müdavim
Üye Sorumlusu
Bilmüşahede görüyoruz ki: Bütün eşya, hususan zihayat olanların pek çok muhtelif hacatı ve pek çok mütenevvi metalibi vardır. O matlabları, o hacetleri, ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden münasib ve layık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor. Hâlbuki o hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri ulaşmaz. Sen kendine bak: Zahiri ve batıni hasselerin ve onların levazımatı gibi elin yetişmediği ne kadar eşyaya muhtaçsın. Bütün zihayatları kendine kıyas et. İşte bütün onlar, birer birer, vücud-u Vacib'e şehadet ve vahdetine işaret ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla, güneşin ziyası güneşi gösterdiği gibi, o hal ve bu keyfiyet, perde-i gayb arkasında bir Vacib-ül Vücud'u, bir Vahid-i Ehad'i, hem gayet Kerim, Rahim, Mürebbi, Müdebbir ünvanları içinde akla gösterir.
Şimdi ey münkir-i cahil ve ey fasık-ı gafil! Bu faaliyet-i hakimaneyi, basiraneyi, rahimaneyi ne ile izah edebilirsin? Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem tesadüfle mi, aciz camid esbabla mı izah edebilirsin?...
(Bediüzzaman Said Nursi – 33. Söz’den)
Şimdi ey münkir-i cahil ve ey fasık-ı gafil! Bu faaliyet-i hakimaneyi, basiraneyi, rahimaneyi ne ile izah edebilirsin? Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem tesadüfle mi, aciz camid esbabla mı izah edebilirsin?...
(Bediüzzaman Said Nursi – 33. Söz’den)