Livza
Well-known member
Aldığımız tüm kararların ve bu kararla birlikte, tüm sorumlulukların sahibiyiz.., Kaçmadan, saklamadan, yılmadan yıkılmadan, yürümeyi düşlediğimiz yaşam sürecinde başımıza gelmesini istediğimiz düşlerin senaristiyiz hepimiz… Ayrı gayrı gözetmeksizin kadın erkek hepimiz…
Hepimiz ne düşlüyorsak onu yaşıyoruz… Ve ilginçtir yaşadıklarımızla yeni düşler kuruyoruz… Her gün biraz daha değişerek ve değiştirerek…
Yıkılmaz dediğimiz kalelerimizin içten fethedildiğini fark ettiğimizde savaşmak yerine, savaşıp kalenin içinde ölmek yerine, çoğu zaman belki hiç savaşmadan terk edip kalemizi umarsız belki plansız yeni düşlerin peşinden koşuyoruz…
Peşimizden sürüklediklerimizin sırtımıza yükledikleri günah burçlarını hesap etmeden hem de…
Çalakalem oynattığımız kalemlerimizden dökülen kendi uyduruk hikâyelerimizin başrol oyuncusuyuz, hayatın amacı olan yaşamda… Ve bilmiyoruz ki yardımcı oyuncu olarak peşimizden sürüklediklerimiz, başrol oyuncusundan öğreniyor rol yapmasını...
Anne baba olarak top yekün günahını işliyoruz çocuklarımızın… Arsız hayatlar yaşamak adına, arsızca harcıyoruz güneşin her doğduğu günü türlü heveslerin peşinden koşa koşa…
Hayat yaşamlarımıza çalım attığında, irkilip şaşkınlık yaşarken dahi, yediğimiz çalımın nedenini sorgulamaksızın terk edip o anki sahayı, yeni maçlar, yeni oyunlar ve yeni rakipler arıyoruz kendimize… Durup bir dinlenmeli demeksizin… Düşünmeksizin… Düşüncesizce...
Kimi hataların sebebi olabileceğimiz gerçeğinin farkına varıp, vicdan muhasebesi yapmaksızın, böbürlene böbürlene kişiliklerimizin ne kadarda hatasız yaratıldığı egosunu yayıyoruz etrafımıza…
Oysa bir şeyin farkına varamıyoruz…
Ne bu yazıyı yazarken, ne bu yazıyı okurken ve nice bu gibi zamanların akıp gittiği ve her anın nasılda ömür tükettiği… Her an yalnızlığa biraz daha yelken basıyoruz…
Nereye gittiğimizi bilmeden,
rüzgâra açıp yüreklerimizi,
Rotasız yaşıyoruz...
Anlatabildim mi?
Hepimiz ne düşlüyorsak onu yaşıyoruz… Ve ilginçtir yaşadıklarımızla yeni düşler kuruyoruz… Her gün biraz daha değişerek ve değiştirerek…
Yıkılmaz dediğimiz kalelerimizin içten fethedildiğini fark ettiğimizde savaşmak yerine, savaşıp kalenin içinde ölmek yerine, çoğu zaman belki hiç savaşmadan terk edip kalemizi umarsız belki plansız yeni düşlerin peşinden koşuyoruz…
Peşimizden sürüklediklerimizin sırtımıza yükledikleri günah burçlarını hesap etmeden hem de…
Çalakalem oynattığımız kalemlerimizden dökülen kendi uyduruk hikâyelerimizin başrol oyuncusuyuz, hayatın amacı olan yaşamda… Ve bilmiyoruz ki yardımcı oyuncu olarak peşimizden sürüklediklerimiz, başrol oyuncusundan öğreniyor rol yapmasını...
Anne baba olarak top yekün günahını işliyoruz çocuklarımızın… Arsız hayatlar yaşamak adına, arsızca harcıyoruz güneşin her doğduğu günü türlü heveslerin peşinden koşa koşa…
Hayat yaşamlarımıza çalım attığında, irkilip şaşkınlık yaşarken dahi, yediğimiz çalımın nedenini sorgulamaksızın terk edip o anki sahayı, yeni maçlar, yeni oyunlar ve yeni rakipler arıyoruz kendimize… Durup bir dinlenmeli demeksizin… Düşünmeksizin… Düşüncesizce...
Kimi hataların sebebi olabileceğimiz gerçeğinin farkına varıp, vicdan muhasebesi yapmaksızın, böbürlene böbürlene kişiliklerimizin ne kadarda hatasız yaratıldığı egosunu yayıyoruz etrafımıza…
Oysa bir şeyin farkına varamıyoruz…
Ne bu yazıyı yazarken, ne bu yazıyı okurken ve nice bu gibi zamanların akıp gittiği ve her anın nasılda ömür tükettiği… Her an yalnızlığa biraz daha yelken basıyoruz…
Nereye gittiğimizi bilmeden,
rüzgâra açıp yüreklerimizi,
Rotasız yaşıyoruz...
Anlatabildim mi?
alıntı...