalamamızı gerektirmez. Kendi içimde bu konuda yaftaladığım çok olmuştur. . Kötülükleri ortaya döküyorsam bütün insanlara en başta kendime kötülük yapabileceğimi ilan etmiş oluyorumdur... Eğer birilerin gözünü oyuyorsak, kendi aynamızda kendi gözümüzü oyuyor gibiyizdir.
“Ne? Kim kimi neden seviyor ve kimi cezalandırıyor? Yapmadan önce düşünmeliyiz. Aklımız “yapma bunu!”dememizi, biz tiksinebileceğimiz halde neden ısrar ederiz. Ne yaptığımız değil,yaptığımızı ne için yaptığımız önemlidir.Sadece başkaları içinse kazanç bellidir….Belki sürekli “Ben” demenin bedeli,öz benliğimizi unutmamızdandır.

Değişmeyecek misin, değişimi fark etmeyecek misin? Denizdeki bir dalganın daha da hiddetlenmesi değişimden sayılmaz mı? İçimizdekini dışarı vurmayı başarmaz mı? Bende ki fırtına içimdekileri dışa çok iyi vuruyor. Sorun zamansızlık olmamalı.
Zaman ileriye doğru akıp gittiği sürece büyülendiğimiz “gelecek” el değmemiş “geçmiş”ten başka bir şey değildir. Sorun yaptığım her yeni hayalimin bir öncekini aratıyor olması idi. Her insan gibi bende haksızlığımla, haklılığımla, iyiliğimle, kötülüğümle, beyazlığımla, siyahlığımla ya da hepsinin ortası gri bir bulut çizmişliğimle boyuyorum içimi ve her geçen gün bu boyanın solgunlaştığını fark etmeye başlıyorum. İçimiz de dışımıza lanse ederse vay halimize.
Hani derler ya; bu zamanın insanının içini dışına çevirsek Hz. Eyyüp (a.s) dan dan daha yaralı olur diye.

Haksızlar mı?

Hiçte değil…

Yaralarımın iyileşmesi için ayrılmak zorundayım. Renklerimin eksikliğini hissettiğim gibi ve de gecikmişliğimin eksikliğini de hissettiğimi düşünüyorum. Bu sözlerim içimin dışa vurmasının mahcubiyetindendir.Söyleyecek söz bulamıyorum artık. Bir bahane ile son vermeliyim, buda kolay kolay olmayacak sanırsam.



Neden haksızlığı saklamak…​


Neden içini dışa çevirmek…​


Neden renklerini tekleştirmek…​


Neden fırtına…​


Neden zamansızlık…​


Neden…
Neden…
Neden...​


Fazla meraklı olmayanlara, sorularıyla başımı ağrıtmayacaklara kapım her zaman açık.


AMA…​

Kaçmak en iyisidir(bence).Yakalayınca veya yakalanınca acılaşır her şey.
Siz gelin beni dinleyin…
İçinizdeki parmak izini ifşa etmeyin…

Bir gül/üş de yok olmamanız temennisi ile…
 
Üst